BÖLÜM 13 ''KATİL''

148 10 0
                                        

''Arya tabakları hazırla. Hadi, yoksa makarnalar bize saldırabilir.''

Küçük bedenim korkarak panikle sandalyeyi aldı ve itekleye itekleye dolapların önüne getirdi. Korkarak tabakları almak için sandalyeye çıkıp etrafa baktığım da babam makarnaları karıştırıyordu ve bana bakıp tekrardan ''Hadi minik.'' dediğin de tabakları aldım ve hızlıca masaya koydum. Babam tencereyi kulplarından tutup kaldırarak masanın üzerine koydu ve tencerenin kapağını açtı. Buharlar çıkınca babam eliyle dağıtmaya çalıştı.

''Görüyor musun minik? Çok sinirlenmişler.'' dediğin de kıkırdadım. Minik ellerimi dudaklarımdan çektikten sonra sandalyeden masanın üzerine oturarak tabağı makarnaya dolduran babama baktım.

''Baba onlar canlı değil, sürekli beni kandırıyorsun. ''

Babam bana bakıp gülümsedi ve açık saçlarımı okşadı.

''Akıllı bir miniğimsin.''

İçeri topuklu ayakkabı sesleri gelince başımı mutfağın girişine çevirdim. Annem içeri girdiğin de otoriter bakışlarını yüzümüze dikti ve yanıma gelerek kısa bir cık yaptı.

''Masanın üzerine oturmak yasak Arya. O saçlar her zaman toplu olacak, tamam mı? Şimdi git odana ve saçlarını topla.'' dediğin de masanın üzerinde ki ayaklarımı salladım ve ofladım. Sandalyeye geçtikten sonra kısa bir zıplama yaparak sandalyeyi geri yerine yerleştirdim. Bunu yapmasaydım annem yine söylenir ve yeni kurallar koyardı.

Yavaş yavaş kapıya ilerlediğim de babamın eğlenen suratı solmuştu ve tabağın önünde ki makarnaya işkence yaparak duruyordu. Annemse hiçbir şey yokmuş gibi yiyordu. Az önce babamın eğlenceli yanını annem yine boğarak öldürmüştü. Sahnesinde milyonlarca izleyiciyi güldüremeyen aktör gibi mutfaktan çekildim ve odama gittim.

Doruk artık aylardır hayatımdaydı. Onu kabullenmiştim ve tuhaf şekilde ona uyuyordum. İlk tanıdığım zamanlar kim olduğunu merak ediyordum. Üsteledikçe Doruk benden kaçıyordu, sert oluyordu. Sürekli zayıf noktalarımla beni eziyordu. Son birkaç hafta da Doruk dengemi bozmuştu. Bana dokunuyordu, ona dokunmama izin veriyordu. Benimle bazı şeyleri paylaşıyordu. Bana zarar gelince beni koruyordu. Elimi bırakmıyordu, yaralarımı sarıyordu.

Ama bir şey vardı.

Babamın açtığı yaraları kapatıyordu, iyi geliyordu.

Ben fark etmeden en derin yarayı açıyordu.

Doruk Yılmaz beni yavaş yavaş ele alıyordu.

''Artık kabullenmelisin Arya.'' dediğin de alnımda ki alnını biraz oynattırdı. Sıcak nefesi dudaklarıma değiyordu ve inatla nefesimi tutuyordum. Boğazım düğüm atılmış gibiydi, konuşacak kelime bulamıyordum.

''Artık kabullen kusursuzum.''

Onun iki eli belimdeydi ve hareket etmiyordu. İçimde ki sürtüğe göz kırparak boşta kalan bir elimi Doruk'un saçlarına getirdim. Önce bir şey yapacak mı diye durdum, bir şey olmayınca elinde ki saçım hareketlendi ve onu benimsemeye başladı. En son o düğün gecesi yüzünü okşamıştım. Şimdiyse saçlarını okşuyordum.

Kalbime tırmanan şey alayla güldü ve bir kahkaha attı. Başını kaldırıp ulaşacağı yere baktıktan sonra Doruk'un saçlarını okşamamı izledi. Yumuşaktı ve iyi geliyordu. Kızarmaya başladığım da geri çekilmek yerine elim ona iyi gelen şeyi yapmaya devam etti.

''Benimle hareket ediyorsun.''

Parmaklarım Doruk'un saçlarını tuttuktan sonra bıraktı ve yine tuttu.

SİYAH GÖLGE (Düzenleniyor) Where stories live. Discover now