Bu hikayenin bundan sonraki bölümü MrsMarauderr ile beraber yazıldı.
Harry gizlice portrenin arkasındaki boşluktan toplantıyı izliyordu. Voldemort masanın başında oturmuş, Harry, Lucius ve Bellatrix ile beraber aylardır üzerinden onlarca defa geçtiği planın son halini anlatıyordu. Planın sonucu birçok şeyin başlangıcı olacaktı. Böyle planlanmıştı. Büyücü topluluğuna büyük darbe inecek, Zümrüdüanka Yoldaşlığı'na olan güven sarılacak ve halkın en büyük umudu çürüyecekti. Elbette her şey yolunda giderse. Her şeyin yolunda gitmesi için dua etti, Harry. Hayal kırıklığına uğramak istemiyordu.
Voldemort solundaki adama dönüp, "Severus," dedi. "Yoldaşlığa bu bilgileri zamanında vermen önemli. Bizimle eş zamanlı olarak orada olamalılar. Seherbazlar cisimlenmeye başlamadan önce." hevesle, "Önce onlar görmeli," diye ekledi.
Severus soran gözlerle baktı. Tedirgin olmuştu aslında ama dikkatli olması gerekiyordu. "Neyi, Lordum?" diye sordu.
"Ah Severus, inanmayacaksın ama plandaki en can alıcı nokta da o." deyip elini kaldırdı.
Portrenin arkasındaki çocuk işareti anlayıp yan taraftaki kapıya yöneldi. Kalbi heyecandan göğüs kafesinden fırlayacak gibiydi. Büyük çıkışının ilk perdesi Ölüm Yiyenlere idi ve bunu haftalardır planlıyordu. Kendine hakim olmalı ve sükunetini korumalıydı.
Yüzündeki sırıtışı ifadesiz bir suratla maskeleyip sırtını dikleştirdi. Kapıyı açıp odaya adımını attı. Harry'nin yüzü karanlıktan sıyrılıp aydınlandığı anda masada ani bir hareketlenme oldu. Kimi ağzından çıkan şaşkınlık nidalarına engel olamazken, kimisi sandalyesinden düşecek reddeye gelmişti. Harry özellikle yağlı saçlı adama baktı. Her zaman düşüncelerini ustalıkla gizleyen o hesapçı gözler bile şaşkınlıkla bakıyordu. Voldemort Harry'ye gülümsedi. Bellatrix ayağa kalkıp yerini Harry'e gösterdi. Harry yaklaşınca, masadakilere durumu bildiğini göstermek için Harry'e sarıldı. Harry tek koluyla Bellatrix'e karşılık verip gösterdiği yere oturdu.
Voldemort masada aptalları keyifle izliyordu. Sormaya cesaretleri yoktu ama sormamak için kendilerini nasıl tuttukları şaşkınlıktan morarmış suratlarından okunuyordu. Masada sesler yükselmeye başlayınca Harry'e son bir kez daha bakıp masadakilere dönmesiyle tüm sesler kesildi.
"Neden bu kadar gürültü çıkarmak istediğimi anlamışsınızdır umarım." Bella şüpheyle masadakilere bakarken, Harry sırıttı. Bazı kişiler Harry'nin cüretine hayret etti.
"Yıllar önce öldü sanılan Harry Potter, kudretli Lord Voldemort'un yanında görülürse büyücü toplumunun alacağı hali bir düşünün dostlarım. Son umutları ellerinden alınmış gibi olacak ve Karanlık Lord'un yenilmez olduğunu herkes anlayacak."
***
Yoldaşlık Karargahı
Tam dört yıl önce bugün kaybolmuştu Harry. Kocaman dört yıl ama Harry'nin kaybının acısının azalması bir yana, gün geçtikçe daha da artıyordu. Dostlarını ikinci defa yüzüstü bırakmıştı. Harry'nin yokluğuyla beraber, kalbindeki boşlukların sayısı üçe çıkmıştı. Doğrusu, bu durum kalbinin tek parça halinde kalmasına engel oluyor, Harry'i bulacaklarına dair olan inancı bile o kalbi tek parça halinde tutamıyordu.
Yıllar önce sürekli gülen o yakışıklı surat kayıpların acısıyla çökmüş, yılların eskitemediği mutlu anıların gölgesinde sert ve kayıtsız bir çehreye bürünmüştü.
On beş yıl sonra suçsuzluğu kabul edilmiş, hakkındaki tüm arama emirleri kaldırılmıştı. İlk işi Grimmauld Meydanı'ndaki evden kurtulmak olmuştu. Küçük, iki odalı bir eve taşımıştı. Biri kendisi için, diğeri de yakında gelecek Harry için iki oda. Daha fazlasına ihtiyaçları yoktu.
Bakanlık toplumun yaptığı baskılardan ve sert söylemlerinden kaçınmak için Sirius'un hesabına hatırı sayılı bir miktarda altın gönderdiğine dair bir notla, Seherbazlık eğitimi davetiyesi yollamıştı. Sirius her ikisi elinin tersiyle itip notu şöminede yaktıktan sonra altınları E. R. İ. T.'e bağışlamıştı. Ona göre, onu yıllarca Voldemort'un sadık hizmetkarı, katil ve - her şeyden daha beteri- bir hain olmakla suçlayan, onu toplumdan TAM ON İKİ YIL aforoz edip Azkaban'a kapatan aptal Bakanlık ile çalışmak son derece gülünç bir durumdu. Sözüm ona nazik bir dille (!) Bakanlığa o Seherbazlık eğitim saçmalığını bir taraflarına sokmaları gerektiğini söyleyen bir mektup yazıp, altınları da aynı yere göndermek istediğini ama daha hayırlı bir işte kullandığını ekleyerek paralarının karşılığı olarak binlerce E. R. İ. T. rozeti yollamıştı.
Ama Dumbledore bir yerden sonra araya girmiş, Bakanlık için çalışmasının Yoldaşlığın çıkarına olacağını söylemişti. Ona göre Sirius Bakanlığın hayır diyemeyeceği biriydi ve bu çok faydalı olabilirdi. Ama Sirius, ondan TAM ON İKİ YILINI ve onurunu alan o aptallar sürüsü için çalışmayacağını kesin bir dille söyleyince, Dumbledore son darbeyi yapıp, "Harry'i bulmamızda yardımı dokunabilir, Sirius." demişti. Sirius ise sinirden eli ayağı titreyerek, "Bu son ihtiyar, beni bir daha yapmak zorunda olmadığım bir şeyi yapmaya zorlayamazsın," diye bağırıp, hoş bir sesle, "Yoldaşlığı'na da, senin düşüncelerinin de canı cehenneme." diye ekleyip Grimmauld Meydanı'ndan ayrılıp evine cisimlenmişti.
***
Kapının çarpan sesi, Mrs. Black'in haykıran sesine karışırken Severus Snape karargahın kapısında belirtmişti.
"Diagon Yolu," demişti nefes nefese. "On dakika içinde orada olacaklar."
O an, Grimmauld Meydanı 12 numaranın geçici sakinlerini bir korku almıştı. Herkes emri verecek Dumbledore'a bakıyordu.
"Dikkatli olun,başka bir şeyin peşinde," dedi bu defa Snape. "Buraya gelip söylememi o istedi."
Sirius, "Bu bir tuzak olabilir Dumbledore." dedi.
"Hayır, saldırı kesin. Ama amacı farklı."
"Bozuk plak gibi aynı şeyi tekrar edeceğine yararlı bir şey söylemeye ne dersin Snape?" dedi tükürürcesine Sirius.
Snape, Sirius'u duymazlıktan gelip Dumbledore'a döndü. "Daha fazlasını söyleyemem," deyip kafasını gösterdi. "Fidelius yaptı ki göremeyesin."
Dumbledore, Snape'i dikkatle süzerken perişan ve şaşkın olduğunu sezdi. Kafasını sallayıp Yoldaşlığa döndü.
"Sirius, Remus, Moody ve Kingsley, lütfen Diagon Yolu'na gidip arkadaşları karşılar mısınız?" dedi. Emri alanlar kafasını sallayıp kapıya yöneldi. Snape, Sirius'u kolundan tutup, "Ne görürsen gör Black, sakın kendini kaybetme." dedi.
Bölüm sonu notu: Bu hikaye asırlar önce kurgulandı, yıllar önce de eski bir dostla yazıya döküldü. Ama ne yazık ki tek bölümle sınırlı kaldı. Ve yıllar sonra başladığım işi biraz daha değiştirerek ve onu biraz daha geliştireceğime inanarak hikayeye devam etmek istedim. Değerli yorumlarınızı benden sakınmazsanız çok minnettar kalırım.
KAMU SEDANG MEMBACA
Dark Whispers
Fiksi PenggemarBağırışlar ve fısıltılar... Harry, hepsi o kadar bütünleşmiş ki bir an kavrayamıyor. Ama bir sesi ayırt edebiliyor. Bir haykırışı. Amos Diggory'nin. Yazık. Ağlayışlardan nefret eder, Harry. Eskiden etmezdi ama artık ediyor. Kafasını kaldırıp Diggor...
