Giriş

254 46 27
                                        

Acı, yaşamım boyunca her zaman bir köşede bulunmuştur benim için... Ama pişmanlık duyacağım zaman bu duygu daha da çok kabarır.

Pişmanlıktan kastım ne mi? Aslında bu soruya şöyle açıklık getirmeliyim.

Yanlış bir davranışta bulunduktan sonra, o ilişkiyi mahvetmenizin sizde yarattığı depresyon sonucu ,tüm gün odanızdan dışarı çıkmaksızın, gözlerinizin altı patates torbasına dönecek şekilde ağlamak değil. En azından o kalbime girene kadar bunu ifade etmiyordu.

Bilmem bilir misiniz?

Bacaklarınızın sizi taşımayıp, bir et yığını gibi zemine bırakacağını hissettirmesini. Kalbiniz, düğümlenir ve göğüs kafesimiz yerine boğazımızda atmaya başlar.... Yada durun bilmeyen cahiller için biraz daha açmam gerek bunu. Hani çok kalın bir şey giydiğiniz halde soğuk vücüdunuza işlemeye devam eder, devam eder, devam eder... Ve bu acı sonradan kalbinizi bulur.

Böyledir işte benim pişmanlığım. Zayıf ve güçsüz olduğum için kendime kızmak gibi bir şey diyelim.

Zayıf ve güçsüz olmak...

Zaten bu hayatta başıma ne geldiyse hep bunlar yüzünden geldi. Hep gücümün yetmediği ve tükendiğim zamanda başıma geleceklerden korkmam da çabasıydı zaten.

Korku...

Oda nasıl olsa güçsüz olduğumun göstergelerinden biriydi. Onun kalbime girmesine izin verdiğim zaman fazlasıyla yaşamıştım bu duyguyu.

O... aslında kalbime sahip olduğunda uzun zamandır kimseye değer vermemiş olduğumu fark etmiştim. Bana bir sürü şeyi fark ettirmişti. Ne olursa olsun herkesin ikinci bir şansı olduğunu öğretmişti mesela. Veya uzun zamandır kimseye kalbimin hızlıca çarpmamış olduğunu onun sayesinde fark etmiştim.

Peki ben kim miyim?

Hemen açıklayayım.

Adım Kumsal. Kumsal Pekkan, 16 yaşındayım. İki kız kardeş ve birde canavara benzeyen bir erkek kardeşim var. Kendisi tam bir espiri canavarıdır. 'Ay ne kadar da espitüriyel bir kardeş' dediğinizi duyar gibiyim. Haklısınız sonuçta telefonda onu aradığım zaman

"- Alo?

-Alo kalmadı Ace var" diyen bir tip ne kadar espiritüyel olduğunu siz anlayın artık.

Kız kardeşlerime gelirsek, eğri oturup doğru konuşalım derseniz bana hiç zararları dokunmamıştır. Her ikisi de sürekli pozitif düşünen insanlar gibi can sıkıcıdır.

Aman ebeveyn konusuna hiç girmeyelim. İçinden çıkamayız. Ancak kısaca özetlememi isterseniz yüzüne bakmaya bile tenezzül etmediğim ve işinden başka hiçbir şeyi önemsemeyen biricik annem ve kendi çocuklarına bile vakit ayırmayan melek bir üvey babaya sahibim.(!)

Kendi çocuklarından kasttım kesinlikle ben ve Doğu'dan bahsetmiyorum. Biz ne onun çocukları gibi ne de babamız gibi görürüz kendisini.

Sude ve Melis'ten bahsediyorum tabiki. Hani Melis bunu hazmeder ama peki ya Sude o daha 9 yaşında.

Aman kalpisizlere neden şefkati öğretirsin ki?

Peki ya kalbin paramparçayken hakkında hiç bir şey bilmediğin bir yabancıya bunları toplamasına izin verirsen ne olur?

KAPAK: Facebook @psmalzemedukkani

İki İnsan Tek RenkStories to obsess over. Discover now