OLUCAKLARDAN KORK! -2

65 5 4
                                        


"Düşünme düşününce karmaşıklaşıyor her şey bırak öyle kalsın. Sen böyle mutlu ol"

Ben şaşkınlığımı üzerimden daha atamazken. O arabanın ön sağ kapısını sertçe açtı. Binmemi söyler gibi başını hafifçe sağa yatırdı. Tamam şaşkındım ama şuan umrumda değildi eve gitmek istiyordum. Sesimi çıkarmadan arabaya bindim. Üzerime doğru eğilince ona bakıp ne yaptığını anlamaya çalıştım. Emniyet kemerini omzumun üstünden çekip yerine taktığında nedensiz bir şekilde rahatlamıştım. Ne düşünüyordum ki? Yekta kapıyı kapattıktan sonra Barlas denen pisliğe doğru eğildi bir şeyler söyledi.Fakat ne ben onları duyabiliyordum ne de konuşulan şeyi umursuyordum. Arabanın içine göz gezdirdim ne işim vardı burada. Bu adamı tanımıyordum ve arabasına binmiştim. Sanırım başka çarem yoktu. Şoför koltuğuna oturan Yekta'yı gördüğümde düşüncelerim dağıldı. Bana bakmadan arabayı sürmeye başlamıştı. Pek de sakin kullandığı söylenemezdi. "Nereye gidiyoruz. Ayrıca biraz yavaş olur musun?" Bi an dönüp bana çatılmış kaşlarıyla baktı. Lanet olsun korktum. Bakma öyle. Ben korkumu belli etmemeye çalışarak
"Önüne bak araba kullanıyorsun." dedim. O halâ boş yolda son gaz giderken. Bana bakıyordu. Yola değilde bana bakarak arabayı kullanıyor olması beni germişti aynı zamanda nedensiz bir heyecana sürüklemişti. Sanırım korkudan....Dudaklarının kenarı hafifçe kıvrılırken, neye gülümsediğini merak ettim. Önüne dönmüş ve biraz daha yavaşlamıştı.

.........

Yolu izlerken göz kapaklarım düşmemek için çırpınıyordu. Bi süre böyle yol alırken pes ettim ve karanlığa gözlerimi açtım.

......

Boynumun ağrısıyla gözlerimi açarken Sahile doğru gittiğimizi farkettim. Gözlerini yoldan ayırıp bana bakarken alaycı bi gülümseme vardı dudaklarında. Ben önüme dönüp yola bakmaya başladım. O da benimle aynı şeyi yaptı.

Beklediğim gibi Sahile vardığımızda arabayı durdurdu. Yavaş ve havalı bi şekilde arabadan inerken ben ona göre daha pasif ve ürkek hareketlerle arabadan indim.

Oturmuş olduğu banka hemen yanına belli bir mesafeyle oturdum. Hava oldukça soğuktu. Deri montuma sıkıca sarıldım.
"Ben..şey...teşekkür ederim yani orada olmasaydın onun dikkati dağılmaz ve bende onu o hala getiremezdim ve tabii beni arabana aldın değil mi sonuçta? Onun  içinde teşekkür ederim" hiç bir tepki alamazken devam ettim
"Yani kısacası teşekkürler." O hala hareketsiz bir şekilde büyük dalgalar fırlatan denize bakıyordu bYine çok konuşup saçmaladığımı farkettim. Ama o da fazla öküzdü. Sersem! utançtan kızaran yüzümü avuçlarımın içine aldım.
Ah! Başım çok ağrıyordu.
Burada hala ne diye bu sersemle oturuyordum ben.

Kolumdaki saat gecenin 2:34 olduğunu gösteriyordu. Fazlasıyla geç kalmıştım ve burada oturup bu sersemle denize bakmam çok aptalcaydı. Gitmeliydim.

Hızla ayağa kalktığım sırada. İlgisini çekmiş olmalıyım ki kafasını benden tarafa çevirdi. "Sana iyi geceler. Tekrardan her şey iç...." Ah hayır bu öküze bir daha teşekküre gerek yoktu. Sol kolumu boşver dercesine sallayarak devam ettim  "Ya mda her neyse işte .."
Yüzü azıcıkta olsa yumuşak bir hâl almıştı. "Seni ben bırakırım. " dedi erkeksi ses tonuyla. Gerçekten çok etkileyici.

"Hayır gerek yok kendim gidebilirim. "
Dedim suratına bakarken.
"Bunu az önce eve giderken saldırıya uğrayan küçük mü diyor? Hadi uzatma da bin!" yüzü alayla bakıyordu.
Sinirlerim gerilmeye başlamıştı. Dişlerimi sıkarken "Bana küçük demeyi kes sersem. Ve beni rahat bırak!" yürümek için hamle yaptığımda güçlü bir el sertçe kolumdan tutmuştu. "Arabaya binmeni söyledim." Dedi boğuk bir sesle belli ki o da dişlerini sıkıyordu. Eli hala kolumdaydı ve canımı yakıyordu arabaya doğru beni sürüklemeye başlamıştı. "Lanet olsun!canımı yakıyorsun bırak beni." O beni dinlemeden yürümeye devam ederken (ki haliyle bende onunla sürükleniyordum)devam ettim.
"Sanane benden ya! binmiyorum arabana falan. Hey! kime diyorum bırak beni! Bak şimdi bağırırım 'imdat kaçırıyorlar'diye."
aniden durdu ve bana sertçe baktı. "Şuan bağırıyorsun zaten gerizekalı."
Şey evet gerçekten de bağırıyordum. Ben şaşkın şaşkın arkasından geniş sırtına bakarken. Nasıl olduğunu bilmediğim bir şekilde arabanın koltuğunda yerimi almıştım. "Kemerini bağlayabilirsin sanırım." 
Suratıma bakıyorken cevap beklediğini farkettim ve hızlıca yanıtladım. "Evet. Elbette." Kemerimi bağladım. O da koltuktaki yerini alırken bana doğru döndü ve derin bi nefes aldı.
"Şimdi bana adresini söylede seni evine bırakayım." Bir süre o da ben de sessizdik. Hala suratıma endişeyle bakıyordu. Açık kahve gözleri biraz daha endişe dolarlen Artık suratım nasıl bir hâl aldıysa "Sen iyi misin?" Dedi. başımı iki yana hızlıca salladım. "E-evet. Evet iyiyim " kekelemiş miydim ben? Ahhhh!
"Pekala iyi olman güzel hadi evinin adresini ver." Hala beklentiyle bana bakıyordu. Bende daha fazla bekletmeden "Sen devam et sana tarif edeceğim." Dedim.
Neden yardım ediyordu.
  

Yol ilerledikçe ikimizde sessiz kalmaya devam ediyorduk. Gerçi konuşacak neyimiz vardı ki? Birazdan evime gidecektim ve bu adamla bir daha görüşmeyecektim.

.......

Sonunda evimin olduğu sokağı görünce uykulu sesimle,
"Burada insem iyi olur." Dedim. Kapıyı açtığım sırada o erkeksi ve insanın içini ısıtan sesini duydum. "
Bu senin sanırım ." Uzattığı elinde takoz sayılmayan  ama pek de lüks durmayan cep telefonumu görünce bu gece daha ne kadar şaşırırım diye merak ettim doğrusu.
"Bunun sende ne işi var?" sesimi yükseltmiştim. Evet çünkü telefonum Esila'ya hediye almamı engelleyen,eve geç kalıp başımı derde sokmamı sağlayan ayrıca beni o dertten kurtarıp adımı bile bilmeyen bu lanet yakışıklının elindeydi.
"Sakin ol! mağazada düşürmüştün vermek için peşinden geldim ama bulamadım. Sonra işte o sokakta karşıma çık... Her neyse al şunu " dedi sert bi sesle telefonu hızla elinden kapıp dışarıya çıktım. Arabanın kapısını sertçe çarptım. Yekta'nın bu tepkimi bir küfürle karşıladığına bahse varım. Suratı pek de memnuniyet içermiyordu çünkü. Cama doğru eğildim ve ona kocaman sahte bir sırıtış yolladım. Arkamı dönüp sokakta yürümeye başladım. Kabus gibi geçen günün sonun nihayet evime gelmiştim. Yürümeye devam ediyordum ki sokağı bir arabanın motorunun sesi kapladı. Arkama baktım. Gazı kökleyerek küçük bir drift show yapmıştı. "Zengin piçi ne olacak!Geberirsin belki hıı "
Apartmanın önüne geldiğimde anahtarları çıkarmak için elimi montumun cebine attım. Cebime zar zor sığan ve bana ait olmayan poşeti çıkardım. Bu da nesi böyle. Nereden çıkmıştı.

İçine baktığımda bugün ilk defa gülüyordum.


MERHABAAA! Umarım bu bölümü sevmişsinizdir.
Poşetin içinde ne olduğunu tahmin etmek zor değil değil mi ? :D
Vote ve yorumlarınızı benim bu hikayeye inanmam için arkanızdan bırakmanızı bekliyorum. Teşekkürler ***

OLACAKLARDAN KORK!Where stories live. Discover now