Bölüm 1: Maymuncuk
~~
"Bir şey sorabilir miyim? Bu beni kaçırma olayının sebebini öğrenebilir miyim acaba?"
"Ah! Tabi ki. Bu senin hakkın sonuçta."
"Kesinlikle! Dinliyorum."
Oturduğum üçlü koltuğun karşısındaki küçük sehpaya oturdu. Ardından kollarını dizlerine yaslayıp öne doğru hafifçe eğildi.
"Çünkü sen..." dedi fısıltıyla. Gözlerimi kısıp ona bakarken hiç ifadesini bozmadan devam etti. "Sen umrumda değilsin, tamam mı? Amcam ve senin o biricik babacığının arasındaki bir mesele. Bende ayrıntıları bilmiyorum."
Yüzüne yerleştirdiği yapmacık gülümsemeyle ellerini dizlerine vurup ayağa kalktı.
"Bildiğim tek şey seni bir süre burada misafir edeceğim. Umarım bu süre oldukça kısa olur."
Bu konuşmanın başlangıcından beri içimde tuttuğum kahkahayı sonunda serbest bıraktım. Gözümden yaş gelene kadar gülümüştüm. Komik çocuktu.
Bana sanki tuhaf bir yaratıkmışım gibi bakarken birkaç adım geriledi. Bende onun o surat ifadesine dahada gülerken nefessiz kalıp ölebilirdim.
"Kendini sevimli falan zannediyorsan kes şunu! Sarhoş olmuş maymun gibisin."
Ellerimle gözlerimi silerken kendime hakim olmaya çalışıyordum. Sonunda durup derin bir nefes alıp arkama yaslandım. Tek kolumu koltuğun yaslanma kısmına koyup sol tarafımda duran muhtemelen benden birkaç yaş büyük oğlana baktım.
Oda benim tekrar normal hale geldiğimi görünce tek eliyle etrafı işaret etti.
"Takıl sen buralarda. Benim canım sıkılır. Sana bakıcılık yapamam. Kaçmaya falanda kalkışma evin etrafı adamlarla dolu. Zaten çıksanda şehir dışındayız yolunu bulamazsın."
"Olur, olur merak etme sen. Git, gez toz. Kesin çözüm olmadıkça kaçmayada üşenirim zaten."
İki elini havaya kaldırıp yüzüne o ustası olduğu gülümsemeyide ekledi ve baş parmaklarını havaya kaldırdı. Ardından gözlerini devirip oturduğum koltuğun arkasından çıkışa doğru yöneldi.
"Etrafta hiç koruma falan yok dimi?"
Eli kapının kolunda durdu ve çekmeden omzunun üzerinden bana baktı.
"Seni zeki küçük bıcırık. Aferin kızıma."
Sonra dışarı çıktı ve kapıyı sertçe kapattı. İlginç tabii. Kendine oldukça güveniyor olmalıydı. Bende sonuçta burada kalacak değildim. Babacım (!) beni kurtarırdı elbet. En azından bir işe yarardı.
Kollarımı önümde bağlayıp bir süre etrafı inceledim.
Gerçekten iç açıcı bir evdi. Giriş kısmından biraz sonra küçük tek bir basamakla aşağıda kalan dairesel geniş alanda oturma takımı vardı. Üçlü koltuk ve hemen önünde birbirine hafif çapraz dönük iki tekli koltuk vardı. Sadeydi fazla sade ama insana huzur veriyordu.
Aynı zamanda bahçeye açılan bu dairesel alan boydan camlarla doluydu. Ve insana huzur veren bahçedeki yeşillikle iç içe olma havası veriyordu.
Yaklaşık bir saatlik incelemenin sonucu bu kadardı. Daha üst katlara bakmamıştım. Daha sonra da bakabilirdim. Ne acelesi vardı?
Oturduğum koltukta uzandım ve tek elimi anlıma yerleştirdim. Boş boş durup düşünmeyi severdim. Ama bu seferki daha çok kendimle ilgiliydi. Burada olma sebebimle ilgili...
YOU ARE READING
Maymuncuk
Teen Fiction~~ Bu seferki hepsinden farklı. Bir bukalemun kafalı orangutan bir maymuncuğu kaçırırsa ne olur? Emin olun bu sıradan, yakışıklı oğlanla masum kızın klişe aşk hikayelerine benzemeyecek. Bu istemeden kesişen hayatlarının eğlenceli kaçırılma öyküsü. ~...
