Bölüm 9: İstenmiyorsun

348 26 88
                                        

Merhabalar arkadaşlar,

Tatilden döndüm ve hemen bölüm yazmaya başladım. Henüz tamamlayamadım ama en azından yazdığım kadarını paylaşmak istedim.

Keyifli okumalar!

***

9. Bölüm

O akşam Ceylan hem Elif'in istediği kazandibi tatlısını hem de Zeynep'in istediği şekerpare tatlısını alıp gelmişti yurda ve kızlar afiyetle yemişlerdi tatlılarına, birbirlerine yedirmekten de geri kalmadan elbette...

Ama onları asıl şaşırtan ve mutlu eden elinde bir pastahane poşetiyle odaya girip hiçbir şey demeden poşeti Zeynep'in masasına bırakan Ezgi olmuştu.

Kızlar bir süre kalakalsa da Zeynep yaşadığı güzellikten dolayı yüzünde kocaman bir gülümseme ile paketi eline alıp Ezgi'nin arkasından seslenmişti "Hayırdır karanlık kraliçem bu nedir?"

Ezgi kıza dönüp bakmadan cevap vermişti, umursamazca omzunu silkerek.

"Pasta. Neli seversin bilmiyorum o yüzden kendi sevdiğimden aldım."

Zeynep, biran daha düşünmeden koşup kızın sırtına atlamış "Vuhhuu kraliçemin yumuş yumuş bir kalbi olduğunu söylememiş miydim ben size beee??!! Ayy bir de çikolatalıysa pasta varsaaa yerim ulannn" diye ortalığa neşe saçmıştı.

Ezgi sırtındaki kızdan dolayı omzunu hafifçe hareket ettirirken "Böğürtlenli-çikolatalı. İn sırtımdan be kızım!" demiş ve kızı indirmişti.
~~~

Ertesi gün Elif'in de yoğun kışkırtmaları sonucunda derse gitmemeye karar vermişti Zeynep. Bütün öğleden öncesini kitapçıda rastlayıp aldığı "Geçmişin Gölgesinde" adlı kitabı okuyarak geçirmiş, öğle saatlerinde de uyuyakalmıştı.

Cem ise bütün gece kendi kendiyle verdiği savaştan yorgun düşüp kendini evindeki küçük kütüphanesine atmış ve geçen gün rastgele eline geçen 'Tesirsiz Parçalar' adlı kitabı okumayı başlamıştı. Ama kitabı okuyup kafasını dağıtmaya çalışırken okuduğu birçok satır onu unutmak istediğine daha da çekmiş, yalnızca birkaç saat içerisinde kitabın tamamını okumakla kalmamış birçok not almış ve içten içe 'Hadi bakalım küçük hanım bunlara da karşılık ver de göreyim' diyerek ertesi gün derse giderken yanına alacağı çantasının içine koymuştu defterini.
~~~

Kazanacağı zaferden emin, yüzünde çapkın bir tebessümle girdi amfiden içeri ve hiç çaktırmadan yalnızca gözlerini hafifçe yana çevirerek baktı kızın her zaman oturmayı tercih ettiği sıraya. Ama karşılaştığı şey yalnızca boşluktu. Belli ki başka bir yere oturmuş diye düşünerek geçti kürsüye boğazını hafifçe temizleyip konuşmaya başladı, aynı zamanda da amfinin her bir noktasını tarıyordu gözleri ile. Ama kızı göremedi. İçinde bir ses 'Belli ki seni görmeye tahammül edememiş daha fazla ve arkalara kaçmış' diyerek genç adamı deliye çevirirken başka bir ses 'Acaba gerçekten çok mu hastaydı? O yüzden mi gelmedi?' deyip dünden beri içinde yer edinen endişeyi harlıyordu.

Aklındaki çıkmazdan kurtulmak istercesine kafasını iki yana sallayıp geçti tahtanın karşısına, ne çizdi, ne yazdı, ne okudu bilmeden öğlen etti saati ve Hakan hocadan izin alarak öğleden sonraki dersleri iptal edip ayrıldı fakülteden. Saatlerce telefon elinde avare gibi dolandı fakülteye yakın olan sahil boyunca. Belki dalga sesleri ve ona eşlik eden martılar bir yol gösterir çıkarır onu içinde bulunduğu karmaşadan diye düşündü ama hayatında ilk defa tüm bunlar da huzur veremiyordu ona. Daha fazla düşünmeden dokundu telefonun ekranına ve ürkekçe yaklaştırdı kulağına ama açan olmadı. Belki de tanımadığı, bilmediği numaraları açmıyordur diye düşünerek kısa bir mesaj attı.
'Merhaba Zeynep.
Nasıl olduğunu merak etmiştim, müsait olunca bana geri dönebilir misin, lütfen?
Cem.'

~~Yaz Güneşi~~ #AskıdaWhere stories live. Discover now