"Annee!".." ANNEEEE!!!.."
Bacak kısmında bir damla boşluk kalmamış, göbek kısmında geniş dekolteye sahip bu pantolon müsveddesi ile kabinden çıkacağımı sanıyordu yanılıyor. Aslaa böyle birşey yapmam.
"Nerdesin Melda?"
Nerdesin mi? Ne zannediyorsun, sen yokken kabin kabin gezdiğimi falan mı? "Bıraktığın yerdeyim annee."
"Aç bakiym şu perdeyi."
Cevabımı beklemeden perdeyi sıyıran annem, siyah yanlardan deri detayları olan pantolonu giymiş daha doğrusu giyememiş beni görünce "bu da mı olmadı? Off Melda, sana az ye biraz diyorum kızım." Annemin söylediği sözle birlikte yaklaşık 7-8 kabinin bulunduğu bölgedeki herkes bize doğru dönmüştü. İşin kötüsü mağazaya girerken yakışıklılık konusunda çağ açıp çağ kapayan kasadaki çocuk da bize bakıyordu. Saçma sapan yerlerde kendilerini açık eden gözyaşlarım yine iş başındaydı ki kimse onları görmeden perdeyi tekrar kapattım. Aynadaki yansıma gerçekten insana evrimin varlığını kanıtlayan cinstendi. Evet müslümanım, evet biz maymun değiliz biliyorum.. Ama eğer çaresizseniz, saçma da olsa ihtimaller size çok inandırıcı gelebilir. Dev bir pengueni andıran görüntüden kurtulmak için hemen pantolonu çıkardım. En sevdiğim siyah adidas eşofmanımı giyerken yine Annemin bıkkın sesini duydum. "Meldaa. Çok yoruldum kızım ben. Karşıdaki pastanede çay icicem. Sen üstünü giyince oraya gel. Daha işimiz çok belli ki.
Annemin beni rezil etme çabaları vol2✌ Duyduğum sözlerle birlikte artık tamamen koyverdigim gözyaşlarıma bir de hıçkırık eklenmişti. Yerin dibine girmek ve orada ölene kadar değil çürüyüp yok olana kadar kalmak istiyordum. Ben kabinde uğraşırken tanımadığım bir ses bana seslendi. " Melda hanım, müşterilerimiz kabin bekliyor. Lütfen acele eder misiniz." Ederim tabii bebeğim. Nasılsa benden sana para gelmeyecek di mi? Sen de haklısın aslında.
Cevap bile vermeden kabinden çıktım. Az önce üzerimde olan saçma pantolonu yerine bırakıp kapıya yöneldim. Kafayı yerden kaldırmasam da bazı bakışların üzerimde olduğunu hissedebiliyordum ki bu zaten çirkin yürüyen benin iyice kasılarak yürümesine sebep oluyordu. Evet geldim, kapıya geldim, çıkıyoruuum, çıktım. Tam derin bir nefes verecekken kolumu tutan elin sahibi "bir saniye" dedi. Kolum, onun eli, onun kolu, omzu, bitmek bilmeyen omzu, uzun ve adem elmalı boynu, kirli sakalları ve nihayet mükemmel kara gözleri.. Takip ettigiim rotada gözlerine ulaşmamla tüm vücuduma ılık bir titrmenin yayılması bir oldu. Tabii o nerden bilecekti ki bana dokunan ilk erkek olduğunu. "Evet?" diyebildim sadece. Tüm bunları hissederken agzimdan çıkan tek kelime evet olmuştu. Kırmızı gözlerim yakışıklı kasiyerin gözlerinde cevap ararken "şeyy, az önce denediğiniz pantolon" dedi. Anneannemin tüm gün ocakta duran çayı başıma döküldü sanki. Giyerken patlatmıştım sanırım ve benden ücretini isteyecekti. Çok başka yerlerde ben çok evrimliyken karşılaşabilirdik be yakışıklı. "Patlamış mı? Tamam alıyorum, ne kadar dı?" dedim hızlı ve sinirli bir şekilde. Rezil olmustum. Bir yandan da cantamda cüzdanımı arıyordum. Bu sırada çocuğun elinin hala kolumda olduğunu fark ettiğimde aklıma gelen şey cinlerimin kafamda kolbastı oynamasına sebep oldu. "Anladık tamam, kacmiycam korkma! Bırak artık kolumu" Oldukça sinirli çıkmıştı sözler agzimdan. Halbuki onun ne suçu vardı? İşini yapıyordu garibim. Tehditkar bakislarima daha fazla dayanamayıp kolunu çekti. Bu çocuk benden çekiniyor muydu? "Yook. Siz yanlış anladınız. Been, şeyy.. İzin verirseniz size hediye etmek istiyorum onu. Çok beğendiniz. Ona nasıl baktığınızı gördüm.
YOU ARE READING
MANSİS
Teen Fictioniç güzelliğin kimsenin umrinda olmadığı bir zamanda dış güzelliği ile başı belada olan bir genç kızın hikâyesi
