Bölüm 1

113 16 14
                                        

ÇAĞLA'DAN~
Sabah o lanet alarmın sesiyle uyandım. Daha güneş bile doğmamıştı ama Çağla uyanmıştı. Uykulu gözlerimi tam açamıyordum ve yastığımın altından telefonumu yüzyılın çabasıyla arıyordum. En sonunda telefonumu bulmayı başarmış ve gözlerimi açmayı başarmıştım. Alarmı kapattım ve yeniden yüzüstü yatıp bugün etüte gitmem gerekli mi diye düşündüm ve gitmezsem annemin ağzıma sı*acağı aklıma gelince küfürler mırıldanarak kalktım. Lavaboya gidip malum işimi yapıp, ellerimi yıkayıp, saçlarımı taramaya üşendiğim için tepeden uyduruk bir topuz yaptıktan sonra odama dönüp taytımı taytın üstüne de kalın kadife siyah pantolonumu giydim (of napıyım zaten Ocak ayındayız ve sabahın köründe donuyorum.) pantolonun üstüne de okul kıyafetini ve okul tişörtünün üstüne de siyah kazağımı geçirdim. Bugün etütden sonra Duygu'yla buluşup kahvaltıya gidicez. Eve dönmeye tekrar zaman bulamam diye okul kıyafetini giyiverdim işte. Sonra çantamı ve telefonumu alıp mutfağa gittim. Annem kahvaltı yapıyordu. Babamsa çoktan işe gitmiş olmalıydı. Çay için ısıttığı sıcak suyla kendime kahve yapıp suluğuma koydum ve evden çıktım. Metro durağına koşa koşa gidip metroya zar zor yetiştim. Sabahın körü olduğu için çok kalabalık olmuyor metro ama yine de benim gibi zavallı öğrenciler ve işe yetişmeye çalışan insanlar da az oluyor diyemem yani. Boş bir koltuğa oturup kahvemi içmeye başladım. Dershanemin olduğu durağa gelince hemen toparlanıp metrodan indim. Bu sırada koşarken kahve içerken falan filan zavallı uykum da kaçıp gitmişti. Çok şükür ki dershane metro durağına yakın. Derse girdiğimde hoca gelmişti. Özür dileyip en arkadaki sıraya oturdum. Etüte annem beni neden yoluuyor anlamıyorum. Hayır zorunlu değil biley değil. Ders de işlemiyoruz anca oturup hunharca yaprak test. Zaten etütlerde anca 4-5 kişi oluyoruz. Herneyse ilk ders böyle geçti. Teneffüste gelen erkekler ( bugün 4 kişiyiz ve 3 erkek + 1 kız gibi bi durum söz konusu) erkeklerin hepsi de bizim okuldan. Hepsi kantine çıkınca ben de sıkılıp kantine çıktım. Onların masasına geçip:
Ben: Naber lan malgiller
Mete ve Mert : İyi sen
Ben: bende iyi
Mete: Çağla kanka şu Sude var ya onu Salı günü etütten dönerken böyle büyük büyük erkeklerle sigara içerken gördüm.
Ben: Ayy ıyy okulda da leş gibi sigara kokuyo zaten. Hiç gördün mü bilmiyorum hep omuz atıyo bana.
Mete: Yoo görmedim de bulaşma kanka boşver.
Ben: Ben bulaşmadım ki ne alıp veremediği varsa benimle. Benim sorunum Dila'ylaydı o da Dila'nın sorunu hani. Neyse ben çikolata alıcam.
(Sude, Dila'nın kankası olur. Biz bir zamanlar hatta geçen yıl diyelim Dila'yla çok sıkı fıkı kankaydık. Dila'yla bi kez kantine gitmiştik ve çok anlaşıp sürekli takılmaya başladık. Sonra o bizim sınıfa geçti ve onunla yan yana oturmaya başladık ve bi bakmışız en yakınım Dila olmuş. Dila'yla bi gün kantinde Duygu diye bir kızla tanıştık ve üçlü kanka olduk. Ama sonra Dila çok değişti. Önce onun öz annesi kızının saçlarını boyamasına izin verdi ve 3-4 kez saçlarını boyadı. Renginden hiç memnun kalmadı ama boyadan saçları yandı. Sonra sigaraya başladı. Sevgilisini aldattı. Bana da sigara içirmeye kalktı. 7/24 ağır küfürler etmeye başladı. Annem de artık Dila'yla takılmama kızmaya başlamıştı. Ben herşeyi Duygu'ya anlattım. Duygu'nun da ailesi ona kızıyormuş Dila'yla takıldığı için. En sonunda Dila'yı artık tanıyamıyordum. Sonra Dila, okulda Sude'ye omuz attı ve kavga ettiler. Sude'nin arkası çok genişti ama Dila'nın yanında bi ben bi de Duygu vardı. Artık Dila'dan soğumuştum ve ailem de kızıyor diye Dila'yı sattım onunla hiç konuşmadım. Başka çarem yoktu. O değişmişti ve beni de değiştirmek istiyordu. Dila ve Duygu ikisi takılıyordu hep artık. Ben Duygu bana küs sandım ama değilmiş. Herneyse en sonunda Dila ve Sude kanka oldu. Dila Sude'yle kanka olunca Duygu'yu unuttu. Duygu ve ben yine eskisi gibi olduk. Ama Sude ve Dila bize hep omuz atıyor arkalarını toplayıp sataşıyor. En çok da bunları anneme anlatamamak koyuyor.)
Etütten sonra Duygu'yla buluşup kahvaltıya gittik. Simitlerimizi ve çaylarımızı beklerken:
Duygu: Kanka bişey diycem de Dila'nın babası var ya müdür yardımcısına para veriyomuş. O yüzden okulda o kadar olay çıkartıp gitmiyo okuldan.
Ben: Ne?! Oha yani. Ama cidden olabilir şimdi biz bi olay çıkarsak hemen dayar sözleşmeyi hatta bırak olayı onun gibi aşırı makyaj yapsak saçımızı boyasak bile. Ama o kaç kızı dövdü, kaç kez olay çıkardı bi sözleşme bile imzalamadı.
Duygu: Kanka beni dövücekmiş.
Ben: B*k döver. Hadi diyelim dövdü müdür bişey yapmıyosa çocuk polisine falan gideriz okulu da şikayet ederiz. Daha önce dövdüğü kızlar, onların şahitleri, bizim şahitlerimiz hep birlikle şikayet ederiz kanka sıkma canını. Ee Kaanla nasıl gidiyo? (Kaan, Duygunun sevgilisi hakkında pek de bişey bildiğim söylenemez doğrusu)
Duygu: Sorma yaa. Ayrıldık.
Ben: Oha kızım mal mısın? Ayrılıyosunuz ve ben şimdi konuyu açmasam söylemiyceksin bunu bana. Aşk olsun cidden.
Duygu: Kanka daha dün ayrıldı. Bu ilişki yürümüyo yazıp engel attı. Bana bi mesaj hakkı bile tanımadı.
Ben: Yuh oduna bak yaa
Vıdı vıdı vıdı vıdı... (Gereksiz gıybetler)
Kahvaltıdan sonra evden hemen okul çantamı da alıp okula yetişmeyi başardım. Okulda...

BAY UKALAWo Geschichten leben. Entdecke jetzt