YALNIZ MELEK 2.BÖLÜM

21 0 0
                                        

        MERHABA GÜZELLİKLER DESTEKLERİNİZİ BEKLİYORUM EĞER BEĞENDİYSENİZ VE DEVAMINI İSTİYORSANIZ YORUM YAPMAYI VE VOTE UNUTMAYINIZ SİZİ SEVİYORUM :)

Her sabah huzurun ne demek olduğunu sorguladım. Bazen dedim ki, insanların o kadar derdi varken sen geçmişindeki kapanmaya çabalayan yaralarını sürekli kopartmaya çalışıyorsun bırak rüzgar seni nereye savurursa oraya ev kur. Evim demek o kadar büyük bir lüks ki insanlar bunun farkına varmıyor. Ait olmak, senin olması 'benim' demek... Muhteşem bir his olduğunu varsayıyorum. Benim ait olduğum tek ev kollarımı kendime doladığımdaki varlığım. Aslına bakarsak biz bile bize ait değilken anlamsız savaşların içindeyiz bedenimiz bile bizim değilken.

Tam bir haftadır yaptığım tek şey annemin isteklerini uygulamak, kitap okumak, yazmak, bol bol kahve tüketmek ve terasın koltuklarını aşındırmak. Bu koskoca evde tek sevdiğim şey terasımız yada balkonumuzda oturmak denebilir.

Kahvem, kitabım ve boğazın mavileri beni anlık mutluluk sebebim oldu bu eve taşındığımızdan beri tek kötülüğü daha fazla düşünmek oldu. Tam 7 yıldır babamı ve ikizim Parla'yı görmüyorum ne yüzünü nede sesini.

Ben sorgulamamayı daha küçük yaşta öğrendim annemin Parla'yı ananemin yanına yolladığında doğuştan dilsizdi sırf konuşamıyor diye bende susardım görüp de kıskanmasın diye belki de bu suskunluğun sebebi birazda buradan kalmadır.hep düşündüm acaba gittiği yerde ona zarar verirlerse kendini nasıl korur diye çünkü onu bu sebepten kaybetmiştim.

Babam ile annem biz on iki yaşında iken Parla'nın kaçırılmasından sonra ayrılmışlardı. Annem restini çekti Parla'yı almak çok istedi ama babam reddetmiş evde çok şiddetli kavgalar olmuştu. Parla'ya sımsıkı sarılıp onu çok sevdiğimi ve tekrar buluşacağımıza söz vermiştim ama şu zamana kadar sözümü tutamadım bundan sonrada tutamayacağım herhalde.

İnsan en çok babasına kırılır ve en çok onu severmiş ben babama çok kırgınım, o gün beni bıraktığı için bizi seçmediği için mutlu olmasam bile bir evim olduğu için onu yıktığı gibi beni de yıktığı için.

Annem gelinceye kadar yemek hazırlamış terasa sofra kurmuştum ayağım artık beni çok zorlamıyordu fizik tedavi işe yarıyor galiba. O kazadan sonra arabadan ve hastaneden gerçekten çok korkuyorum.

Kapıyı açtığımda annem ve yanında Dora bana gülümseyerek bakıyorlardı. Annem içeri girip kapatırken Dora çığlık atarak boynuma sarıldı o kadar sıkı sarılmıştı ki boğulabilirim hem sarılıyor hem de yanağıma sayısız öpücük konduruyordu. Şaşkınlığımı atınca bende sımsıkı sarıldım güzüme tatlı bir gülümse kondu çünkü çığlın kuzenim geldi ve başıma ne belalar açacak kim bilir.

Uzun zaman sonra o kadar gülmüştüm ki Dora resmen eve ışık getirmişti. İtalya'yı anlata anlata bitirememiş kardeşi Rosa'nın komiklikleriyle bizi kahkahaya boğmuştu.

"heves, ve rosa gidip adama 'pardon siz bana çirkin mi dediniz? Sizde tam bir balık suratsınız suyunuz bol olsun' dedi ve su bardağını adamın suratına döküp restorantı terk etti adamın suratını görmeliydiniz"

Gülmekten resmen karnım ağrıyordu resmen gözümüzden yaş gelmişti. Dora ile mutfagı toplamiş terasta kahve içiyorduk.

"E heves birazda sen anlat gerçi teyzem gelirken bana biraz anlattı ama ah be kızım neden bakmıyorsun etrafına"

"Dora bide sen başlama lütfen, dalmışım işte yaşıyorum sorun yok işte" Dora kızgın bakışlı oklarını bana siper etmiş yerinden uzanıp koluma vurdu." Nasıl korktum biliyor musun sen?"

"özür dilerim."

"özür dılenecek bişey yok ben ta senin için başka diyarlardan geleyim sen bana gülme oldu mu bak bakayım"

"doraa ahh tamam ayy nefes alamıyorum" Dora beni koltukaltlarımda belimden öyle gıdıklıyordu ki resmen nefes alamıyordum.

"tamam tamam gülüyorum işte hadi gidip yatalım."

"tamam hevesimi kursağımda bırakan Heves hanım."

"iğrençsin Dora ya" bana omuz silkip terastan salona girdi bende fincanları alip içeri giderken annem bana seslendi. "heves, Nermin teyzenin oğlu anahtarı aldı mı?"

"hayır anne aslında bugün gelmeliydi." Annem anladım dermişcesine başini sallayınca bende mutfağa gidip fincanları makine yerleştirdim. Saat gece yarısını geçmişti bugün akşam beş gibi Nermin teyzenin oğlunun gelmesi lazımdı.

Dora yukardan seslenince merdivenleri yeni bitiriyordum ki diş kapı çaldı.

"ben bakıyorum."

Ben kapının kulpunu inderecekken annemde yanıma geldi eliyle dur dedi ve kapının deliğinden baktı şaşırmışa benziyordu bende kulpu indirdim.

İnsanlar bazen neyle karşılaşacağını bilmiyor işte karşımda bu saate rağmen ütü bozulmamış parlament mavisi takım elbiseleri kumral üç numara saçları, yeşilin en güzel tonu gözleri kemikli yüzü ve dolgun dudaklı inci gibi dişleriyle bana gülümseyen bir adet cennetten düşme melek vardı.

"iyi geceler, bu saatte rahatsız etmek istemezdim uçağım rötar yaptı ve bu saate kaldım ben Yiğit Erim Tütüncü, memnun oldum siz?"

Galiba bir nevi şoktayım ve hiç iyi bir şey değil. Ben kendime gelmeye çalışırken Dora ne ara aşağı indi bilmiyorum ama belimi sıkınca ister istemez inledim ve gözler bana döndü

"ah şey ayağım... b-ben Heves tanıştığıma memnun oldum" adam başıyla beni onaylayıp anneme döndü.

"Şermin hanımdı değil mi çok yorgunumda rica etsem anahtarı alabilir miyim?" annem olur diyerek içeri gittin de ben hala adama bakmaktaydım Dora hemen özgüveni gösterip adamla tanışırken bende adamın karsındaki bavullara bakıyordum garip olan siyah iki bavulun yanında ikisi pembe biri leoparlı bavul olmasıydı.

Şaşkınlıkla Yiğit de dönerken asansörün kapısı açıldı ve bu site gerçek Rus kızı gördü.


YALNIZ MELEKWhere stories live. Discover now