0.1

128 11 4
                                        

Hikayenin tüm içeriği ve akışı değiştirilmiştir. (Karakterler ,isimler gibi.)Aranızda merak edenler vardı. Bu yüzden daha uzun ve daha ayrıntılı bir şekilde anlatacağım olayları.

Multi de > Dolunay Solmaz

Bölüm şarkısı > Pink Sober

Iyi Okumalar.

"Bu mu? Yoksa bu bu?" diye sordum karşımda oflaya puflaya beni izleyen Dilan'a elimde ki elbiseleri göstererek.

Hiç konuşmadan bir elini kaldırarak sol elimde ki sarı elbiseyi gösterdi.

Ona suratımı buruşturarak baktım. "Saçmalama. Sarı olmaması gereken bir renk." Sağ elimdeki siyah elbiseyi sallayarak "Işte. Hayatımın anlamı bu." dedim.

Bana boş boş bakarak "O zaman neden soruyorsun katıksız mal?"

"Fikirlerine saygı duyuyordum ama sarı rengi seçtiğinden beri yani iki dakikadan beri sana olan saygım sıfır."

Gözlerini devirdikten sonra oturduğu yatağımda kollarını iki yana açarak kendini geriye attı.

"Kendine dikkat et. Öncelikle namus." dediğin de ona gözlerimi kısarak baktım.

"Sadece bir parti. Kola içip eğlenicez."

"Valla kızım benden söylemesi. Sonra 'gitti namıs.' diye sızlanma."

"Kapa çeneni!" diye karşı çıktım. Böyle bir şey olması imkansızdı.

Kahkaha attı. Bende gülerken elbisenin fermuarını çekmek için maymunsal hareketler yapıyordum.

"Kaldır kıçını da yardım et." diye sızlandım Dilan'a. İkiletmeden yatakta doğruldu. "Az ye az." diyerek fermuarını kolayca çekti.

"Sanane be. Hem bir kere benim vücudum dört dörtlük." diyerek saçımı savurdum.

Savurduğum saçlarım Dilan'in ağzına girince "Ya topla şu saçlarını. Yoksa ben halledeceğim." diyerek eliyle makas işareti yaptığında gözlerim irileşti.

"Hoşt!" diye ortaya bir tepki koyduğumda güldü. "Yürü git evimden geç kaldım zaten." dediğimde öpücük atıp kapıdan çıktı.

Gözümü devirdim ve önüme dönüp karşımda ki aynada kendimi süzdüm.

Siyah düz bir elbiseydi. Çok kısa değildi ama çok uzunda değildi. Belimin iki yanına atılmış makaslar elbiseyi daha da şık hala getiriyordu. Saçımı salmıştım ve sadece bir rimel sürmüştüm. Makyajı sevmezdim.

Zil çaldığı gibi çantamı kaptım ve hızla evden çıktım. Aşağıya indiğimde karşımda siyah bir motorla karşımdaydı işte. Cenk.

Ama aklıma gelen şeyle dudağımı büzdüm. Yanıma gelirken yüzümün aldığı şekli gördü "Ne oldu?" diye sordu.

"Elbisem...onunla motora binemem." dedim arkasında ki motoru işaret ederken.

"Sorun bu mu yani? Zaten yakın bir şey olmaz." Ceketini çıkartıp bana uzattı. "Al. Bacaklarına örtersin." diyerek bacaklarımı süzdü.

Arkasını döndü. Motora doğru ilerlerken bir şey unutmuş olacak ki duraksadı. Bana doğru topuklarının üzerinde dönerken işaret parmağını uyarırcasına salladı "Sakın o ceketi düşüreyim deme." diyerek tekrar motora yöneldiğinde gözlerimi devirerek motora doğru ilerledim.

Motora biner binmez ceketi bacaklarıma örttüm. Olası bir firikiğe karşı.

Oraya varana dek tek kelime etmedik. Motordan yavaşça inip üzerimi düzelttim. Elimi sıkıca kavrayarak beni partinin olduğu eve sürükledi.

Içeri girdiğimiz anda yüksek seste ki müziğe alıştım. Zaten bangır bangır müzik dinleyenlerdendim.

Mutfağa yönelip iki bardak aldık. İçlerine içki doldurup salona geçtiğimizde bizim grup olduğu gibi karşımdaydı. Berk,Mert,Yeliz,Cansu...

"Nerde kaldınız ya!?" dedi Berk gevşek gevsek. Sanırım çoktan sarhos olmuştu.

"Dolunay! Gelsene!" Adımı duyduğumda kafamı o tarafa çevirdim. Yeliz tek elini sallayarak yanına gitmemi işaret ediyordu.

Cenk'in tutuğu elimi kurtararak o tarafa doğru ilerledim. Tam Yeliz ağzını açmış bir şey söyleyecekti ki Mert arkadan "Eğlenelim!" diye bağırdığında tüm dikkatler ona döndü.

Yanlarına gidip koltuğa ,Cenk'in yanına, geçip oturdum. Mert bana doğru eğilerek "Ama eğlenmek için buna ihtiyacın var." diyerek pis pis sırıttı ve elinde ki hapı bana doğru uzattı. Elime alıp birazcık inceledikten sonra Mert'e dönüp "Bu ne?" diye sordum.

"Eğlenmeni sağlayacak şey." diyerek tekrar sırıttı. Daha fazla mızmızlık yapmak istemediğim için hapı ağzıma attım. Mert memnun bir şekilde gülümseyerek "Etkisini birazdan gösterir." diyerek göz kırptı.

Sahte bir gülümsemeyle karşılık verdiğimde çoktan başım dönmeye başlamıştı. Ayağa kalkmaya çalıştığım her seferde tekrar koltuğa düşüyordum. Kısacasi ayakta bile duramıyordum.

Ayrıca neden tavan gök kuşağı gibi rengarenkti? Yada neden Yeliz'in suratı yamuktu? Tövbe bismillah. Kızın tipi tost makinesinde eritilmiş kaşar gibiydi.

"Neler oluyor?" diye ortaya bir soru sordum.

"Bizim kız kafayı bulmaya başlamış." dedi Berk. "Hoşuna gitmedi mi?" diye devam ettirdi konuşmasını. Aslında "Tam tersine. Hoşuma gitti." dediğimde hepsi şaşkına dönmüştü. "Başka yok mu?" Hepsi gülmeye başladığında bende güldüm. Gülüşlerimi bastıramıyordum.

Ne kadar durmak istesem de gülüşlerim daha da artıyordu. Ağzıma bir tane daha hap attığım da dünya daha da renklendi ve tüm dertlerimi unuttum.

Yaşadığım şeyleri. Üvey annemin yaptıklarını. Hepsini. Hepsi yok oldu. Eğleniyordum. Hayatımda ilk defa böyle eğleniyordum. Çılgınlar gibi dans ediyor ve Cenk'le normalde yapmadığımız kadar yakınlaşıyorduk ama...eğleniyordum işte.

Birden büyük bir patirtı geldiğinde herkes kafasını o tarafa çevirdi. Biri "Polisler!" diye bağırdığından Cenk bir ayağa fırladı. Elimden tutarak beni arka kapıya götürdü.

Koşarak evden çıktık ve evin önünde ki motora kimseye görünmeden ulaşabildik. Ne yazık ki polisler görmüştü. Cenk birden sürmeye başlayınca çığlık attım. Kafam hala güzeldi ve daha çok sürmesinin istiyordum. Arkamızda polisler vardı ve çok hızlı gidiyorduk ama umurumda değildi. Ben hala eğleniyordum.

Cenk gidonu sola kırdığında ara sokaklardan birine girdik. Burası karanlık ve ıssızdı. Siren sesleri uzaktan geliyordu ama her an bizi yakalayabilirlerdi. Motoru küçük bir yere bıraktıktan sonra Cenk tekrar elimi tutup bizi bir barın içine soktu. Her yer terden yapış yapış olmuş insanlarla doluydu. Ama müzik tam benlikti.

Barın tuvaletinde yaklaşık yarım saat hiç konuşmadan oyalandıktan sonra dışarı çıkma vakti gelmişti. Motora atladığımız gibi uzaklaşmaya başladık. Bugün çok suskundu. Normalde benden çok konuşurdu ,Cenk. Evimin önüne geldiğimizde gülmeye başladım. Ayılmaya başlıyordum ama gülmemi durduramadım.O da gülmeye başladığında sessiz sokak,bizim kahkahalarımızla inliyordu.

''Ne gündü be!'' dediğinde bi kahkaha daha patlattık.

''Aynen.Bu arada bana verdiğin şey her neyse, bir daha istiyorum. mümkünse her gün.'' dediğimde yine kahkaha attı. Koşarak yanına gidip kucağına atladım ve dudağına yapıştım. Neden yaptığımı bilmiyordum ama...yapmak istemiştim.Hiç bekletmeden karşılık verdiğinde öpüşünde gülümsedim. Omuzlarından tutup ittirdiğim de sızlansa da çok uzatmadı ve motoruna binip uzaklaştı.

Tabii ben bilmiyordum,bir tane daha isterken bilmediğim bir boka battığımı yada pis işlere bulaştığımı. Hikayem böyle başlamıştı ve nasıl biteceğini inanın, ben bile kestiremiyordum.

BİRAY Where stories live. Discover now