Aslında iki gün önce paylaşacaktım yeni bölümü. ( bu yüzden neslisah_cakmak ve AZRAMUTLU78'den özür dilerim) Ama çok önemli bir sorunum var, Çağrı ve Can'a karakter bulamıyorum. Eğer aklınızda varsa lutfen yorumlara yazar mısınız? Gerçekten çok ama çok ihtiyacım var. ^_^ :'(
Multiye daha bir resim koymadım diğer bölüme kadar Çağrı ve Can'a bir karakter bulmayı umuyorum. O zaman ikisinide koyarım.
Yarım saat önce bot patlamış ve suya düşmüştük. Nehir bizi çok fazla sürüklemeden Doğa'nın çığlığı sayesinde bulmuşlardı bizi. Aksi takdirde boğulabilirdik. Şahsen ben iyi bir yüzücü olmama rağmen o düşüşle bolca su yuttuğum için nefes alamamış ve ölümle boğuşmuştum. Neyseki beni Çağrı kurtarmış ve dışarı çıkarıp derin bir nefes almamı sağlamıştı. 'Demek ki o kasları boşuna yapmamış' diye düşünmekten kendimi alamamıştım. Ve şimdi... Üzerimizde battaniye, koltukta oturuyoruz. Doğa çok korktuğu için o krizlerinden geçirmesine ramak kalmıştı. Fakat Selim hocayı ve ekibi görünce rahatladığı için krizi geçirmemişti. Yinede kendini çok iyi hissetmediği için Can ona kendi elleriyle su içiriyordu. Sanırım en çokta Doğa için korkmuştum. Yine o krizi geçirecek ve biz nehirde sürüklenirken hiçbirşey yapamayacağız diye çok korkmuştum. Benim kahramanım bugünlük Çağrı, Doğa'nın ki ise Can olmuştu. Aman, olmaz olsun öyle kahraman! Pis domuzcuk!
" Daha iyi misin Doğa?" dedi Can.
" E-evet teşekkür ederim." Deyip burukça gülümsedi. Doğa'ya dönüp 'evde bana herşeyi anlatacaksın' bakışımı attım. O da bana gülümseyerek 'anlatmazsam yaşar mıyım ki?' bakışı attı. 'tabikide hayır' bakışıyla sorusuna cevap verdim. Evet, biz bakışlarla konuşabiliyoruz. Zaten kankalık kurallarının 5. maddesi bunu gerektiriyor. Evet, bizim bir kankalık kural listemiz de var. Evet- Lan başlattırmayın evetlerinize!
Evet, sen tam bir salaksın!
Ay sen çok akıllısın!
İltifatına sadece ufacık bir tebessümle yanıt veriyorum.
Senin o tebessümüm benim neremde acaba? Ben göremiyorum ya hani?
Sus be gerizekalı! Sen ne anlarsın tebessümden! Somurtmaktan başka bildiğin var mı?
Mesela senden daha az konuşuyorum.
Ve Kumsal vurdu gol oldu! Şak şakşak! Yürü be Kumsal! Tabikide sustu benim susmak bilmeyen içsesim. Sustu!
*********
Omzumda bir el hissetmemle hışımla arkamı döndüm ve Çağrı'nın o çapkın sırıtışıyla karşılaştım.
" Seni kurtardığım için bana borçlandın. Zaten kürek çekmemizin karşılığı da olacaktı. Şimdi ikiye katlandı. Haberin olsun." Korkuyla yutkundum ama o hala bana bakıp sırıtıyordu. Birden sinirlendim ve kaşlarımı çattım.
" Ne çeşit bir manyaksın sen ya? Sapık mısın nesin belli değil zaten! Şimdi çekil şuradan!" yine aynı şekilde sırıtıp yoldan çekildi. Bende hışımla Doğa'nın yanına gittim. 'ne oldu' bakışını atınca 'yok bir şey' anlamında başımı iki yana sallayıp yapmacık bir şekilde gülümsedim. 'Peki' bakışını atıp otele giden servise yürüdük.
Otele gider gitmez kendimi yatağa attım. Bütün gün yaşadığım aksiyon bana yetmiş, yetmekle kalmamış artmıştı bile. Korkmuştum, Doğa için çok korkmuştum. Boğuluyordum, Çağrı tutmasaydı boğuluyordum. Gülmüştüm, Can yine bir şebeklik yapıp güldürmüştü bizi. Ve en sonunda da kurtulmuştuk. Cidden kurtulmuştuk. Şu an mı? Uyuyorum. Uyumaya çalışıyorum. Doğa'ya baktım. O uyuyordu. Rahat rahat. Üstümüzü örtmemiz için verilen pikeyle biraz daha savaştım ve en sonunda dayanamadım kalktım. Doğa'nın yatağında baya bir boşluk vardı. Nasıl bu kadar düzgün yattığı ise merak konusu! Yanındaki boşluğa yavaşça yattım. Uyanmamıştı neyse ki. Onun yanında çok fazla kıpraşmadım. Nasıl olduysa 5 dakika sonra gözlerim kapandı ve uyku beni kendine çekti.
YOU ARE READING
Camdan Kalpler
Teen Fictionİnatçı, hayalperest ve geçmişi kırık parçalarla dolu bir kız... Umursamaz, asi ve geçmişi küçük bir çocuğun kaldıramayacağı kadar ağır travmalarla dolu bir erkek... İkiside bir oyunun kurbanı... Herşey Çağrı'nın şişe çevirmece oyununda Kumsal'ı ist...
