Sıcacık yatağımdan kimsenin benzerini yaşamadığına emin olduğum acılarla doğruldum. Karşıdaki boy aynasında gördüğüm solgun, mutsuz, bezgin ve alabildiğine çirkin görünen bu surat kimin bilmiyorum. Hatırladığım tek şey gözlerimi açtığımda gördüğüm sıvası atmış pis bir duvar. Birde etrafa sıçrayan kanlar. Sanki benden sıçramamışta başkasından alınıp üstüme başıma ve ortalığa serpilmiş, sırf sahneyi tamamlayan bir dekor gibi. Polis benim kanım olduğunu söyledi ama ben inanmıyorum. Neden mı? Çünkü vücudumdaki ağrılara rağmen kanayan tek yerim sağ gözümün kenarında ki sıyrıktı. Aradan üç hafta geçmesine rağmen ne ağrılarım dindi ne de bu sırık iyileşti. Aksine her sabah uyandığımda tabi uyuyabilirsem her ikisininde arttığını hissediyorum.
Defalarca gözlerimi açtığım o duvar dibine gittim. Düz bir yol biraz tenha ama asla ıssız değil. Burada nasıl düşmüş olabilirim. Adeta birinin beni kaldırıp hızla o duvar dibine fırlatması lazim. Ama imkânsız. Burası bir sokak arası ve karşıdaki dükkânın kamerasından buraya giren çıkan hepsi görünüyor. En son ben girmişim. Ne gariptir ki arada birde olsa kullanılan bu sokağa beni buldukları ana kadar yani iki saat içinde başka kimse girmemiş. Tüm bunları düşünürken geçirdiğim uykusuz gecelerden sonra elime geçen tek şey çıldırtan bir baş ağrısı ve gözümdeki sıyrığın o dayanılmaz zonklaması. O an avazım çıktığı kadar bağırıp gözümü söküp atabilmeyi başımı duvarlara vurarak parçalamayı öyle istiyorum ki. Benim canım yanmiyor. Benim canım kanıyor. Ruhuma kalbime sıçrıyor kanlar ve dekor tamamlanıyor.
Ben kimim söyledikleri kişiysem bu halde olmamalıydım. Ben tutsağım beni zannettikleri kişi olmaya mahkum edilmiş bir tutsak. En çokta yalancı ve düzenbazım rolüne sadık bir oyuncu. Ben muhteşem bir katilim maktülünü yiyip bitiren
YOU ARE READING
SIYRIK
Mystery / ThrillerKimileri için ufacık bir yaradır sıyrık kimileri için kafayı sıyırmaktır. O nun için her şeyin başlangıcı ve sonu oldu bütün tabulardan sıyrıldı. Ne deliydi ne akıllı ne vardı ne de yok.
