Basit bir tebessüm

40 1 0
                                        

Sabahın köründe susmayan telefon sesine uyandım yine. "Konuşmaya ihtiyacım var" diye yeni bir mesaj. Kimin umrunda ? Mahvolmuş hayatımdakı sevdiğim tek şey uyumaktı ki , yine yorganımı kafama çekip gözlerimi kapadım. Fakat , daha ne kadar kaça bilirdim sorunlarımdan ? Yarım kalmış okulum , okumam gereken onca kitap , dizilerin izlemediğim bölümleri , dağınık odam ve daha neler.

Yatağımın tam karşısında duran boy aynamin karşısına geçtim. İlk uyandığnda kendini görmek ne kadarda ürkütücü ve korkunç. Dimi ? Hayır mı ? Asla saatlarini ayna karşısında geçiren kızları anlamayacağım. Basit bir at kuruğu neye yetmiyor ki ? Ha o da fazla , sal gitsin. Yavaş yavaş aynanın karşısına geçtim , ağlamaktan şişmiş suratım ve gözlerim , çatlamış dudaklarım , bir kaç sivilce , beni yıka diye bağıran saçım hele şuna bir bak asla umrumda oluyan kilolarım bile gözüme batıyordu .

Ne olursa olsun , hayat devam ediyor. Evet kaybettiğim annemi , babamı geri getiremem , zorunlu gittiğim okulu da bırakamam ama mutlu olucak onca şey var ki . Hemen bir duş aldım daha sonra dolabın karşısına geçip "kalori bombası" olan her şeyi bir çırpıda çöp kutusuna attım. bir bardak suyumu içtikden sonra bogaza indim. Evet , şanslıydım evimiz bogazdan 10 dakikalık mesafede.

Yavaş yavaş yürürken rüzgar yüzüme çarpıyordu , özgürlüğüm tüm bedenime yayılıyordu. Her nefes aldığımda yeniden doğmuş gibi içim umutlarla doluyordu. Ben 16 yaşındaydım daha yolun çok başında , başara bilirim . Aniden ellerinde mendillerler olan küçük bir kız karşıma çıktı. Gözleri 2 metre ötüden bile parlıyor , kızıl gibi olan saçları dalgalanıyordu. Üzerinde yırtık bir elbise , ayaklarında eski bir ayakkabı vardı. Ben onun gözlerine bakmaya devam ederken oluşan sessizliği o "abla bir mendil alırmısın" diyerek usulca bozdu. "Ha evet elbette" diye bir mendil aldim , cebimde olan bozuklarla parasini verdim. Aniden kucuk kiz biliyormusun ? dedi. Neyi ? diye yanit verdim . Tebessum ederek Aslinda ben bu paraya sakiz alicam ama hem annem bilmiyor hem de su gordugun market var ya dedi. Yuzunde nefretle, uzgunlugun birlesmis bir hali olusmustu. Evet dedim bende . Ben oraya girince hemen kovuyorlar, ben dilenci degilim diye devam etti. . Kucuk bir kizin bu dusuncesi beni şaşırtmisti. Istedigin sakiz olsun guzel kiz diyr ekledim. Tam yanimizda duran kucuk bakkal misali marketten bir kac cikolata, sakiz , jelibon gibi seyler aldim. Dolu bir posetle o kucuk kizin yanina dondum. Al bakalim deniz gozlu diyerek poseti ona uzattim. Bunlar inanmiyorum bunlar benimmi diye yerinde durmadan zipladi , kizil gibi olan saclari dagilarak gokyuzune dogru ayni bir gunes gibi uzandi. Elbette senin diye ekledigimde , o gozlerinde oluşan mutluluğun , sol yanağinda batan gamzesinin guzelliginin, o kocaman tebessumunun tarifi yoktu. Ben birini mutlu etmistim , bir gulumsemenin sebebi olmustum. Cok tesekkur ederim diyerek yanimdan ayrildi deniz gozlu. Eve dogru adimladigimda sadece dusunuyordum kim bana ne yapsa bu kadar mutlu olurdum ki ? Hata yapiyordum evet. Mutlu olmak icin birisine ihtiyacim yoktu, onca sebebim zaten vardi. Peki neydi mutluluk ?Sahi neydi mutluluk ?
Hiç beklenmeden gelen mesaj mi ?
Aç biri için yemek mi ?
Öğrenci icin iyi bir not mu ?
Gözleri dolmuş ama zayıf görünmemek için kimsenin yaninda ağlayamamış biri icin yalnız kalıp hıçkırıklara boğulmak mi ?
Ne şu mutluluk , sıcak bir çikolatayla yeni bir kitap mi ?Peki... Ben nasil bulucaktim o mutlulugumu , tebessume ihtiyacim var . Sahte , yapmacik, birilerini mutlu etmek için yalandan gülümsemeye degil de , gercek , kocaman bir tebessume ihtiyacim var. Icimdeki tum kalp kirintilarimi , acilarimi, kederlerimi bir nebze unutturucak kahkahaya ihtiyacim var. Ağlamakla gecmiyor, uyumakla da kendini kandiriyorsun . Aglamak yaraya tuz dokmek gibi , zamanla daha da acitir . Ayni espiriye defalarca gulmezsin, guldugun seyleri unutursun fakat agladigin seyleri unutamazsin . Bende tum hayalkirintilarimi kahkalarla unutmak istiyordum. Intihar cozum degildi benim icin , bu haksizlikti sadece . Onlarca yasamak icin son nefesine kadar mucadele eden insanlara haksizlikti. Kendime zarar vermekte bir ise yaramazdiki . Bu da haksizlikti. Benim goren gozlerim vardi ama ben onu aglamakla yoruyordum , ben konusa biliyordum ama cok kalp kiriyordum . Ben kaybetmistim kardesim ... Tum hazinemi kaybetmistim , babam ben kucukken ölmüş hayal gibi aklimda sadece , bir de cansiz fotograflari elimde. Annemse kanserdi, ölümle yasamak arasinda her gun mucadele ediyordu , direniyordu , benim icin . Her gece hıçkıra-hıçkıra aglayisina kalkiyordum uykudan. O giderse koskoca sehirde yalniz kalicaktim. Oylede oldu iste. Ben yanina giderken siliyordu gozyaslarini kizim ben özür dilerim diye gozlerime bakiyordu. Ne derdim olursa olsun ona sarilinca geciyordu be kardesim, geciyordu . Paramparca olan kalbimi her zaman kendi parcalariyla birlestiriyordu , ben tamamlandikca o eksiliyordu megerse. O zamanlar o benim mutlulugumdu, o mutlulugumu iylestiricek seyse paraydi, kimisi icin bir arabanin , kimisi icin fazladan bir evin, bir kere giyip aticagi ayakkabinin parasiydi . Ama benim icin o para bir candi, hayatti. Kimden isterim ki ? Dilenmeyi bile goze alirdim , birak dilenmeyi ben her gece "Allahim benim hayatimdan alda anneme ver diye " dua ediyordum. Annem benim ya, son gunuydu onun hic unutmam , ilk defa kek yapicaktim bende. Nerden bile bilirdimki bu ona yapicagim hem ilk hemde son kekimdi. Neyse iste yaptim , buyuk bir hevesle, ozguvenle , goturuyorum ona , kendim hic tadina bile bakmamistim , annem tatdi yuzunde eksi bir goruntu olustu ama sonra afferin ne kadar da guzel, cok lezzetli diye öve-öve bitiremedi. Sonra fark ettim ben megerse seker yerine tuz koymusum . Tadi berbatdi ama annem beni mutlu etmek icin begenmisti, o bencil degildi, o beni kosulsuz sartsiz seven tek kisiydi. Ben asla annemden guzel bir ayakkabi, yeni giysiler , her gun farkli tatli yemekler istemedim, arkadaslarimla bir yere gitmek icin tutturmadim. Cunku, ben biliyordum. Ben yari tok yari acken annem pahali restoranlarda yemek yemiyordu, ben bozuklarimla cok begendigim bir ayakkabiyi almak icin para biriktirirken annem AVM lerden en pahali seyleri alip giymiyordu. En azindan pisman degilim diye hep avuturum kendimi, onu ben kirmadim , asla bagirmadim , onun kalbini hos tutmak icin , uzulmemesi icin o sıkıcı matematik, fizik sinavlarina hazirlandim . Ve ona soz verdim. Anne, ben cok iyi bir doktor olucagim. Ve ne olursa olsun vicdanim hep yanimda olucak. Ben yanimda annesini kaybetmek uzere agliyan bir kizcigazi azarlayip, onun mutlulugunu kurtara bilecegim halde onu geri cevirmeyecegim. O kizcigaz bendim , soguk , vicdansiz kalplerden imrenilerek hic acinilmayan kiz bendim. Her sey o anda doktorun elindeydi ama onun icin benim mutlugum bir hicti . Bir insanin hayati onun icin sadece paraydi. Insan kaybettiginde anliyor hayati. Gozunu boyuyan yalanlarin ardindaki gercegi goruyor o zaman. Kimileri hayati sevgilisi terk ettiginde anlar ,
Kimileri en sevdigi oyuncagini kaybettikde , kimileriyse kanserli bir anneyle son bakismada anlar her seyi , Ve ya ölmüş bir babayi ugurlamadan once son kez öptügunde elini . Hayati anlamak ve ya anladigini sanmak kayiplara sarili . Ve bence hayata birilerini kaybetmeden sarilmali . Benim icin gec belki , evet ama sen bil hayatinin , hayatindakilarin kiymetini. Gercek aski bulduysan birakma pesini mesela, bir kalp kirintisiyla yok etme askini , mutluyken uzgun sarkilar dinleme, mutsuzluguysa dusunme asla, fakat cok buyuk hayaller de kurma , imkansizi isteme ama sunu da unutma eger dusune biliyorsan yaparsin.
not:part 2 cok yakinda . Begendiyseniz yorum birakmayi ve vote yapmayi unutmayin . Sizleri seviyorum

You've reached the end of published parts.

⏰ Last updated: May 26, 2016 ⏰

Add this story to your Library to get notified about new parts!

Bir Tutam MutlulukWhere stories live. Discover now