4. Bölüm

23 4 2
                                        

" Kraliçen mi? " ben daha nerde olduğumu bile bilmiyordum. "Evet. Sen sırlar ve gerçekler gezegeninin yeni kraliçesisin. " Sırlar ve gerçekler? Böyle bir gezegen mi vardı? "Andreas kalksana ben hiç bir yerin kraliçesi değilim. " benim dünyam vardı. Ve bana yeterdi. Andreas kalktı. Ellerimi başıma koydum ve sıkıntılı bir şekilde arkama döndüm. "Sen burda doğmuştun zaten. Kraliçeler her zaman 1000 yıl önce seçilir ve doğduktan hemen sonra dünyaya gonderilirler. Her zaman soğuk bir gecede bulunurlar. Daha bebekken. " Ne ben evlatlık mıydım? Annem benim gerçek annem değil miydi? " Ben evlatlık mıydım?" Gözyaşlarımı tutmaya çalışıyordum . Sustular. Niye sustunuz? Niye ? Arkam dönüktü. Dizlerim bu ağırlığı taşıyamamıştı. Ellerimle yüzümü kapattım. Bildiğim her şey bir yalandan ibaretmiş. Onlar içinde sırlardan. Yaklaşık 5 dakika sonra kai konuştu. "Özür dilerim. Bunları sana söylediğimden dolayı ama artık bunları öğrenmen gerekiyordu. " Evet doğru söylüyordu ne yapabilirdim? Hayat devam ediyordu . Ayağa kalktım. Önümdeki aynaya doğru giderek dünyadan kalan, akan rimelimi bana verilen peçeteyle sildim. Güçlü olmalıydım. Duygusal olarak gelgitler yaşıyordum. Onlara döndüm. " Ne yapmam gerekiyor? " dedim. Kai bana bakıp gülümsedi. Bu gülümseme benden gurur duyduğunu hissetiriyordu. " Senin asıl kraliçe olup olmadığını anlamalıyız. Her iki evrende de sırlar da da gerçekler de de sana verilen görevlerini tamamlamalısın. Bu görevlerden haberin olmayacak. " Haberim olmadığı bir şeyi başarmalıyım. İyiymiş. " Peki . Tamam. Kralım sen misin? " dedim. Andreas'a baktım gözlerini başka yere çevirdi. " Evet. " Kral kraliçe işini hiç bir zaman anlayamamıştım. Aklıma kral ve kraliçenin karı koca olduğu geldi. Yanaklarımı ateş basmıştı. " şey. . Peki şey yapcak miyiz? " ilk önce ikisi de anlamamıştı. Sonra anladıklarında kai atıldı. "Yok , hayır tabiki . senin istemediğin sürece sana dokunmam bile. " utanıyordu. Bende utanıyordum. Ama söylediğini duyduğumda rahatladım. "Peki nerde kalacağım. " dediğimde düşünerek "Normalde benim odamda kalmalısın ama sana ayrı bir oda ayarlamalıyım herhalde." düşündüm eğer bana dokunamayacaksa sorun olmazdı. "Senin odanda kalabilirim. Zaten bana dokunmayacağına söz verdin. " dediğimde sevinerek " söz istemediğin sürece sana asla dokunmayacağım. " Andreas Kai' ye hiddetli bir şekilde başını çevirdi. Kai ise " Biliyorum Andreas bu söz ben ölene kadar devam edecek. " demek ki burda söz verdiğin zaman sonsuza kadar tutmak zorunda kalıyorsun. "Peki odan nerde?" " Andreas benim için kraliçeme tüm sarayı gezdirir misin? " Andreas eğildi "tabiki efendim. " dedi.
...
" Anladığım kadarıyla tüm saray değerli taşlarla ve altından yapıldı." Sıkılmıştım 2 saatir Sarayı geziyorduk. Andreas ise hiç konuşmuyordu. Tek yaptığı beni gezdirmek gezdirdigi yerleri bana kısa kısa cümlelerle tanımaktı. "Gideceğimiz tek bir yer kaldı zaten. " önündeki kapıyı gösterdi. Kapının açılması için parmak izi ve görüntü istiyordu. Andreas kendi parmak izini girdi. Ve kapı açıldı. Kapının açılmasıyla üstümdeki eski dönem kıyafetlerine rağmen oda en son modaya göre döşenmişti. Ayaklarımın altındaki yumuşak halıya baktım bulutların üstünde gibiydim. Önümdeki gardırobu gördüğümde benim odam kadardı. Yanımdaki kumandaya baktım. Numaralar yazıyordu. 1 e bastım gardırobun 1 bölmesi açıldı. Sonra 4 e bastım bu gardırop ile ilgili değildi. Yanımdan gelen sese baktım. Duvarın içinden çok büyük bir televizyon çıkmıştı. Gözlerime inanamıyordum. Sonra odanın 2. Bölmesine doğru koştum. Yine bir odam kadar yatak. Yanları fırfırlı ve yorganla beraber aynı bulut gibi yumuşaktı.
Andreas
Jenna'yı izliyordum. Meraklı meraklı odayı gözlemliyordu. Televizyonun olduğunu gördüğündeki yüz ifadesi görülmeye değerdi doğrusu . Kai çok şanslıydı. Yatağın olduğu yere gittiğinde arkasından geldim. Yatağın yorganını inceliyor arada sırada yatağın yumuşaklığını kontrol ediyordu. Sonra aklına bir şey gelmişçesine bana baktı. Bana doğru gelmeye başladı. Ne olduğunu anlayamadan elimden tuttuğu gibi ikimizi de yatağa doğru attı. Gülüyordu ."Ne kadar da yumuşak. " dedi. Ayağa kalktı ve ayakkabılarını çıkardı. Ne yapacağını anladığımda çoktan yataktan kalkmaya çalışıyordum. Kalktığımda düşündüğüm şey olmuştu. Jenna yatağın üstünde zıplamaya başladı. Yatağın yorganı bozulmuştu. Görevlilerin hiç begenmeyecekleri kesindi. Yorulduğunda kendini yatağa attı. "Ahhhh çok güzel. " dedi ama birden gülümsemesi soldu. "Odamdaki yatağımı özledim. " daha az önce çok beğendiğini söylüyordu. Belki bu beğenip beğenmemekle alakalı değildi. Sadece özlüyordu. Yanına oturdum. " Evini bir daha mı görmek istiyorsun. " dedim. Bunu görmesine izin verecektim.
Jenna.
Gerçekten de çok istiyordum. Annemi ,deli kankamı, evimi ,odamı . Ve görecektim de. Andreas beni televizyonun önüne oturtmuş. Televizyondan bir kanalı açmıştı. Kanalın adı "Dünya" ydı. Açtığında bir kadın küçük bir çocuğu elinde tutuyor. Ona gülümseyerek bakıyordu. Yanına da kahverengi saçlı, kirli sakallı bir adam gelmişti. Kadına sarıldı. Bir bebek odasındaydılar. " Peki bunun benim istediğim şeyle ne alakası var? " dediğimde" Anneni görmeyi istiyordun?"
Dediğinde hiç bir şey anlamadan ekrana baktım. Yakından bakınca kadının anneme çok benzediğini gördüm. "Sen buraya geldiğinde sanki hiç dünyaya gelmemiş gibi oldun. Buda annen ve annenin kocası ,yeni evlendiler ve 1 yaşında çocukları var. " odama baktım. Şimdi bir bebek odası olmuştu. Aniden sahne değişti. Bir kız bir erkeğe yapışmış öpüyordu. "Suz? " inanamıyordum bu Suzy olamazdı. "Sen onu dogru yola yönlendirendin. Sen olmayınca malesef doğru yolu bulamadı. " Suzy 'e üzülmüştüm. Onlar beni hatırlamıyorlardı artık . Bende onları unutsam iyi olacaktı. Birine sarılmak istiyordum güvendiğim birine . Belki de şimdi bu mümkün olmayacaktı. Andreas ise bana bakıyordu. Yüzümdeki ifadeden ne düşündüğümü çözmek istiyordu. Belki şuan için tek arkadaşımdı. "Andreas sana sarılabilir miyim? " Andreas ise sözlerimle şaşkın şaşkın bana baktı. "Şuan bir arkadaşa sarılmalıyım ." Andreas 'ın yüzünde hayal kırıklığı gibi bir şey olmuştu. Ama saniyelik. "Tamam. " dedi. Ona doğru döndüm. Ve yavaş yavaş ona doğru adım attım. Yavaşça ellerim kalktı. Ama sonra hızla ona sarıldım. Doya doya ağlamak istiyordum. Elini başımda hissettim. Gözyaşlarım bitene kadar ağladım. Sonra ellerim gevşedi. Ondan ayrıldım. "Çok teşekkür ederim. Annem yanımda olduğunda hep ona sarılırım. Yada Suzy'e . Bu beni rahatlatır. " Andreas'a bunu derken Andreas çoktan kapıya gitmişti. " Sorun değil. " dedi. Ve çıkıp gitti. Ben ise televizyona bakıyordum. İlk defa televizyondan nefret etmiştim. Gardıroba baktım rahat bir şeyler bulabilirdim. Kumandayı alıp 1 numaraya bastım. Gömlekler, takım elbiseleri,pantolonlar. 2 numaraya bastım T-shirtler ve esofmanlar. Kainin bedeni kaslı ve uzun olduğundan bir T-shirt 'ü bana elbise sayılırdı. Üstümdeki elbiseyi çıkarmadan üstüme T-shirt'ü geçirdim T-shirt'ün altından elbiseyi çıkardım. Tahmin ettiğim gibi hem rahattı. Hem de heryerimi kapatıyordu. Yatağın içine girdim. Tavana baktığımda parlayan yıldızlar görmüştüm. Gözlerimi kırpıştırdım. Şimdi yıldızlar yoktu. Herhalde halisinasyon görmüştüm. Uyumak istiyordum. Kısa süreliğine nerde olduğumu unutmak.
Kai
"Yeter! " diye bağırdım. Herkes kendi arasında konuşuyorlardı. Aralarından tombul kısa olanı " Efendim yarından itibaren başlamalıyız. Sınavlara. " dedi. Sıska olansa ilk önce hangi sınavdan başlayacağını düşünüyordu. Acelelerini anlayamamıştım. "Sınav başlayacak ve hangi sınavdan başlayacakları belirlenecek. Biliyorsunuz bunu ben seçmiyorum. Eğer kraliçem değilse 101. gün yaşayamayacaktı. " bunu ben de biliyordum. İçimi bir acı kapladı. Ona şimdiden ısınmam belkide kötüydü. Sonu belli değildi. Ama ona bağlanmıştım. Onun yaşaması için her şeyi yapardım. Yapmamam gerekenleri bile.

Sır: Karanlık EvrenWaar verhalen tot leven komen. Ontdek het nu