Enes'in Ağzından•
Ah Hayal, korkak kızım...
Benim seni o yapmacık, kirli kızla takas edeceğimi düşünmene çok kızdım. Hele ki o sokakta tek başına olmana! Dengesiz ve korkaksın o sokakta sana neler olabileceğini tahmin bile etmeden nasıl tek başına eve dönebildin!
O'nu her seferinde uyarmıştım, yanımdan ayrılmayacaktı sözümden çıkmaması gerekirdi. Bunun bir cezası vardı ve çekecekti bunu sen istedin Hayal.
Dün yıllar sonra oraya Hayal ile gittim.Her şey film şeridi gibi gözümün önünden geçti ve sonra 'Bam!' Her yer kanlarla dolu kahverengi topraklar artık kırmızıydı hiç olmadığım kadar üzgün ve pişmandım kaybettiğim her şey oradaydı ben masum insanların katiliydim. Ama seni kaybetmeyeceğim Hayal, sana bu kadar erken bağlanmışken kaybetmek olmaz. Tanrı o gün karşıma seni çıkardı biliyorum bu şans değil, kaderdi. Onunla yaptığım her şey zevk veriyordu sanki en az bende o'nun kadar masum biriymişim gibi hissettiriyordu sonra geçiyor zaten kim olduğumu hatırlıyorum. Sen benim hiç bir yerde bulamayacağım ilacımsın Hayal, şimdi bunları düşünmeyi bırakıp cezanı düşüneceğim cesur korkak! Ama önce seninle bir telefon görüşmesi yapmalıyım,
Kaçıncı çağrım bilmiyorum ama cezası telefonlarımı açmadığı için epeyce katlandı,
Elimdeki sigarayı yakıp yatağa uzandım dudaklarımdan süzülen her duman için lanet ettim. Ayçayı aradım son birkaç gündür o'nu fazlasıyla aksatıyordum, "Nerelerdesin sen? Dün gelecektin hani söz vermiştin, birlikte gidecektik!" Kırgın ve kızgın ses tonu ağladığının en belirgin haliydi."Şşh..sakin ol kızma beni biliyorsun pis herifin tekiyim işte unutmuşum, siktir et ağlamayı da hazırlan birazdan gelip seni alacağım." Telefonu kapattım ve elimdeki bitmiş olan sigarayı parmaklarımın arasına alıp söndürdüm, üzerime siyah tişörtümü geçirdim ve yola çıktım... Kornayı binlerce kez çalmama karşılık Ayça hala ortada yoktu arabadan inip eve girdim, hassiktir! Yine mi be kızım! Evde yine krizi tutmuştu!
''Ayça bana bak!''
''Abim ölmedi benim, abim ölmedi beni o'na götür yalvarırım!''
Kan ter içinde kalmış titreyen bedenini kontrol edemiyordu evdeki her şey kırık döküktü ve susturamayacağım kadar bağırıyordu yapma böyle Ayça, yapma!
Yanına gittim kollarını tutup hareket etmemesini sağladım ve koltuğa oturttum,
''Ağlama!'' dedim çok da üzerine gitmemeye çalışarak,
''Ölmedi o biliyorum ben.'' Dediğinde içimden bir kez daha lanet ettim Ayçayı sakin tutacağım diye kendi kontrolümü kaybediyordum,
''Senin abin öldü anladın mı!? Öldü.'' Bedenini sarsarak söylediğim bu sözler canını yaksa da kabullenmesi gerekirdi 1 sene geçmesine rağmen alışamıyordu bunun yüzünden krizi tutmasından nefret ediyordum onun kadar benimde canım yanıyordu. Titreyen vücudu artık rahatlarken yüzünü yıkaması için o'nu lavaboya götürdüm,
''Abime gidecek miyiz?''
''Hayır.''
''Neden? telefonda bana gideceğiz demiştin !?''
''Yine o aptal krizin tutmasaydı gidecektik Ayça ! Ama sen kaybettin sana kaç defa öldü demem gerekiyor, sende oradaydın! her gitmek istediğin de krizin tutuyor abin seni böyle mi görsün istiyorsun?'' Ellerimi tutup konuşmak için yutkundu,''Enes.. sen olmasaydın bana neler olurdu düşünmek bile istemiyorum, iyi ki varsın.'' Ellerimi ellerinden çektim. ''Boş ver hadi burada seni bekliyorum git bir duş al. Ha, bu arada iğneni aldın mı bugün?''
''Almadım, yani alacaktım sonra ellerim titremeye başlayınca..-''
''Tamam yeter, dediğimi yap duş al sonra madde işini hallederiz.'' Derken devam ettim, ''Dozu alçak kullanıyorsun değil mi?'' ''Hayır.'' Dedi söylerken kızacağımı anlamışçasına başını öne eğerek, sinirle kalktığım koltuktan Ayçanın yanına gitmek için iki adım attım,
