Ne çok sevişmiştik ama bunun gibi değildi hiçbirisi, ben hiç sevmemiştim seni, benim sevgisizliğimi hissettikçe seninde sevgin bitmişti. sahi ben senin beni sevişini seviyormuşum, dizinde yatırışını saçlarımı okşayışını, sevişirken narin davranışını.
ne kadar aptalmışım. hiç mi görmedim bunları, bunları anlamam için illa her önüme gelenle yatmammı gerekiyordu, hiç mi hissetmemişim kalbinin kırıldığını? hala votka mı üretiyorsun, bazende içine o sikindirik pisikoloji haplarından mı koyuyorsun, bunları seni delirttiğinin farkında değil misin ? yoksa delirmek mi istiyorsun düşünmemek için beni?
oysa ben düşlüyorum seni, her gün farklı biriyle sevişirken artık seni hayal ediyorum, birisi saçımı okşasa koklayarak öpse yemek yapsak sen geliyorsun aklıma. bana aptal aptal bakışların geliyor, sırtında taşıman, kucak dolusu sevişmelerimiz.. ne zaman bu kadar duygusal oldum ben, hiç aşık olmayacaktım hani? nasıl sevmişim seni içten içe, nasıl garanti bakmışım sana hiç gitmeyecekmişin gibi ve gidince anlaşılırmış güzel şeyler.
bunu okuduğunda ben yaşamıyor olacağım.
sana demiştim ya sevmedim sadece seviyormuş gibi yaptım diye, seviyormuşum gibi seviştiğim günler için özür dilerim senden aslında şimdi düşününce özür dilenecek bir şey yok, ben gerçekten sadece seni sevmişim.
o pisikoloji haplarını ayrıştırıp kullanmaktan vazgeçerek oku bu notumu, yoksa hayal ettiğini sanacaksın hiç bilmeyeceksin seni herşeyden çok sevdiğimi, hoşçakal.
Brunette
dönecekmiydi bana yoksa bu notu okuyuncaya kadar çoktan ölmüş mü olacağım, bırakalım buna tanrı karar versin.
