dimples

6 1 4
                                        

Kendime benzettiğim her şeye ayrı bir ilgim olmuştur hep. Hepimiz öyle değil miyiz? Çok sevdiğim bir felsefe var. "Dünyada herkes ayrı bil konuşuruz, bu yüzden kimse anlaşamaz ve anlaşamayacaktır" der bu mantık. "Herkes ayrı dil konuştuğu için de hiç birimiz birbirmize birbirimizin dilini öğretemeyeceğiz" Bu yüzden belki kendimize benzeyen en ufak şey ile bağ kuran varlıklarız. Taylor Swift'i çok küçükken kendime benzettiğimden beri benim gibi birinin hep detaylara, imgelere, sembollere, meteforlara bu kadar önem verdiğini görmek yalnız olmadığımı hissettirdi.

Bu kitap da biriyle ilgili.

Benden çok benden biriyle.

Onunla olan her şeyimi anlattığımı düşünen arkadaşlarım için şimdi gerçekten her şeyi anlatmaya çalışacağım. Ama ne kadar yazarsam ikimizden biri değilseniz sanırım bazı şeyleri anlamayacaksanız.

••••••••••••••••••••••••••••••••••

- İsviçreden ne zaman dönüyorsun?

Ellerimle gergin şekilde oynarken tanıdık ses kulaklarımda dolanıyordu. Bunu açıklamam çok zordu. Beni anlamayacaktı.

- Melis.

Sesim, ismini söyleme şeklim. Bunu anlayacaktı.

- Hayır.

Tek cevap, itiraz.

- Hayır, hayır, hayır..

Kendi kendine konuşuyor gibiydi artık. Korkusu, endişesi.. telefondan bile çok derinden hissediliyordu.

- Hayır Gölge kalacağını söyleme.

Ellerimi yüzüme getirdim, yüzleşmek istemiyordum bir şeylerle.

- Biraz hesapladım, onun için en iyisi böyle olucak. Dönüşümü için, ailesinden uzaklaşabilir, başka şekilde yapama-

- Peki ya senin için?

Cümlelerimi bölmesine kızamayacağım az insandan biriydi. Nefesim boğazımda tıkandı ve dışarıya çıkmadı. Sessiz kaldım sadece.

- Senin için en iyisi bu mu?

Sesi öfkeliydi, haklı olarak.

- Ailenden yeni kurtulmuştun, her şey iyiye gidiyordu, üniversiteye hazırlandın sonunda her şey harika olucaktı.. en iyisi bu mu cidden?

Ellerimi yüzümden çektim yavaşça. Bununla yüzleşebilirdim.

- Onun için en iyi olan şey benim için de en iyisidir.

Sesimdeki bu ton onun için de tanıdıkdı. Rica etmiyor, kendimi açıklamıyordum. Nokta koyuyordum ve Melis'in bundan daha çok nefret ettiği bir şey yoktu.

- Aklını mı yitirdin sen? Dediklerimi hiç önemsemiyor musun? Zeynep'ten uzaklaşamazsın.. kaç kere diyeceğim.. yada siktir et beni Zeynep ile tanıştır ona açıklayacağım her şeyi o seni geri döndürür.

Kararsızlığı, endişesi ve hızlı şekilde çözüm bulma çabasını sadece dinledim hissiz şekilde.

- Melis.

İsmini çok sık söylemezdim, söyletmezdim. Bu ciddiyetimin bir kanıtıydı. Nefesinin titrediğini duydum, onu ağlatmaktan nefret ediyordum.

- Ölüceksin.

Sesi zayıf, ağlamaklıydı.

- Ölüceksin Esma.

Bu da onun ciddiyetini gösterme şekliydi.
Sessizlik oldu, onun titrek kendini tutan nefesi, benim ise kalp ağrım sessizlikte bizimle oturdu.

- Üzgünüm, kararım bu.

Bu sefer küçük bir hıçkırık geldi, artık kendini tutmuyordu. Elim kalbime gitti belki onunkini rahatlatır umuduyla.

- Neden..

Cevabını alamayacağını bildiği soruyu zaten bana sormamış gibiydi. Sonra ağlaması bianda kesildi. Yüzünü göremiyordum ama farklı bir sessizlik oldu. Bian orda mı diye yeniden seslenicekken o kendinden çok emin bir tonda konuştu.

- Bana söz ver, eğer benim gülüşümden daha çok beğendiğin bir gülümseme ile tanışırsan İzmir'e dönüceksin.

Kaşlarım çatıldı ve anlamayarak baktım telefona boş gözlerle.

- Ne?

Cümleyi kafamdan bir kere daha geçirirken Melis'in sesi çok daha sert çıktı.

- Söz ver dedim.

Yüzümdeki alaycı tebessümden küçük bir kıkırtı çıktı.

- Umudunu kırmak istemem ama.. ikimiz de öyle bir şeyin yaşanmayacağını biliyoruz.

Melis pes etmedi.

- Söz ver dedim. Bu hayatta kalmak için tek şansın olabilir.

Gözlerimi devirdim alay eden bir şekilde onun gözleri bunu göremiyor olsa da.

- Söz.

Sesimde ona inanan bir kırıntı olmadığı belliydi. Böylece bu söz ile beynimde kesin bir kanı oturdu. İzmir'e asla dönmeyeceğim.

••••••••••••••••••••••••••

- Bu kadar kızgınsın ama hala açıyorsun aramalarımı.

Ses gelmedi telefonun diğer ucundan. Öfkesi ağzını açmak istemeyecek kadar büyüktü. Onu tamamen anlıyordum ama onun anlayamayacağını tamamen kabul etmiştim.

- Melis.

Ses gelmedi, sadece öfkeli nefes alışverişler. Orda olduğunu belli ediyordu ama cevap vermeyecekti.

- Yıllar sonra.. sözümü tutabilirim. İzmir'e dönüyorum.

to airplanes flyingStories to obsess over. Discover now