"Özel sekreterim olursan sana sınırsız imkan sunarım hayatım."
Adam gözlerini kısmış bana bakarken oraya kusmamak için kendimi zor tutuyordum. Yanımdaki sehpanın üzerinde vazoyu kaptığım gibi arkasındaki duvara fırlattığımda az önceki sırnaşık adam aslana dönüşmüştü. Yerinden doğrulup bana doğru yaklaştığında hemen ayağa kalktım. Kapıya doğru koştuğumda ardımdan bağırıyordu.
"Seni pis sürtük! Hepiniz nankörsünüz."
Üniversiteyi bitirdikten sonra iş arama dönemine girmiştim. İnsanlar ya sapıktı ya da az maaş veriyorlardı. Bu kadar insanın nasıl istedikleri işte çalıştıklarını anlayamıyordum. Koşar adım çıktığım yerden uzaklaştığımı görünce adımlarımı yavaşlattım. Yine işsizdim. Annem yine yakınacaktı. Saat akşamın sekizine geliyordu. Telefonum çaldığında heyecanla açtım.
"Oppaaaa ben yine işssizim."
Kahkaha attığında sanki duyacakmış gibi ayaklarımı yere vurdum.
"Dalga geçmesene. Tabi annem sana bir şey demiyor. İşin gücün var."
Gülmesi durduğunda konuşmaya başladı.
"Merak etme, senin için iyi bir iş ayarlamaya çalışıyorum. Ünlü birinin menajeri olmak istemez misin?"
"Dalga geçme diyorum. Aish ne için aradın. Çabuk söyle."
"Akşam geç geleceğim."
"Aha biliyordum. Peki abi annemi yumuşatırım. Öptüm. Görüşürüz."
Telefon kapandığında böyle bir abim olduğu için şükrediyordum. Kendisinin müzik aletleri ve kitap satan büyük bir dükkanı vardı. Çoğu idol için özel yapım ürünler satıyordu. Ondan idollerin kaprislerini yaptıklarını dinledikçe onlara gülüyordum. Tamam sanatçı olmanın bir egosu olabilirdi ama bazıları cidden tamamen egosundan oluşuyordu. Otobüs durağına geldiğimde kulaklığımı büyük bir dolaşıklık karmaşası arasından bana yetecek kadar açtım. Bu ılık akşamda bir Rihanna şarkısı iyi giderdi. Oynatma tuşuna bastığımda otobüsüm de gelmişti. En azından bugün bu konuda şanslıydım. Otobüse başımı dayayıp müzik dinleme veya sevgilimin omzuna yatıp romantik anlar yaşama gibi hayallerim olmamıştı. Hoş zaten böyle hayaller için sallanmayan bir cam ya da ideal romantik bir sevgili şarttı. Kafamda kurduğum çıkmaz paradokslara sırıttığımda abimden mesaj gelmişti. Mesajı açtığımda elinde bir albüm olan bir fotoğraf vardı.
"Bu albümü almak ister misin kardeşim?"
Telefonun ekranını kıracak kadar hızlı yazdığımda yanımdaki teyze bana garip bir bakış attı.
"Otteke! Nasıl yani! Bu albüm çıkmış mı? İstiyorum onu istiyorum."
":) O zaman annemi iyi idare et. Geldiğimde surat sallamazsa yarın albüm sendedir."
Bu albümü adım adım takip ediyordum. Rihanna'nın tek parçalık bir albümü olsa da ilk bende olması hava atmak için yeterli bir sebepti. Otobüsten indiğimde neredeyse uçar adım eve dalış yaptım. Sevincimi kulaklarıma kadar sünen ağzımdan anlayan annem heyecanla konuştu.
"İş mi buldun?"
"Rihanna'nın albümünü buldum."
Suratı birden kararırken yanındaki yastığı bana fırlattı. Güzel bir eğimle kendimi darbeden kurtarırken kanepeye doğru zıpladım. Annemin boynuna sarılırken mızmız sesle:
"Ommmaaaaa bugün beni taciz ettiler. Nasıl iş bulabilirim. Keşke çirkin doğsaydım."
Taciz lafı ortamı yumuşatmıştı. Ahtapot kollarımı çözerken telaşla sordu:
YOU ARE READING
Loser✔
Fanfiction"Katilsin! Oğlumu bana geri ver!" Sözler işin en has haliydi. Gözlerine bir an baktığımda artık abimin olmadığını ve tek sorumlusunun o olduğu gerçeğini anladım. Annemin kollarından kaldırıp çekerken annem son gücüyle bağırdı. "Katil Daesung!" Bu on...
