Hava kararmaya başladığında Doğru Söz bir günah kadar kara olan muhteşem bir kalenin önündeydi. Doğru Söz siyah kalenin dev kapısında durdu, gecenin içine doğru uzanan dört kulesi son derece yüksek ve huzursuz edici olan kaleye baktı içinde tuhaf bir his oluşmuştu ve tam arkasını dönmek üzereydi ki kalenin dev gibi ahşap kapısı gıcırdayarak yavaşça açıldı. Çok yakışıklı genç bir adam altın ve beyaz giysiler içinde karşısında duruyordu.
"iyi akşamlar genç savaşçı" dedi adam. "üşümüş gibisin, soğuk ve rüzgardan korunmak için içeri girmelisin. "dedi.
Adamın sesindeki melodi büyüleyiciydi ve sanki genç adam Doğru Söz 'ü yıllardır tanıyan bir dost gibi davet etmişti. Doğru Söz kalede uğursuz bir şeyler olduğunu hissetse de soğuk da onu arkasından kovalıyordu Doğru Söz sıcak ateş fikrini yabana atamadı başıyla onaylayarak kaleye girdi.
Kale aynı hisleri gibi kasvetliydi kan kırmızısı duvarlara asılmış tablolar çok ilgi çekiciydi erkek ve kadın portresi bulunuyordu ancak hiç biri bu dünyaya ait değil gibiydiler.
oldukça eski görünüyordu. Koridor boyunca duvara sıralanmış ve ilerlerken sanki canlıymışcasına gözler onu takıp ediyordu. Küçük mağaracıklarda oluşmuş gibi dolambaçlı koridorlar yenilerine açılıyordu. Doğru Söz genç adamı takıp etti. Kısa bir süre daha yürüdüler ama bu sırada hiçbir canlıyla karşılaşmadılar. Kale dışı gibi içinden de terk edilmiş hissi veriyordu. Sonunda genç adam ve Doğru Söz büyük bir odaya girdiler. Doğru Söz odanın ortasındaki dev gibi masaya ve üzerindeki azığı sulandıran yiyeceklere baktı sanki yemek için onun gelmesini beklemişlerdi bu düşüncenin doğruluğu tartışılırdı ya da davetli önemli bir misafirleri vardı Doğru Söz bunu düşünürken yolda hiç ev görmediğini hatırladı belki de konuğu önceden uzun bir yoldan gelmiş ve yukarıda dinleniyordu ama kendisi çok acıkmıştı. Genç adam parmağını şaklattı ve yeni fark ettiği kapıdan giren hizmetkarlar servise başladı Doğru Söz 'ün önüne et, güzel kokulu sıcak bir ekmek ve çeşit çeşit egzotik meyveler konuldu.
Savaşçı hepsini mutlulukla yedi, midesine çok uzun zamandır bu kadar güzel şeyler girmemişti. Sarayda ayrılalı sanki bin asır olmuştu ( Ama Doğru Söz zamanın geldiğini biliyordu dışarıda bir yerde kaderi onu bekliyordu ve işte her şey böyle başlamış oldu) . Bunları düşünen Doğru Söz yemeğini yerken genç adam da karşısına oturdu ve gülümseyerek onu izledi. Bu adamda onu tedirgin eden esrarengiz bir şeyler vardı.
YOU ARE READING
ŞOVALYE
General FictionÇok hem de çok uzun bir zaman önce bir şövalye yabancı bir ülkenin dağlarını aşarak korkusuzca ilerliyordu. Son derece dik, kayalarla dolu, ulu karaağaçların çevrelediği bir patikada acı soğuğa ve yanaklarını alazlayarak esen güçlü rüzgâra karşı ter...
