Son yahut Başlangıç

3 0 0
                                        

...

Ve onun hikayesi böyle başladı;

Sabahın ilk ışıklarıyla yatağından doğrulurken 3 aydır üzerinde çalıştığı hikayesini bitirmeye karar verdi adam,narin bir çiçek besler gibi beslediği ve belki de bu dünyada kayda değer tek eseri olan bu savaş ve ölüm kokan nesiri.

Kıvırcık uzun saçlarının altında taşıdığı kocaman kafası,boz ve taşlı bir tarlaya benzeyen suratı ve dengeli beslenmenin sokağından geçmemiş hantal,kof vücudu ile her zaman ki günlerden farksız bir güne başladı.Ağır,yağlı bacaklarını taş parkeye basınca bir irkilme geldi önce sonra diz eklemlerinin isyan edercesine kütürdemesiyle ayağa kalktı,ağır ağır tuvalete ilerledi,buz gibi suyla yüzünü,ensesini yıkadı ve 30 yaşında olmasına rağmen sivilceli suratını inceledi,yanağında sakal diye bıraktığı güve yeniği tüy topaklarını elinin sırtıyla düzelttikten sonra mutfağa yöneldi.Ekmek ve bir parça peynirle açlığını bastırdıktan sonra odasına geri döndü ,radyoyu açtı televizyonu yoktu,telefonu ve arabası da,aslında teknolojik olarak çağın çokça gerisinde olduğunu söylemek yalan olmazdı.

Odasına girdi,masanın altında geceden kalma şarap şişesini aldı ve tek gözünü kapatarak şişenin içine doğru eğildi,bir iki kadehlik şarabın olduğu gören gözü tarla faresi gören bir şahinin gözleri gibi parladı.Hafifçe gülümsedi ve koyu yeşil renkli şişeyi kafasına dikti,camdan giren ışığın revnakları dans ederken şişenin üzerinde,o koca gırtlağın üstündeki çıkıntı birkaç kere çıktı,indi.

Onun gibi birine bu kadarcık şarap yetersizdi elbette ama hiç yoktan iyiydi,nereden geldiği belli olmayan-belki de antika değerinde- ahşap masanın önündeki tahta iskemleye çöktü,fi tarihinden kalma daktilosuna geçirdiği saman kağıdını artık demirden harfler dövüyordu.

''Fırtına öncesi sessizliğine dinleyen asteğmen herhalde Dar'ülmuallimdeki günlerine okadar çok dalmıştı ki çay getiren erin sesiyle irkildi,sonra her şeye rağmen -tükenmekte olan cephane,nevaleye ,erata-gülümsedi.Buraya geleli çayı şekersiz içiyordu çünkü şekerin tükenmesi onun hikayesinden çok öncelere dayanmaktaydı.

Sıcak çayı yudumlarken fundalıkların arasında dolanmaya başladı,bir zaman neşe ve zeka pırıltılarının çakıldığı gözlerinden şimdi sadece keder ve bitkinlik akıyordu,hafif sakallanmış yüzü 24 yaşında bir delikanlının yüzünden çok uzaktaydı şimdi,hafif bitlenmiş yeşil parkası dizlerine kadar iniyordu,aşınmış pantolunun dizlerinden teni gözüküyordu ve dün kaybettiği çavuşun kanı hala gömleğinin üzerindeydi.Bir an duraksadı ve ötesindeki denizi izlemeye başladı,hırpani kıyafetler içindeki bu genç aslında olması geren konumun çok çok uzağındaydı ve asıl kötü olan kendisi de bunun farkındaydı,bundan iki yıl önce yazdığı hikayeler,şiirler Evropadaki genç edip ve müellifler yarışmalarında okunurken,şimdi herhangi bir yerden çıkıp gelecek olan serseri bir kurşun beklemekteydi ve tabii ki bu durum onun gibi naif biri için katlanılamaz bir durumdu.Genç adam savaşın vermiş olduğu bu sinir harbi ve depresyon durumundan kurtulabilmek için şu dünyada yaptığı en iyi şeyi yapmaya karar verdi bundan 3 ay önce,saman kağıtlarından kesilmiş ve yorgan ipliğiyle kabaca birbirine dikilerek oluşturulmuş bir not defteri ve arkası kemirilmiş bir kurşun kalem ve tabiî ki onun yaratıcı zaman ötesi beyni.''

Hareketsiz geçen bir kuşluk faslından sonra her şeyin yolunda olduğuna kanaat getiren genç adam,ağır adımlarla kum torbalarıyla örülü derin siperlerin içinden geçerek karargaha doğru yürüdü,kendisine verilen selamları aldı,vakur bir ifadeyle iade etti.Kafasını eğerek içeri girdi ve karaçamdan masanın önündeki tabureye çöktü.Yorgun gözlerini,tırnak aralarında toprak ve kan pıhtısı olan parmaklarıyla ovaladı.Sigaradan sararmış püskülü andıran bıyıklarını hafifçe düzeltti ve cebinden çıkardığı not defterini kurşun kalemle karalamaya başladı''.

Öğleye doğru kalktı masanın başından kof adam,odasının perdesini araladı tepedeki yaz güneşinin sildiği gölgeleri aradı gözleri,göremedi.Tütün dumanının bütün oksijeni alt ettiği odayı biraz havalandırmak için pencereyi açtı,içeriye giren sıcak hava dalgası sivilceli suratını yaktı ilk önce sonradan alıştı.Gözlerini kapadı ve kaybolan gölgeleri düşündü bir zaman,varoluşları ışığa bağlı olan,o zaman ve mekan kavramından soyut karartıları.Cebindeki tabakayı çıkardı,güz sıcağı tütünü incecik kağıdın üzerine düzgünce serdi ,kıç tarafına zıvanayı yerleştirdikten sonra maharetli elleriyle sarmaya başladı.

İlk dumanı çektiğinde başı dönmeye başladı hafiften,onun da istediği buydu zaten.Pervazın önündeki küllüğü alıp masaya doğru yürüdü ve ağır ağır tabureye tekrar çöktü.Sigarasını küllüğe silkeceği sırada açık pencereden gelen rüzgar çubuğun ucundaki korun birazını yazılmış sayfaların birinin üstüne düşürdü.Kendinden beklenmeyen bir çeviklikle uzaklaştırdı koru ve yakıp sararttığı noktaya baktı bir süre,kendi de şaştı önceleri hatta inanmadı,kafasını salladı birkaç kez fakat işte doğruydu hissediyordu yanık saman kağıdının acısını.

Biraz yemek yiyip dinlenmeye kanaat etmiş olacak ki,bu şaşkınlıkla kalktı masadan ve birkaç adımda biten koridorvari bağlantıdan mutfağına geçti.

Anlamlandırmadı bir acıyla elini çekti kağıdın üstünden asker.sanki saman kağıdı bir anda alevlenivermişti.Bunu savaşın vehametiyle altüst olan psikolojisine veren asteğmen yazmaya devam etti.


You've reached the end of published parts.

⏰ Last updated: Nov 02, 2015 ⏰

Add this story to your Library to get notified about new parts!

TekillikWhere stories live. Discover now