Hiçbir dilenciye aşık oldunuz mu? Ben oldum...
Onun bir şey isteyen narin elleri, güzel gözleriydi beni ona bağlayan.
Bir ananın yavrusuna bağlanması gibi ,onsuz yaşayamayacağına inanan bir ana..
İstedikçe yükselen bir insan tanıdım, istedikçe istediğine ulaşan.
İnançlıydı, gururlu, sağlam ve cüretkar..
Her gün beş vakit ellerini açıp, gözlerini semaya kaldıran ve aşk dilenen bir dilenci..
Bu dilencinin istediği şey para veya acınası bakışlar değil, aşktı. Her gün beş vakit aşk..
İnsan ne isterse o olur derdi annem, ne de güzel derdi. Yıllarca aşk istedim ben ama yanlış yerde, yanlış zamanda, yanlış insanlardan. Ben mi kimim? Ben bir hırsızdım, dilenciye aşık olan bir hırsız...Bunca yıl insanların hayatlarından, umutlarından, inançlarından çalmış bir hırsız.
Her gece aşk uykusuna yatan bir peri olur sabahları hırsız olarak uyanırdım. Kaç insana aşık oldum, kaç insanı aşık ettim kendime kim bilir? Onlar benim aşk kafesimde uçmaya hasret kalmış mahkum kuşlardı, kanatlarını kırardım her gün...
Şimdi ne değişti bir dilenci mi etkiledi beni? Düşündükçe içimde kıvılcımlar oluşturup kelebekler uçuşturan, nefes alışımı hızlandıran, yıllar önce deseler gülüp geçeceğim bir dilenci mi?
Neyi etkilemişti beni bu dilencinin? Bir sesin ardından hemen dilenmeye koşuşu mu, yoksa saatlerce yaptığı aşk duaları mı? Ne istiyordu sahiden, neydi o cümle: "Rabbim senden aşkını dileniyorum." Saatlerce aynı duayı tekrarlar mı insan?, tekrarlıyormuş. Hiç camiye yolu düşmeyen ben, avını gözüne kestirmiş bir avcı gibi beş vakit camiye onun peşinden gidiyor ve onunla aynı duayı ediyordum. Eve dönerken de onun aradığı aşkın ben olduğunu hayal ediyordum. Peki beni kendine bu kadar bağlayan dilenci mi kimdi?
Hayır adını söylemem asla! O ince, belli belirsiz endamın, güzel eller ve parlak gözlerin ardında ömrüm azar azar ve acıyla yanadursun, eriyedursun ,bu aşağılık dünya ile bir ilişkisi yoktu onun! Hayır yeryüzü nesnelerine bulaştıramam, kirletemem adını...O benim kendimi bulduğum ,aşkın tanımını öğrendiğim yerdi.
Artık değişmiş düşünen kadın olmuştum herkesi, her şeyi.. O herkese sataşan ,herkesten çalan hırsız gitmiş, yerine aşk dilenen bir dilenci gelmişti, aynadaki ben bile eski ben değildi artık...Duruşum, yürüyüşüm, bakış açım, hatta okuyuşum bile değişmişti, bütün aşk romanları bizi anlatıyormuş gibi daha içten ve daha heyecanlı okuyordum kitapları.
Senelerce dilendik, o aşkı diledi, ben onun aşkını.. Ne o beni tanıdı ne de ben onu...O benim için aşkı dileyen bir dilenci, bense gönlünü dilenciye vermiş genç bir bayandım. Caminin havuzu benim aşkı beklediğim, dilencimi beklediğim yerdi. Her gün onu orada bekler ,o içeri girdikten sonra içeri girer arkada sessizce oturup onu izlerdim.
Yine havuz başında onu beklediğim günlerden bir gün, o hiç gelmedi...Her vakitte camiye girip çıkanları izledim. Bugün galiba aşk dilemeyecekti, ben onun yerine dua edip aşk diledim. Ertesi gün havuz başında yine onu beklerken bir insan seli camiye doğru ağlayarak geldi. Kadınlar hıçkırarak, bağırarak ağlıyor, erkeklerse omuzlarında tabutla camiye doğru yürüyorlardı .Biri ölmüştü, aralarında dilencimi görürüm diye göz gezdirdim ama yoktu, sanırım ölen kişiyi tanımıyordu.
Dilencimi beklerken hiç de fark edememiştim musalla taşında bir insan yatıyordu, kefenlenmiş ve tabuta konmuş. Hayat ne acımasızdı belki burada yatanın da bir dilencisi vardı kim bilir, şimdi ne yapıyordu acaba?
Ağlayanların yanına yaklaşarak ölünün kim olduğunu soracaktım ama erkeklerin arasından biri: "O hep rabbinden aşk diledi sonunda aşkına kavuştu.", dedi.
Duyduğum şey doğru olamazdı(!),bu kişi benim dilencim olamazdı! Başıma ağrılar saplandı ve olduğum yere yığıldım, insanlar bu sefer başıma toplamış bir şeyler diyorlardı ama anlamıyordum, kendimi bıraktım, sanırım ben de ölüyordum vakit gelmişti..
Dilencimi kaybettiğimden beri iki yıl olmuştu .Ben yine aynı mahzunluk ve ümitle onu görecekmiş gibi havuz başına gider orada onu bekleyip duamızı yapardım, ama o hiç gelmezdi. Her gece onsuz son uykuma yattığımı düşünür başımı öyle yastığa koyardım ,fakat güneş yine her sabah aynı büyüleyiciliği ve şirinliğiyle sitemkar gözlerimin üzerine üzerine doğardı. Ölüm yıl dönümüydü.
Bugün daha bir hevesle, sanki yeniden onu görecekmiş gibi umutla, koşar adımlarla camiye gidip havuz başında oturdum, bekledim ve o, yine gelmedi.. Gözümden akacak tek bir damla gözyaşı ve dayanacak gücüm kalmamıştı artık, aşk dilenmekten yorgun düşmüştüm.
Yere oturdum, ellerimi açtım ve gözlerimi kapadım.
Artık ölüm uykusuna yatmanın vakti gelmişti.
Sevgili, kavuşmak çok yakın
Bekle..
Aklımda tek bir düşünce,
Dilimde tek bir söz,
Son söz...
RABBİM SENDEN AŞKINI DİLENİYORUM...
