Herkesin bir hikâyesi, bir geçmişi vardır, öyle değil mi?Benimde var,MALESEF.
Eskiden anne ve babası ile yaşayan huzurlu,mutlu,12 yaşında bir kızdım.Herşey bu yaşta bitti zaten...
Annem bir veterinerdi.Hayvanları çok severdi.Eve her hafta yeni bir hayvan getirirdi. Bazen bahçede bulduğu yaralı hayvanları evdeki bakım odasına getirir, yaralarını sarar,onlara bakardı.Tabii ki bende yardım ederdim. Bana hayvanları sevmemi sürekli nasihat ederdi annem.Bende onun nasihatine hep uyardım.
Bir keresinde eve kanadı kırılmış küçük bir muhabbet kuşu getirmişti.Kuşun tüyleri göz alıcı sarı mavi renkleri ile bezeliydi.
Çok şirin bir muhabbet kuşuydu bu.Yarasını sarıp ona baktığımız için bizi çok severdi. Bana "cici Duygu" "güzel Duygu" "cici kız, cici kız" diye seslenirdi. Resmen birbirimize bağlanmıştık. Ben evde olmadığımda beni hep evde arar durur, bir o yana bir bu yana çırpınır dururdu.Ona tatlı olduğu için "cimcime" ismini vermiştim.
Babam bir iç mimardı.Evlerin içlerini dekore eder, evler için kombinasyon oluştururdu.Bizim evi de babam dekore etti zaten.
Evler gibi bana da kombinasyon yapmayı unutmuyordu tabii.Her baba gibi oda açık giymemi istemezdi. Bu yüzden bana kombinasyon yapmayı severdi. Tipik bir baba işte :) .
Evin tek çocuğu olduğum için bana çok özenli davranır,beni kırmamaya çalışırlardı. Bazen anneme "Benim neden bir kardeşim yokki? Anne ben kardeş iştiyorum. Bir oyun arkadaşı istiyorum. Oyuncaklar tek başına çok sıkıcı!" diye yakınırdım. Ben de bir kardeşimin olmasını çok isterdim tabii ki!
O gün beklediğimiz an gelmişti . "Doğum Günüm!!!!!!"
12 yaşına basmıştım. Annemler bana büyük bir doğum günü partisi hazırlıyorlardı. Arka bahçemizde, güzel ama sade bir kutlama olacaktı. Bütün okul arkadaşlarımı çağırmıştım. Aileleri ile birlikte geleceklerdi.
Gerçekten çok mutluydum, en son mutlu olduğum an bu olsa gerekti...
Herkes pastanın başına toplandı.Pastanın üzerindeki mumları üfleyecektim.Büyük bir nefes aldım ve bütün kuvvetimle üfledim ki bir silah sesi duyuldu.Herkes masaların altına sığınmıştı. Masanın altına giremeyenler evin içine doğru gidiyorlardı. Ben hala pastanın yanında hareketsizce duruyordum. Herkes "Duygu eğilsene!!" diye bağırıyordu. Ama ben dona kalmıştım.
Mermilerin geldiği yöne doğru baktım. Siyah bir Mercedes'in içindeki dört takım elbiseli adam, ellerindeki silahlarla bize ateş ediyordu. Silah sesleri kulak zarını patlatacak bir şiddette etrafa yankılanıyordu.
Bir adam beni gördü ve silahını bana doğrulttu ki, babam bunu görmüş olsa gerek, önüme atılı verdi. Babam beni kurtarmıştı,ama kendini...
Babam aniden yere yığıldı. Bunu gören annem "Bülent!" diye bağırarak yanımıza koştu, babamı kollarıyla kavrayıp sarıldı. Ellerinin kan olduğunu görünce hıçkırıklara boğularak ağlamaya başladı. Ben hala donmuş bir yüz ifadesiyle bakıyordum. O an ne hissettiğim asla anlatılamazdı...
Bende ağlamaya başladım ama annem görüp daha çok üzülmesin diye boynumu eğdim ki bir silah sesi daha duyuldu. Ne olduğunu anlamak için boynumu kaldırdığımda annemin de yere yığıldığını gördüm ,baygın olduğunu sandım. Yüzünü ellerinin arasına aldım. "Anne aç gözlerini, anne! Uyan lütfen. Anne! Uyan! Anne!!!!" diye çığlık attım. Ama sonra omzundan vurulduğunu anladım ,onu kucağıma aldım. Son kez sarıldım. Yanaklarına masum bir öpücük kondurdum , son kez.
Heryerim kan olmuştu. Annemle doğum günümüm için aldığımız bembeyaz elbise kan rengine dönmüştü. Silah sesleri susunca. Herkes saklandıkları yerden çıkıp yanıma geldi. Halimi görünce herkes şok geçirmiş olmalı ki donup kaldılar.Sonra beni kollarından kaldırmaya çalıştılar. Bana açılımları her hallerinden belliydi. Ama ben onları itmeye çalıştım. Oradan gitmek istemiyordum. Biraz daha kalsaydım nolurdu ki? Sadece biraz daha! Son kez daha onları kollarıma alsam...
Hıçkırıklarla birlikte hüngür hüngür ağlıyordum.Gözlerim belki kan çanağına dönmüştür. Beni kaldırmaya çalıştılar. Acı acı çığlık attım. Tüm gücümle bağırdım, " Anne!! Baba !! Beni lütfen bırakmayın! Anne!! Bırakın benii!!! Anneme gidicem, bırakın!! Baba sözünü tut!
Hani sonsuza kadar benim yanımdaydın ,ha? Bırakma beni! Anne!! Baba!! Gitmeyin! Anneeeeeeeeeeeee!!!!!!!!!!!!" .
Umarım beğenirsiniz. Her hafta yeni bir bölüm atıcam. Bu bölüm biraz kısa olmuş olabilir çünkü Duygu'nun geçmişte yaşadığı bir olayı anlattım. Hikâyenin ilerleyen bölümlerinde bunu niye anlattığını anlıycaksınız. İyi okumalar!!
Duygu: Avril Lavigne
