1. Bölüm

16 0 0
                                        

Gözlerim bahçede gezinirken, ilk gözüme çarptığında basketbol oynuyordu. Orta sahadan müthiş deliksiz bir üçlük atmıştı. Bu güne kadar onun bizim okulda olduğunun farkında bile değildim. Rampalı kıvırcık saçları, ela gözleri ve esmer teniyle o kadar dikkat çekiyordu ki, bunca zaman onu nasıl farketmediğime şaşırmıştım. Çalan zille bizimkiler ayaklanınca onu izlemeyi bırakıp bende sınıfa yöneldim.

Son dersten sonra bizim sınıfın sportif çocuğu Berkay:"Millet var mısınız bir voleybol maçına? " diye öne bir fikir atınca hepimiz olumlu karşıladık.
Furkan :" Top varsa oynarız "

Aynur:" Okulun topları boşa mı"

Furkan :"İyi git alda gel "

Aynur:" Sana adamın dibi demek isterdim Furkan ama öküzün dibisin diyorum sadece "

Bununla birlikte tayfadan bir " ooo" sesleri yükseldi. Aynur saçlarını savurarak okula koştu. Furkan arkasından bakıp gülmüştü sadece.

Dakikalar sonra Aynur elinde bir voleybol topu, yüzünde de kocaman bir gülümsemeyle sahaya geldi.

Aynur :"Hadi millet başlayalım "

Eslem:Takımları ayarlayalım" deyince öne atladım:

"Kızlara erkekler yapalım kabul mü? " diye ortaya iddialı bir soru yöneltince tayfanın ukala çocuğu Can:

" Oo Açelya iddialısın demek tamam lan kabul "

" Ağlamak yok " deyip göz kırptıktan sonra pasörlüğe geçtim.

Maçın sonunda erkekleri 3-1 yenmenin verdiği keyifle yolda yürürken, erkeklerin isyanları sokağın diğer başından duyuluyordu. Yok "abi rüzgar vardı top uçtu" yok "karşı takım kız olduğu için sert oynamadık yoksa var ya ohoo öttürmüştük" vb. bahaneler.

Sonunda dayanamayıp "Kendinize yenilmeyi yediremiyorsanız bidaha karşımıza çıkmazsınız olur biter gençler" dememle birlikte kızlar gülme krizine girerken, erkeklerin suratları düşmüş bir şeyler mırıldanıyorlardı.

Berkay:"Kızlar tamam iyiydiniz tebrik ederim uzatmayın " diyerek elini bana uzattı.

Eslem" İşte adamın dibi dediğimiz budur " dedi. Bende gülerek Berkayın elini sıktım.

" Hadi millet herkese iyi akşamlar yarın görüşürüz "

Eve gittiğimde yorgunluğum ağır basınca kendimi direk yatağa attım. Annemin" ders çalış" uyarılarını dinlemeden uzanmaya devam ettim.

Yürürken bir yandanda bugün gördüğüm daha doğrusu bugün yeni farkettiğim esmer rampalıyı düşünüyordum. Acaba okula yeni mi gelmişti de ben görmemiştim? Yoksa okulda tanımadığım kimse yoktu ayrıca okulun popi kızlarından biriydim. Kafama takılan sorulara cevap ararken karşımda rampalıyı gördüm. Bir an hayal mi diye duraksayıp gözlerimi açıp kapattığımda bunun bir hayal değil tam tersi gerçek olduğunu anladığımda o bana doğru yaklaşıyordu. Neden olduğunu bilmediğim bi sebepten dolayı kalp atışlarım hızlanmaya başladı. Ela gözleri mavilerimle buluştuğunda bir an zamanın durduğunu zannettim. Allahım bu nasıl bir kusursuzluk? Erkeksi yüz hatları, kirli sakalları gözleri ve aklınıza gelebilecek diğer her türlü özellikleri. Beni benden almıştı. Gözümün önünde gidip gelen bir elle karşılaştığımda kendime gelmeye çalışıp bana söylenen şeyi duymaya çalıştım.

"Açelya, Açelya! Gitmemiz lazım"

"Nereye? "

" Akşam yemeğini dışarıda yiyeceğiz baban yarım saate burda olur kalk ve hazırlan "

Gözlerimi açtığımda karşımda annem vardı ve ben hala okul formasıyla yataktaydım. Demek ki rüyaymış. Ah lanet olsun. Küfürler savura savura yataktan kalktım. Yüzümü yıkadıktan sonra odama girip kapıyı kapattım. Dolabımı açıp giyebileceğim şeylere baktım. Siyah dar paçamı, kırmızı kareli gömleğimi üzerime geçirip saçımı at kuyruğu yaptıktan sonra kollarıma bilekliklerimi doldurdum.

Kapının arkasından "Açelya hazır mısın? " sorusu yöneltildiğinde sessiz kalıp odadan çıktım.

"Evet anne her zamanki gibi hazırım. Efe gelmiyor mu? "

" Hayır onun bu gece maç izlemesi gerekiyormuş bende inat etmedim "

" Arkamdan konuşmayın! Hadi gidinde yemeğinizi yiyip gelin. Benide rahatsız etmeyin! "

" Çok bilmiş bir kardeşim var "

Efe benim kardeşimdi. Daha 8 yaşında olmasına rağmen çocukta Einstein zekası vardı. Tamam abarttım biraz salak olabilir.
Annemle birlikte gülerek merdivenlerden inip arabaya bindikten sonra babamı öptüm.

" Tatlım yine çok güzel olmuşsun "

" Teşekkür ederim baba"

Araba çalıştı ve biz yola koyulduk. Yaklaşık 5-6 dakika süren yolculuktan sonra deniz kıyısına yakın bir restorantın önünde durduk. Buraya ilk defa geliyorduk. Babam yeni keşfetmiş olmalı,eminim yemekleri güzeldir çünkü babamın zevkine güvenirim. İçerisi harika bir uyum içerisindeydi. Kahve tonları ağırlıklı kullanılmış, sandalyeler masalar ve diğer aksesuarlar için ahşap malzeme seçilmişti. Duvar kağıtları salona ferahlık yayarken, verilen ışıklar da insanın ruhunu sakinleştiriyordu adeta. Babamın zevkiyle bir kez daha gurur duydum. Cam kenarına, bizim için rezerve edilmiş masaya oturduk. Menüleri aldıktan sonra yemeklerimizi seçmeye başladık. Uzun süreden sonra kararlarımızı verdikten sonra siparişleri almaya garson geldi. Söylediklerimizi not ettikten sonra yanımızdan ayrıldı. Bende dükkanda göz gezdiriyordum. O sırada bizim karşı çaprazımızda olan masadaki bıyıklı kel bir adamın sürekli babama baktığını farkettim. Dönüp babama " Baba karşı çaprazdaki kel adamı tanıyor musun? Sürekli buraya bakıyor"

Babam arkasını dönüp o tarafa baktı. Tekrar bana döndüğünde gözlerinde endişe ve korku vardı.

"Başka bir yerde yiyelim mi yemeğimizi? "dedi babam.

Annemin " Neler oluyor Erdem? " demesiyle birlikte kel adamın babama gelip suratına birden asılmasıyla ağzımdan büyük bi çığlık çıkması bir oldu.

" Ulan şerefsiz!! "



You've reached the end of published parts.

⏰ Last updated: Oct 15, 2015 ⏰

Add this story to your Library to get notified about new parts!

Mutluluk KaravanıWhere stories live. Discover now