Bölüm 35

16 0 0
                                        

Elzem bir haberdi bu ikisi için. hadi dedi ablasına seren, ben içerileri toplayayım sende yemeklere başla. gülseven mutfağa geçerken gözlerinden bir iki damla bıraktı yanaklarına. aile kavramının bu kadar güzel olduğunu biliyordu ama yaşamamıştı bu zamana kadar. annesini de o vampirin elinden kurtarmaya kararlıydı. akşam bir gelsin diye düşündü, cemille detaylı konuşacaktı bu konuyu. buzdolabını açtı ve içindeki sebzeleri tezgaha boca etti.annesinden öğrendiği yemekleri hazırlamaya başladı.hastanede doktorun verdiği reçeteyi aldı vedat, ayşenin eşyalarını topladı. ayşenin yoğun ısrarı üzerine taburcu işlemleri başlatılmıştı.ev özlemini katalizör olarak kullanmıştı ayşe. yalnızlıktan ve basınç yapan vedatla olamamanın duygusundan kurtulmak istiyordu. vedatın ona ilgisini ifşa etmesini istiyordu içindeki kadın hali. -evime bırakacaksın beni değil mi dedi vedata.-bu akşam cemillere gideceğiz seninle dedi.serenler bekliyor bizi. detayları anlamıştı ayşe, yüzü tebessüme büründü.etrafında mutluluk havası geziyordu ve kendini kanatlanacak sanıyordu ayşe. hastaneden dışarıya çıktıklarında yoğun bir nefes alma iç güdüsü hissetti .vedata iyice sokulmuştu.başı dönüyordu hafif hafif ama bundan şikayetçi değildi. güneş artık gökyüzündeki görevini tamamlamış yavaş yavaş sahnelerden çekilen biri gibi geri geri gidiyor gibiydi .hafif bir rüzgar ağaçların ince dallarını sallıyor, dallarda bağı kopmuş kuruyan yaprakları derdest ediyordu. günbatımı dedi vedata çok güzel gözüküyor.pembe bulutların sıralandığı akşam saatlerinde kuşlar V şeklini almış uçuyorlardı.aynı yerlere doğru, aynı şekilde hareket ediyorlardı.tıp ki sen, tıp ki ben gibi diye düşünüyordu ayşe. vedatın stilosuna bindiklerinde hastanenin en uzak köşesinde birinin onları izlediğini fark etmediler.gözlüklerini çıkardı adam, çıplak gözle baktı onlara.gözlerinde oluşan birkaç damlayı eliyle sildi.arabasına bindi.en çok sevdiği şarkıyı açtı. kenan doğulu söylüyordu, ne yaparsan yap aşk ile yap.bir kaç dakika bekledi şarkı bitsin diye.arabasını çalıştırdı, kimsenin onu iş yerinden ayrıldığının fark etmesini istemediğinden, karakola doğru yol almaya başladı.

Vedat ayşeyi serenlere getirdi. içeriye girdiklerinde çok güzel bir karşılama yaşandı.ayşe nin mutluluğu kalbinde atıyordu.tek kolla sarıldı serene ve ablasına.-hala saçların siyah dedi gülsevene ama bu sefer üzerinde aşçı forması var diye güldü.-bu günkü menüyü şef garsonunuz olarak ben hazırlıyorum dedi, gülseven ve mutfağa yöneldi .ayşeyi salona getirdi seren.rahat oturması için yastık verecekti ki, vedat o işi halletmişti bile.-eee nasıl taburcu oldun böyle erkenden? -üç i kuralını kullandı dedi vedat muzipçe.-neymiş o üç i kuralı diye sordu ayşe meraklanarak.- inkar,isyan,itiraz dedi vedat. serenin de anlamamış baktığını fark eden vedat açıkladı.-hastanede kalmaya itiraz etti, doktorun ısrarına isyan etti, beni sevdiğini inkar etti dedi kafasını elleriyle koruyarak.-yok daha atamam sana yastık falan dedi ayşe yüzünün tebessümünü bozarak. ama iyileşeyim bir i kuralıda ben sana uygulayacağım dedi tenzil olmuş vaziyette.-neymiş sende söyle dedi seren muhabbetten hoşlandığını belli eden yüzüyle.- itiraf dedi ayşe gülerek.-neyi itiraf ettireceksin ki dedi seren daha bir keyifli. -neyi olacak serenciğim dedi ayşe, ona...dediği sırada vedat lavaboyu kullanabilir miyim dedi odadan dışarıya çıktı.cemil geldiğinde eve, ellerindeki poşetleri seren aldı, mutfağa götürdü.salonda vedatla ayşe konuşuyorlardı.-hoş geldin dedi ayşeye cemil, yanına oturdu.-nasılsın?-sağolun komiserim dedi ayşe daha iyiyim.umarım yakında ekibe katılırım.-iyice iyileş ondan sonra dedi cemil gülerek.ben mutfağa gideyim bakalım bizimkiler ne hazırlıyor dedi cemil yanlarından ayrılırken .gülseven yemekleri yapmıştı, seren de masayı hazırlıyordu.-ooo çok harika kokuyor dedi cemil neler yaptınız?-ovmaç çorbası, metez, patlıcan kapaması dedi gülseven. hadi çağırın şu kumruları dedi cemil masaya otururken, karnım çok aç bekleyemeyeceğim daha fazla.sofrada herkes gülsevenin aşçılığını konuşuyordu.yüzü kızarsa da hoşuna gitti sohbet gülsevenin. akşamın ilerleyen saatiydi salonda çay içiyorlardı.serenin telefonu çaldı arayan denizdi.-aaaa dedi ben denizlere kadar geçiyorum yarın sınavı varmış dedi.cemil –saat geç oldu ama seren dedi hoşnutsuz vaziyette.-ama söz verdim canım.-tamam seni bırakayım oraya o zaman dedi.kapılarına geldiler zili çaldı cemil.çelik kapının üzerindeki sarı levhada Melahat-Birol Çakır yazıyordu.kapıyı babası açtı.-kıızııım deniz ceren diye seslendi birol bey, -doktor hanımlar gelmiş neredesin kızım? serini eve bıraktıktan sonra döndü cemil. salonun cam kenarına oturdu.denizin odasının camı açıktı serenle ikisinin ders yaptıklarını görüyordu.kafasında bir şey onu rahatsız etmeye başladı.gözlerinde bir yap boz yapmaya çalışıyordu.onu rahatsız eden bir şey olmuştu ama tam olarak bulamıyordu.tekrar serene baktı.masadaki kitaba yoğunlaşmıştı ikisi de.

Oniks gözlü elinde boş damacanayla taksiye bindi, adresi okudu kağıttan. adrese geldiler taksiden indi.eldivenlerini giydi, menekşe sokağı aradı tabelalarda.buldu ve sokağa girdi.saat gece yarısına geliyordu.bahçesi geniş apartmanı gördü, yanındaki apartmana baktı.inşaat halindeki yapılacak apartmanı da gördü.yedi katlı olacak apartmanın bazı duvarları örülmüş, bazıları örülmeyi bekliyordu.ön tarafında kum yığını, yanında duvar tuğlaları vardı.tekrar geriye döndü damacanayı omzuna attı.apartmanın kapı ziline baktı,bulmak istediği ismi okudu.Birol- Melahat Çakır.elindeki poşetten büyük bir bıçak çıkardı.bıçağın tersiyle otomatın olduğu camı kırdı.elini sokup kapıyı açtı.damacanayı omzuna yükledi merdivenlerden yukarı çıkmaya başladı.kapıya geldi. Etrafı dinledi. apartmanda ses fazla yoktu. kapının tokmağını kullandı.kapının dürbün kısmına damacanayı yaklaştırdı. birol kapıyı açtı-biz su istemedik dedi oniks gözlüye. elindeki bıçağı adamın kalbine sapladı, adamı tuttu, beraber içeriye girdiler.birolun cesedini sessizce yatırdı yere.mutfaktan bulaşık sesleri geliyordu.bir kadın sesi –kimmiş birol, cemil bey mi geldi dedi.ses çıkmayınca kadın mutfaktan çıktı.kadının ağzını eliyle kapattı oniks gözlü ve boğazını kesti.yere yatırdı.kadının sesini duyan seren denizin yanından kalktı kapıyı açtı.oniks gözlüyü gördü, kan içindeki kadını yere yatırıyordu.çığlık attı seren ve kapıyı kapattı kilitledi.camdan baktı, cemil salonda bir şeylere bakıyordu.

Cemil isim galiba beni rahatsız etti dedi kendi kendine.-hangi isim dedi vedat merakla cemile bakarak.kapıdaki sarı levha gözünün önüne geldi.- Birol Melahat Çakır dedi vedata. sanki bu isim bende bir şey çağrıştırdı dedi ,serenin gittiği denizin annesi ve babasının ismi.sonra babasının seslendiği isim kulaklarında yankılandı.deniz ceren çakır dedi.bu ismi nerede okumuştum.kızın sakat bacakları geldi aklına,- tabiî ki ya dedi trafik kazasında okudum ve sayfaları çevirdi aydın ile ilgili olan dosyanın. vedatta yanına geldi. kaza tutanağını buldu isim eksik mi yazılmıştı acaba dedi camdan dışarıya baktı.serenin ona işaret yaptığını gördü telaşlı telaşlı.camı açtı onlara baktı. kapı kırılarak açıldı sanki içeriye iri bir adam girdi elinde bıçak vardı.üstelik yüzü çiçek bozuğuydu.silahını çekti cemil adama doğru ateş etti. Adamı kolundan vurdu ama ikinci ateşi etmeye fırsatı olmadı.

\j%d


GEÇMİŞİN KARANLIĞINDAKİ CİNAYETLER 2Where stories live. Discover now