Su içmek için kalkmıştım. Beyaz hayal ürnü görünümlü bir yer beni kendine doğru sürüklüyordu. İçine doğru biraz yürüdüğümde.... Yemyeşil bir bahce... Mavisiyle ünlü bir gökyüzü,bir havuzu. Hemen oradaki insanlarla tanışmaya başladım. Hepsi çok iyiydi. Fakat en çok Selin'i sevmiştim. Buranın bir de kıraliçesi vardı. Buraya ve buradakilere ısınmıştım. Güzel günler birbirini kovalayıp duruyordu. Lakin bir gün kıraliçe hastalandı. Günlerce düşündüğüm mevzunun aslı ortaya çıkmıştı. Bu ülkenin tersi olan bir ülke daha vardı. Bu ülke kötülerle ve ķötülüklerle doluydu. Meğer bir zamanlar orası da aynı bizim bulunduğumuz ortam gibiymiş. Kıraliçe hastayken ileştiremedikleri için böyle olmuş. Evet. Yalnış anlamadınız. Kıraliçemiz hasta. İleştiremezsek bizim ülkemiz de böyle olacak.Kıraliçeyi iyileştirmek için iyilik suyuna ihtiyacımız vardı. İçeriye doğru yürüyorduk. Tam yakalanıyorduk ki..... Bir tane iyi çiçek kalmış. Onu koparmaya çalışıyorlardı. Biz onları oyaladığımız için çiçeğin içindeki tüm iyilikler bize dolunca bizim özel güçlerimiz olmuştu. Kolayca iyilik suyunu aldık ve getirdik. Kıraliçe iyile..... Eyvah!!! Saat 10:00 olmuş. Yine okula geç kaldım!!!!
