Yavaş Yavaş Açtığı Yara Çok Derin

124 3 0
                                        

Dışıma herzaman,bitti deyip hiç bitiremedim aslında hep içimde yaşadım yani, ne oldu diye sorarsanız, içime dert dışıma yangın oldu. Hayat hiçbir zaman küçük oynamaz eğer siz büyüdüyseniz küçük gelir ama işte mesele, büyümek zaten büyüyemiyoruz hep bir tarafımız çoçuk yani narin, kırılgan, kolay kadırılabilen.

Bazen herşeyi rayına oturturuyum derken aslın da herşey o raydan çıkmıştır ama siz fark etmesiniz. Belkide görmek istemeyiz kendimizi böylesine inandırmak mutlu eder evet tam olarakta bu zaten. En büyük yanlışımız yüzeysel doğrularımıza inanıyoruz derine insek ah başarabilsek o zaman olay belki bu kadar kötü olmayacak
Kelimelerimizde boş gelir bazen beyin beyin idrak etse de, kalp idrak edemez. Çünkü çok acıyodur ve acıdan başka birşey hissetmiyordur, nasıl başarabiliyorsak kelimeleri kifayetsizleştirecek kadar acıtmayı, anlamıyorum. Ama herkezin ismini duyduğunda kalbinin hissettigi bir isim var eminim. Belki acı, mutluluk, kaybetmişlik, pişmanlık, zafer hissediyoruz
Acı herkeze göre farklı yaşanır kimisi sahte tebesümlerle kapatarak yaşar kimiside, saklamaya gerek duymaz yaşar. Tabi yaşamak denirse zamanla daha az acır ama acır acır, yavaş yavaş geçer ama iz kalır. Baktıkça yeniden acır
Yani ya tam sevinelim, ya tam üzülelim. Evet tam üzülmek çok agırdır insan için, ya eksik sevinmek, daha beter.
Ben olmayana inanmayı seviyorum. Ve canımız yanıyor biz aşırı derecede özgüven sahibi insanlarız aşkta en yakın arkadaşının, kardeşinin herşeyim dediğin insanın acı çektiğini göre göre, yürüyoruz aşka. İstesekte engel olamıyoruz olmuyor.

Ve yeni bir güne uyandım okula gidip hayalim olan üniversiteyi kazanıp ayakları yere basan bir kız olmak istiyorum. Okula girdim çok mutluyum ve güçlüyüm diyorum ki karşımda O ve ben kaskatı kesiliyorum ben orta okulda böyle bir kız değildim. Belkide orta okulda aşık bir kız değildim. Gözlerime o kadar güzel bakıyor ki ben o gözlerde kayboluyorum çıkamıyorum şükür ki içimden bir ses o kadar çok bakma rezil oluyorsun diyor ve kafamı yere eğip sınıfıma yöneliyorum, kızlar gelmiş çoktan derin derin konuşuyorlar ama ben kendimde değilim ki onları anlayabileyim. Ama kendime kızıyorum ne bu ya kendi kendime gelin güvey olup onu hayal ediyorum çünkü sürekli onunla hayal kuruyorum. Zil çaldı ve ben kahvaltı etmedigim için miydem de sanki horon tepiyorlar. Kantine iniyorum kızlar gelen varmı diyerek kızlara sesleniyorum ama hepsi gelmeyeceğini söyleyince bende yalnız inmeye karar veriyorum. Alt kata indim sınıfının önünde birkaç arkadaşı ile konuşuyordu ve bir anda susup bana baktı.

Benim konuşmalarım (-)

Arkadaşlarımın ailemin ve korayın ki(+)

Ve sonunda dayanamayıp neden bakıyorsun bana diyorum. O da. +Ben mi? Diye karşılık verdi.- Evet sen. +O zaman sende bana bakıyorsun ki sana baktığımı görebiliyorsun. (Benim yanaklarıma alık kutusunu boca etmisin eminim o durum da) . Demek ki rahatsız oluyorum da ondan. +Evet rahatsız olduğun için bu kadar utanıyorsun.-(içimden oha egoistte bak diye düşünüyorum sinirli bir şekilde) - Utanan kim senden mi?. Çocuk patlatı bana kahkahayı +Görünürde sert ve zeki gibisin ama 2 saatir bir cümleyi aşamadın. - Sen de görünürde, baya olgunsun ama hiç yansımıyor şuan. Emin ol. + Dedigim gibi böyle ol sert, laflarınla sustur. - (Ben kaç saattir gözlerinle sustur sonra dediğine bak). + Neyse evet sana bakıyorum doğru yalana gerek yok bence rahatsız oluyorsan olmaya devam et çünkü ben sana bakmaya devam edecegim.- (Cesarete bak ya) - - Anlamadım.+Bal gibi de anladın neyse zil çaldı şimdi gidiyorum ama tekrar konuşacaz. Dedi ve derse gitti. (Tammam, hayattım boyunca cesur erkeklerden hoşlandım ve sonunda istediğim erkeği buldum, o zaman başlasın artık filmimin başrolünde partnerim tamam.)

Ertesi gün tenefüste, Emirin yanına gittim, basketbol oynuyordu. Şşt yakışıklı bir tane ben atabilirmiyim diye sordum. Arkasını dönüp sırıtı.+ Ooo güzel bayan siz basketbol oynarmıydınız. - Demek ki oynuyormuşum. Güldü ve topu atı. Evet gerçektende pek oynamazdım koşmayı daha çok seviyorum. Ama acemi şansı ilk atışta basket!. Emir şaşırdı haliyle biraz. Ee tabi bende show olsun diye çıkışta gel de ders veriyim sana dedim.+ Tamam dedikten sonra o atı. Tabi ki de basket!.
+Aslında o kadar da ders alacak bir durum yok dedi bende sırttım (alaycı bir tavırla) . Emiri gerçektende seviyorum iyi bir dost ve yol arkadaşı, çoğu zaman onunla okula gider gelirim. Zil çaldı hadi derse dedi ve arkamı dönmemle bir çift delici ela gözle karşı karşıya kaldım.!
Bu arada beyimizin Adı Koray.
Ama neden bu kadar sinirli bakıyordu. Anladım , tamam kıskanıyor diyeceğim ama sadece ufak bakışıyoruz yeterli mi. Bilmiyorum . Ama empati kurduğum da bir kızla görsem deliriyorum ya. Bence susmalıyım adam haklı söz konusu kıskançlık duygusu olunca. Okul kapısına doğru yürüdüm oda arkamdaydı. Yaklaştı ve, +konuşacaz demiştim dedi bende - 4. tenefüste konuşacaz demedin yanılmıyorum deyilmi bir zaman dilimi veya saat belirlemedik. (hınzırca güldüm, aslında çok konuşmak istiyorum ama tedirginim, buna anlam veremiyorum bende). +Kelime oyunu yapma bana, şimdi ögle arasına girecez ben ögleden sonra okula gelmeyecegim ama yarın sabah konuşacağız.!
- Tamam.
Aslın da gelmemsine üzüldüm ama yapacak birşey yok, neden gelmeyeceksin diye hesap sormak isterdim ama neyi olarak bu soruyu ona yöneltecektim.
Sabah uyandım hafif bir makyaj ile okula çıktım. Okula girdim ve onu gördüm bana göz kırptı ben oofff bittim ya arkadaşlarıda koray ın baktığı tarafa baktı, ben hiçbirşey yapamadan sınıfıma kaçtım. Benim sınıfım üst kattaydı neyse ki. Ama çok heycanlanmıştım ve mutlu olmuştum. Sınıfa sırıtarak girdim kızların hepsi bana hayırdır ağzın kulaklarında der gibi bakınca dayanamadım ve anlatım olup biteni, hepsi şok oldu tabi. Dilan. +Şu ukala olan 12 mi kızım malmısın o çoçuk okuldaki kızların yarısıyla çıktı, gömlek değiştirir gibi sevgili değiştiriyor.
- Kızım benim adım Asya tamam hoşlanıyorum ama bu kendimi ona kaptırdığım anlamına gelmez.
Seyhan + Asya sen işini bilirsin canım ben sana güveniyorum getir o egoisti yola. - Seyhan kızım varya sen cansın can şu soğuk nevale gibi hemen hevesini kursağında bırakmasın insanın . Dilan bana küçük çocuklar gibi dil çıkardı. Seviyorum bu malı ya.
Eee rümeysa hanım diyerek dalan rümeysayı çektim dünyaya. Hoşgeldin aramıza canım nerelere daldın gittin sen + aman boşverr. Fazla uzatmadım nasılsa yalnız kaldığımızda alırdım ifadesini. Ee sen düşünüyorsun bu konuda.
Rümeysa+ yakışıklı çocuk şimdi Allah var ama dilan haklı işin zor. Bende hemen bir süslü cümle ile noktayı koydum. Zoru severim, imkansız biraz zaman alır. Kızlar patlatı kahkahayı.
Benim için görüşü önemli olan bir isim daha vardı. Seher çoçukluk arkadaşım beraber büyüdüğüm. Onunla aynı lise de değildik. O yüzden herşeyi uzun uzadıya anlatmam gerekliydi neyse ona hafta sonu anlatacaktım olup biteni bugun günlerden perşembe daha iyi aslında cumartesi gününe kadar bende biraz yol kat etmiş olurdum. Korayla bugün konuşacaktık zaten. Neyse ingilizce dersine girmiştim. İngilizce ögretmeni olacağım için dersi daha iyi anlamam gerekiyor tek hedefim Üniversite. Yani korayyı falan düşünmüyorum derste. Kafam sadece derslerde . Evet bunu başarmak zordur ama gerçekten yapabiliyordum. İngilizce dersi bitti. Bende 2. Tenefüse çıktım 1.de çıkmadım. Alıştırmalara bakıyordum ingilizceden. Koray bana biraz sinirle bakıp yanıma geldi. + Diger tenefüs neredeydiz hanımefendi, emirin yanında da yoktun takıldığın kızlarda kantinde oturuyorlardı. - Kendime yeni flörtler bulmaya gittim. (güldüm). Ama bu onda ters tepki yaptı. +Ben gülmüyorum, adam gibi anlat naptın!. - gelseydin sınıfıma görürdün ne yaptığımı.! (sesimi yükseltim biraz ortamı 1 tenefüs yüzünden çok fazla germişti koray. (o bu şimdi böyleyse işimiz var). +Her tenefüs dışarı çıkan kız şimdi sınıftamı oturasın geldi.
- geldi hem boş boş oturmadım bir kere işim vardı anladınmı. (ama haklı ben kapalı alan sevmeyen hatta nefret eden birisi olarak tam da koray konucaz demişken sınıfta kaldım, gerçekten zor kız ayakları falan değildi). + Neyse uzatmayacağım bahçeye çıkalım. - çok bile uzatın gerkesizce hem bu kadar sert bir şekilde hesap soracak kadar samimi değiliz. (şuan sinirden kafasında dumanlar çıkıyor ve bu beni korkutuyordu. + Lan konuşmak istediğimi söyledikçe bir adım kaçıyorsun ne bekliyordun. ( ne denir doğru). Ben biraz daha yumuşak bir ifade ile- kusura bakma ingilizce ile ilgili bir şey yapıyordum dalmışım ne zaman tenefüs bitti anlmadım. +bunu başta söylesen gerilmeyecektik. - sert bir şekilde sorunca ben de doğal olarak tabi, evet uzatmayalım. Karşı bankı işaret ederek oturalım şuraya dedi bende olur anlamında başımı saladım. Gözleri çok masumdu gerçektende . Ama ben gözlerine uzun uzun bakamıyordum. Ee ne demiş şair "Kadın bir tek sevdiği adamın gözlerine uzun uzun bakamaz". Bir kitapta okumuştum.
- Seni dinliyorum koray.
+ Ben öyle lafları süsleyemem bekleme romantizm falanda, senden hoşlanıyorum anla işte. Bana bakarken yakalıyorum göz göze gelince hemen kafanı çeviriyorsun, bana hiçbir kızın bakmadığı gibi bakıyorsun . Bu beni çok heyecanlandırıyor bilmiyorum sendede oluyormu ama sana güvenebileceğimi hissediyorum ve gözlerimi, yanında kapatabilirim korkmadan. Beni önemsiyorsun, Ben seni Seviyorum!. (Şimdi çok utandım nasıl konuşacağım hiç bilmiyorum). - Ben de daha önce hiçbir erkeğin gözlerinden gözlerimi bu kadar kaçırmadım gözlerimi ,bakışların aslında kalbimde korku uyandırıyor tarifi imkansız bir şey bu kalbimde sana bakarken yaşatın kasırga. Evet bende seni seviyorum, ama bu sevgi emin ol güç veriyor sevdiği zaman gözü hiçbir şey görmeyen insanlardan degilim biliyoruz ki görmezden geldiklerimiz çığ olarak karşımıza çıkıyor. Sevmek yeter mi bir ilişki için?. Bana göre hayır.
+Anladım. - Aslında çok şey var konuşacak ama zamanla.
Şimdi bana bir beyefendilik yapıp çay ısmarlaya bilirsin . +Kantine o zaman. (gülerek)
-Gamzelerin çok güzel.
+Bütün kızlar öyle söyler ama.! (pis pis sırıtarak)
-( şuan içimdeki volkan alarım veriyor!) şaşırmış ve bozulmuş bir ifade ile öylemii beyefendi defol o zaman o kızlarla iç sen çayını!.
+ Saçmalama Asya! Ufak bir şaka abartma. Tam gideceken kolumdan sert bir şekilde çekti. + Okuldayız bence kantine doğru yürü kolundan tutup sürüklemek istemiyorum. (yaparmıydı ki? , neyse riske girmeyelim çılgın bir tipi var zaten beklenir). - Eğer bir daha bana böyle espiri yaparsan canını fena yakarım.!
Kantine indik tabi bütün gözler bize doğru bir yöneldi sırayla.(Kızlarla göz göze geldik ve hınzırca bir gülüş fırlatıp göz kırptım). Koray da çayları almıştı az önce oldugu gibi şimdi de bir masa işaret eti ve oturduk.
+Sana anlatmak istediğim çok şey var ama dediğin gibi zamanla. - Evet ne zaman anlatmaya hazırsan o zaman dinliyor olacağım seni.
Bir kız sesli bir şekilde sandalyeyi çekip yanımıza oturdu ben şaşırmış bir ifade ile kıza bakarken, koraya bir çay da ben alırım deyip sırıtı. + Buket sınıfa defol.!!
Ama kızın gitmeye hiç niyeti yok, koray bana +kalk! - Anlamadım. +Kalk!
Koray beni kaldırıp hızlıca kantinden uzlaştık. Zil çaldı - Ben gidiyorum ama gidemiyorum da bu kadar sinirlenecek ne var merak ediyorum tenefüste konuşuruz diyip eline dokundum ve güldüm. Biraz siniri geçti. Sınıfa geçtim kızlar sormaya başladı ne oldu o kız kimiş. - Bilmiyorum zil çaldı konuşamadık, tenefüste anlatacak işte. Ama var bir şeyler doğru gitmeyen. 3. Tenefüs yanına gittim ne demek oluyordu bunlar.
+ Buket benim eski sevgilim, ayrıldık 4 ay önce ama hala kabulenemiyor.
( Benim kalbim acımıştı eski sevgilim dediği an, ama içimdeki sele, depreme, yıkıma rağmen dışıma hiçbirşey hissetirmeden) - Neden bitti.
+ Bilmiyorum beni çok seviyordu ama ben hep eksik hissediyorum birleyşeri onunla, fazla uzatmaya ve yıpratmaya gerek yoktu ve bitti. Kabullenmek zorunda.
-İçinde ona karşı en ufak birşey varsa kalk ve sessizce yanımdan ve hayatımdan çek git.
+ Ona karşı birşeyler olsa yanımda sen değil O olurdu emin ol.

Zaman AcıtırStories to obsess over. Discover now