26.BÖLÜM(YENİ SEZON)

27 2 1
                                        

GÜNÜMÜZ

2003 MAYIS 20

Ben artık o eski ben değilim daha doğrusu Sonu haini için. Geçmişte onun için yapmış olduğum fedakarlıklar için de hep ona lanet okuyorum. "Keşke yapmasaymışım." Diyorum bazen. Ama o zamanlar daha çok gençtik ve kendimizi bu aşkın büyüsüne çoktan kaptırmıştık. Kaptırdığımız gibi de ayrılmıştık.

Babamın hastalıktan ölmesi, kardeşimin hastalığa karşı direnmesi ama bünyesinin bir değişiklik gösteremeyip iyileşememesi, annemin bize hem anne hem baba olmaya çalışması... Ve bizim ayrılmamız. Kardeşimin ölüm döşeğinde son günlerini geçirdiğini gözümün önünde eriyip bittiğini görmek gibi bir şeydi bizim Sonu ile ayrılmamız. Ama ne yapalım? Olmuştu bir kere.

Aslında kardeşim Sonu ve benim aramdaki 12 yıl önceki o büyük aşkın en küçük tanığıydı. Daha o zamanlar hasta değildi çünkü. O zamanlar küçücük bedeni kemoterapi ilaçlarını kaldıramazdı. Onu da alır ben ve sonu onu gezdirmeyi kendi kendimize vakit geçirmeyi o kadar çok severdik ki ameesha da içinden "Ablamlar hiç ayrılmasın hep böyle kalsın." Diye geçirmişti. Ama ben onun son dileğini de yerine getirememiştim. En çok ta Sonu ile ayrıldığımda kardeşimin son dileği beni yakıp kül etmişti. Ona son dileğini yerine getirmeden veda edecek olmak... Çok koyuyor ama ben ona belli etmiyorum tabii.

Ben böyle düşünürken telefonum çalıyor. Arayan: Rohit.

Ben: Alo!

Rohit: Alo! Ne yapıyorsun?

Ben: Yatağımda oturdum düşünüyorum.

Rohit: Ben sana ne zaman yardım etmeye başlayacağım.

Ben: Hemen bugün.

Rohit: Saat kaçta?

Ben: Saat 13.50 de.

Rohit: Nerede?

Ben: Sana otel adını mesaj atacağım.

Rohit: Tamam. Mesajını bekliyorum.

Ben: Görüşürüz.

Rohit:Görüşürüz.

Der demez telefonları kapattık. Rohit'le konuşmalarımdan onu kıskandırarak intikamımı almaya başlayacağımı anlamış olabilirsiniz. Ama öyle olmayacak. Tamam ilk önce beni hala sevip sevmediğini ölçeceğim. Bu da tabii onu kıskandırmak yoluyla olacak. Ama biz onunla aynı otelde olmayacağız.

Hemen üstümü giyindim ve başladım planım boyunca kullanacağım küçük bir bavul hazırlamaya. Her zamanki gibi saçlarımı topladım ve hemen planlarımı gözden geçirmeye başladım. Küçük kol çantam da 5 dk da hazırdı. Hemen yola çıkmak için kapıya doğru yöneliyordum ki... Ameesha'nın daralan nefesiyle nefes almaya çalıştığını duydum. Hastalık çok ilerlediği için hastanede aldığı kemoterapi ilaçları da artık etkilemez olmuştu. Ah zavallı kardeşim. Şimdi ablasının tehlikeli ve bir o kadar da dikenli bir yola çıktığını öğrense ne yapardı acaba? Artık doğal yollardan olması gerekeni beklemek zorundaydık. Ama o sonu ve beni yan yana görmeden ölmek istemiyor gibiydi.

Ameesha: Ab-la!

Ben: Söyle kardeşim.

Ameesha: Ben öl-

Ben: Hayır. Ameesha. Ölmeyeceksin. Gerekirse iyi bir onkoloğa gideceğiz. Ama ölmeyeceksin.

Ameesha: Ben-im sen-den son bir is-te-ğim vardı.

Ben: Evet.

Ameesha: O-nu-

Ben: Tamam Ameesh. Sana Sonu'yu getireceğim. Ama bu gerçek bir birliktelik olmayacak.

SU VE ATEŞNơi câu chuyện tồn tại. Hãy khám phá bây giờ