Bazen kendimi üzerinde deney yapılan fareler gibi hissediyorum. Öyle kötü şeyler yaşadım ki... Eskiden sevdiğim oyuncak bebeklerin gözü çıkınca üzülürdüm hayatımın en üzücü olayı sanardım. Taa ki o ana dek...
Tam 10 yaşındaydım. Beni koruyan, onun yanındayken kendimi güvende hissettiğim, ben ağladığımda o sıcacık şevkat dolu kucağında tesseli eden, sanki arkamda o olduğunda bütün herkesle savaşabilecek güçteymişim gibi düşündüğüm adam, babam.. Ölmüştü beni bırakıp gitmişti, giderken yanında çocukluğumu alıp da gitmişti. Öldüğü gün feryatlar koparan annem de 1 yıl içerisinde başka bir adamla evlenmişti. Annem adamı o kadar seviyordu ki sanki babam hiç hayatımıza girmemiş hep o varmış gibiydi. Bir gün annem dışarıya çıkmıştı o kadar yalvarmıştım ki ne olur anne beni de yanına al diye.. Üvey babam olacak adamla evde tek bırakıp gitmişti. Korkunç bakışlarıyla beni başbaşa bırakmıştı, korkuyordum. Korkmakta haklıydım.. Daha sınıfta öpüşmek kelimesi geçince utanıp kızaran bir çocuktum. O adam bana tecavüz ederek hayatımı karartana dek. Annem eve geldiğinde hiç bir şey olmamış gibiydi kızımızla çok güzel oyunlar oynadık karıcığım diyordu. İşte ben çocukluğu ellerinden alınmış 19 yaşındaki bir genç kızım. Hayatıma hoşgeldiniz...
YOU ARE READING
Sonsuz Yolculuk
Teen FictionDaha 10 yaşındayken hayatın acımasızlıklarına katlanmış masum bir kız çocuğuydu, Mira. "Küçücük çocuk ne yaşayabilir ki? En fazla silgisi kaybolmuştur." demeyin. Belki de acı çekmek onun kaderidir. Yaşanan olaylar onun hayata kötümser, güvensizlikle...
