1.Bölüm

231 18 7
                                        

Merhaba arkadaşlar. İlk kitabımız olduğundan yanlışlarımız olabilir kusura bakmayın. Umarım beğenirsiniz. :))
Medya Beren

Yalnızlık...
Siz hiç kendinizi yalnız hissettiniz mi? Kimsesiz, tek kalmış, yaşamak için amacı kalmamış...
Bunların hepsi içimde gitgide büyüyen acıyı azda olsa ifade eden kelimeler.

Koşmaktan çok yorulmuştum ama durmaya hiç niyetim yoktu. Koşarken ilerde kocaman bir çınar ağacı olduğunu fark ettim. Yanına doğru ilerledim. Büyülenmiştim. Çok güzeldi. Ortasında 2-3 kişinin sığabileceği büyüklükte bir oyuk vardı.
  Ağacı görünce ağlamamda durmuştu hem. Başım dönüyordu ama umrumda değildi. Ağacı incelemeye başladım. Çok yaşlı olduğu herhalinden belliydi. Acaba kaç yaşında diye düşünürken elimi gövdesinde gezdirmeye başladım. Oyuğun içine girip oturdum. Gözlerim yanıyordu, çok yorgundum ve açtım.

O haber.. Yine hıçkırıklara boğuldum.
"Beni nasıl bırakıp giderler.!!" diye bağırdım tüm gücümle.

"Ben onların herşeyleri değilmiydim" diye devam ettim fısıldayarak. Ben güçlü bir kızdım. Kimsenin önünde daha önce hiç ağlamadım ve ağlamayacaktımda. Buraya kadar gelmemin sebebi buydu sanırım. Biliyordum ki şu an herkes beni merak ediyordu ama yalnız kalmak istediğimide bilecek kadar iyi tanırlardı beni. İnsan yalnızlığını paylaşacak bir kişi ister. Hiç konuşmadan beraber yalnız olmak. O kadar şiddetli ağlıyordum ki artık nefes alamıyordum. Oyuğun içinden hızla çıktım. Birden kalktığım için gözlerim karardı yere düştüm. 

***

Çağrı'dan;

"Erkek kaşarı" diye söylenip direksiyona hızla vurdum. O kadar sinirliydimki. O piçi elimden almayacaklardı. Arabayı durdurup her sinirlendiğimde gittiğim Çınar ağacına doğru yürümeye başladım. Aslında çocuklarla ortak olan ağaç evimize yakındı ve bizimkiler bilmiyordu. 5 sene kadar önce yine sinirli sinirli ormanda gezerken keşfetmiştim. O günden sonra her sinirlendiğimde yada kafam bozuk olduğunda buraya gelirdim binevi saklanma yerimdi burası. Ağaç görüş alanıma girdiğinde sinirim azalmaya başlamıştı bile. Oyuğa girmek için ön tarafına doğru hızla yürüdüm. Oyuğun önüne geldiğimde yerde bir kız olduğunu fark ettim. Birden refleks olarak
"Ananı si-ttetoskopla dinliyim" deyiverdim. Noldu acaba diye düşünürken kıza doğru yaklaştım ve yaşıyor mu yaşamıyor mu  kontrol etmek için elini alıp nabzına bakmak amacıyla biraz öyle durdum. Bi bok anlamadığımı fark edince kafamı kalbine koyup dinledim. Ohh kalbi atıyor. Telefonu varmı diye cebine baktım. Telefonu bulunca kapalı olduğu için açtım ve kızı kucağıma alıp pek uzakta olmayan arabama doğru yürüdüm. Arabama vardığımda kızı yavaşça ön koltuğa yerleştirdim. Kendi koltuğuma geçip açılan telefonu elime aldım. 63 cevapsız, 86 mesaj. Acaba kız kayıpmıydı kayıpsada kaç gündür kayıptı. Oha kendimi kahraman hissediyorum. Neyse tam mesajlara bakacağım sırada "Uzaylım" diye biri aramaya başladı. Uzaylım ne ulan.

Telefonu açıp kulağıma götürdüm. "A-" ben daha söze başlamadan, kız konuşmaya başladı. "Kızım nerdesin, ne yapıyosun, iyimisin, nerde olduğunu söyle çabuk itiraz istemiyorum. Beren?" Bi nefes al be kızım."Ben çağrı" dedim 'hehh oda tanıdı hemen' diye araya giren iç sesime göz devirip " Arkadaşını ormanda baygın bir şekilde buldum hastaneye götürüyorum." diye devam ettim. Hemen "Hangi hastane" diye sorunca hastanenin adını verip telefonu kapadım.
***
Off yarım saattir hastanenin rahatsız sandalyesinde oturmaktan popom ağrımıştı. Şu saçma oyununda beni eğlendirdiğide pek söylenemez. Telefonum çalmaya başlayınca isme bakmadan açtım.
"He"
"Ne yaptın sen yine arıza" Babammış.
Babam bana hep arıza diye seslenirdi. Sırıtıp "Valla baba o kaşındı" dedim. Oda gülüp "Çocuğu gördüm iyi benzetmişin" dedi. Babamı çok seviyordum. Asla dinlenmeden yargılamazdı. Hep arkamı o toplardı. "Tabi kimin oğluyuz" deyip güldüm. "Tamam tamam yağ çekme" dedi ve "Yanlız bu arada yarın yeni okulunuza gideceksiniz. Okuldan atıldınız sonunda" diye devam etti.
"Hangi okul"
"Saydam Koleji"
"Piç"
"Banamı dedin oğlum?"
"Evet" dedim.Ne dediğimin farkına varınca "Yok baba ne sana demesi tövbe. Burak'a dedim" diye düzelttim. "Hıı. Tamam neyse oğlum işim var benim" deyip yüzüme kapattı. Adam havalı oğlum. Saydam Koleji. Hemen Burak'ı aradım. 1.çalış, 2.çalış, 3.çalış ve açılır.
"Alo"
"SAYDAM KOLEJİ demek."
"Iıı. Çağrı amcam doğum yapıyo bi saniye."
"Lan kapatma"
"Dıt dıt dıt"
"Kapattı oç". Hemen tekrar arayıp. "Ağaç evin ordaki hastaneye gel çabuk."
"Hayırdır Murat mı dövdü?"diyip gülünce "Sen gel buraya kim kimi dövmüş gösteriyim ibne"
"Ta-" diyince. Cevabını beklemeden yüzüne kapattım telefonu. Allahım çok coolum yaa. Neyse.

***1 HAFTA ÖNCE***

"Çağrı" (Burak)
"He"
"Görgüsüz yaa"
"Efendim Burakcığım" deyince. Aynı anda yüzümüzü buluşturduk. "He demeye devam et en iyisi."
"Tamam" diyip telefona geri döndüm. Burak tekrar "Çağrı" diyince "Burak" dedim ona bakarak. "Ya biz bence okulumuzu değiştirelim" Yüzüne kısa bir süre baktım. "Hayır" diyip tekrar telefona döndüm. "Çağrı"
"İlla küfürmü ediyim Burak. Küfür diyetine girdim bu hafta zaten zorlama."
"Niye lan"
"Babama yakalanmış olabilirim azıcık, çok az, ucundan"
Burak kahkaha atınca hemen yanımda ne işi olduğunu bilmediğim Yusuf'un çorabını ona attım. Ağzının ortasına gelince bu sefer ben kahkaha attım. Ben kahkahalarıma devam ederken Burak üstüme atlayıp yastıkla hem vurup hemde söyleniyordu. "Oğlum insafsız mısın sen? Herşeyi anladım ama Yusuf'un çorabı nedir ya?" dedi. Bende geçiştirmek için " Sen, sen ne diyecektin" dedim. Güldüğüm için kesik kesik söylemiştim ama oda bunu söylememi bekliyormuş gibi hemen üstümden kalkıp konuşmaya başladı. "He o mu. Okul diyecektim okul. Bence değiştirelim, zaten bu okul iyi değil. Murat var bide, ıyy"
"Nerden çıktı birden bire bu okul muhabbeti, koçum?"
"Hiç öyle gezerken bir kolej gördüm Saydam Koleji çok beğendim, bence güzel."
"Burak. Abicim. Ben Çağrı korkusundan okulunu değiştirdi dedirtmem." "Neyse tamam abi"
***Şimdiki Zaman***
Burak'tan ;
"Havana sıçayım Çağrı" diye söylene söylene yataktan kalktım. Üstüme mavi t-shirt ve koyu renk bi jean giyip aynanın karşısına geçtim. Saçımı düzeltip, kendime öpücük attım. Sonra ciddi bakışlarıma çalıştım ve arabamın anahtarlarını alıp aşağı indim. Arabaya binip gözlüklerimi taktım ve arabayı çalıştırıp hastaneye doğru sürmeye başladım...
Hastanenin önüne geldiğimde gözümü biraz bahçesinde gezdirdim ve tanıdık bi simayla karşılaştım. Anında arabadan fırlayarak "Gamze" diye seslendim endişeli çıkan sesimle. Beni görünce "Burak?" dedi afallayarak. Bana doğru bi adım atınca adımlarımı hızlandırarak yanına ulaşıp kollarımın arasına aldım onu. Saçlarının kokusunu derince içime çektim ve bir öpücük bırakıp "Geçti güzelim.Burdayım.Ağlama lütfen" dedim sona doğru fısıldayarak ve daha sıkı sarıldım ona.

Has llegado al final de las partes publicadas.

⏰ Última actualización: Feb 29, 2016 ⏰

¡Añade esta historia a tu biblioteca para recibir notificaciones sobre nuevas partes!

Arsız GönülHistorias para obsesionarse. Descúbrelo ahora