"Michael Clifford."
Müdür yardımcısı Bay Smith elinde bir kaç kağıtla odasında kendi kendine mırıldanıp bir sağa bir sola dolanırken, dikkatle Michael'a bakıyordu. Bahçede çıkardığı kavgadan sonra Michael, Adam'la birlikte müdür yardımcısının odasına götürülmüştü. Olayı görenler benim de ismimi vermişlerdi, çünkü onlarla bu sıkıcı odada oturup birazdan azarlanacak olmamım başka bir açıklaması olamazdı. Bir suçum olmamasına rağmen buradaydım.
"Okulun ilk günü, böyle bir kavga çıkarmanızın sebebini öğrenebilir miyim?" Bay Smith alayla Michael ve Adam'a bakıyordu. Adam'ın sağ gözü morarmıştı ve dudağı patlamıştı. Elindeki buz yığınını dudağına bastırırken korkuyla Michael'a bakıyordu.
"Sebebi yok." dedi Michael sinirle yere bakarak.
"Yüzüme bakın Bay Clifford." Michael donmuş yeşil rengindeki gözlerini Bay Smith'e doğru dikerek konuşmaya başladı.
"Sebebi yok, dedim. "
"Peki." Bay Smith kalçasını masadan kaldırarak bize doğru ilerledi ve karşımda dikilip bana doğru bakmaya başladı.
"Bayan Sheppard." dedi dikkatle.
"Kavganın sizin yüzünüzden başladığını söyleyen tanıklar var. Bu gereksiz olayı müdüre ve disipline taşımak istemiyorum, eminim bunu siz de istemiyorsunuzdur. Son yılınızda sicilinizde bir disiplin suçunun görünmesini istemem. Üniversite için önemli olabilir, zira notlarınız gayet iyi." dedi ikna edici bir ses tonuyla. Beni ikna etmeye çalışıyordu. Olayı anlatmamı istiyordu.
Teknik olarak olayı Adam başlatmıştı, çünkü sözlü tahrik yöntemini kullanmıştı. Michael yumruğunu indirmese bile Ashton bunu yapacaktı yada ben. Ama Michael'ın yumruk atması herşeyi bambaşka bir hale sürüklüyordu. İkimiz de haklıyken haksız duruma düşüyorduk. Olayın disipline taşınmasını istemiyordum çünkü hayatım boyunca disiplin odasının önünden bile geçmemiştim ve lise hayatımın son yılında da buna pek meraklı değildim. Bu yüzden olayı anlatmaya karar verdim.
"Adam beni rahatsız ediyordu. Umursamayıp görmezden gelmeye çalıştım. Ama bu söylediklerini Michael'ın yanında da söyleyince sanırım o çok sinirlendi ve böyle bir şey yaptı. Michael veya benim bir suçum yok, olayı Adam başlattı."
"Fakat ortada yüzü dağılmaya yüz tutmuş birinden bahsediyoruz. Bunun için Michael'ı dava bile edebilir, sizi de tanık olarak çağırabilirler." Olayın bu kadar ciddi olduğuna inanamıyordum. İki ergen kavga etmişti işte neden bu kadar uzatıyorlardı?
"Hadi ama Carl, önceki yıllarda da bu tür olaylara şahit oldun. Küçük bir yumruktan kim hapise gitmiş? Öyleyse hakkımda gerekli işlemleri başlat, fakat Rosie'yi buna bulaştırma onun bir suçu yok." Michael alaylı bir şekilde konuşmaya başlamıştı. Bay Smith'in sinirlendiğini görebiliyordum.
"Bayan Sheppard, siz çıkabilirsiniz." Ne yapacağımı bilemiyordum. Michael bana bakıp gözleriyle kapıyı işaret ediyordu, ona minnettar bir şekilde bakıp kapıdan dışarı çıktım.
Yaklaşık 15 dakika sonra kapı açıldı ve Adam yüzünde pis bir gülümsemeyle elindeki buz torbasını yüzüne bastıra bastıra çıkıp gitti. Ardından Michael hızlı bir şekilde ilerlemeye başladı. Ona yetişemiyordum.
"Michael? Michael bekle, neler oldu anlatır mısın?" Arkasından nefes nefese koşturarak olayı anlamaya çalışıyordum.
"Bir şey olmadı."
"Ne demek olmadı? Disipline gitmeyecek misin yani?"
"Gitmeyeceğimi kim söyledi?" Benim yüzümden disipline gitmesi aslında canımı sıkıyordu. Buna gerek yoktu, bir şekilde konuşup o sapkın çocuğu ifşa edip ceza almasını sağlayabilirdik. Okulun bahçesine çıktığımızda çocukların hala orda olduğunu gördüm. Ashton merakla yanımıza geldi.
"Rosie? Neler oldu?"
"Michael'a sor."
Arabaya bindiğimizde kimsenin ağzından bir kelime çıkmıyordu. Ashton yavaşça arabayı çalıştırdı.
"O çocuğun sapkın bir ibne olduğunu kanıtlayacağım. Böylelikle sen de disiplin cezasından kurtulmuş olacaksın, Michael ." dedim kısa bir sessizlikten sonra. Herkes mırıldanıp şaşırmış halde bir bana bir Michael'a bakıyordu.
"Dostum ne? İlk günden disiplin cezası mı aldın?" Luke şaşkınlıkla Michael'a bakıyordu. Michael, Luke'u görmezden gelerek sorusunu bana yöneltti.
"Nasıl başaracakmışsın onu?"
"Evine gideceğim." Ashton arabayı sert bir şekilde durdurup bana bakmaya başladı. Herkes şaşkınlıkla bana bakıyordu.
"Ne dedin sen?"
"Sen kafayı mı sıyırdın? Düzüşüp hamile kalmayı falan mı planlıyorsun?" Michael alayla söylenmeye başlamıştı bile.
"Saçmalama. Zaten onunla yapmam gereken bir proje var. Tek yapmam gereken şey gizli bir kamerayla herşeyi kayıt altına almak. Sonra da bunu gidip Bay Smith'e izletmek."
"Bay Smith'in o kadar bekleyeceğini sanmam. Zaten benden nefret ediyor. Boşver. Aldığım ilk disiplin cezası değil nasıl olsa. Benim senin gibi üniversite hayallerim yok. Kaybedecek bir şeyim de yok." dedi Michael parmaklarına bakarak. Stres altında olduğu zaman hep parmaklarıyla oynardı. Şuan da aynı şeyi yapıyordu.
"Hayır, Michael." dedim emin bir şekilde.
"Senin boşu boşuna o cezayı almanı ve ailenin de sırf buna sebep olduğum için benden nefret etmesini istemiyorum. Sizde geçireceğim bir yıl daha var ne de olsa."
