şımarık kaptan

589 19 4
                                        

(Zil çaldı ve tüm çocuklar okulun farklı farklı köşelerine dağıldılar)

Aras hala kardeşiyle ilgili birşey bulma umuduyla elindeki bilgilere bakıyordu, teneffüse bile çıkmıyordu..

O burnunun dibinde olup ta hala bulamadığı sarışın, şımarık kardeşi ise her zamanki gibi egosunu konuşturmakla meşguldü yine okulda. Rahat, umursamaz tavırları, çapkın bakışlarıyla lisedeki her kızın aklını çelmeyi başarmıştı neredeyse... Evet, neredeyse herkesin. Deniz Soysal hariç...

Deniz kimsenin peşinden koşmayan, gururlu, bir erkeğe soyismi, parası pulu için tutulmayacak kadar kendi değerini bilen, aynı zamanda çok da zeki bir kızdı, iyi bir öğrenciydi, çok ama çok güzel dupduru bir güzelliği vardı...

Tam Teomanın ilgisini çeken bir tipdi Deniz, onun değimiyle Deniz kızı...nadir...alışılmışın dışında...ulaşılmaz...eşsiz... Deniz adeta varlığıyla bile mıknatıs gibi çekiyordu Teomanı kendine... İşte tam da bu yüzden eğer bir gün Denizin dikkatini çekebilmeyi başarsaydı, bu onun en büyük zaferlerinden biri olurdu...

Şimdiki ders beden dersiydi, tüm sınıf bugün akşam rakip sınıfla oynanacak basketbol maçı için pratik yapacak, çalışıp hazırlanacaktı bugün. Herkes aşırı heyecanlıydı, sonuçta sınıflarının adı anılacaktı kazansalar da kaybetseler de. Herkes kazanma odaklıydı tabi, şimdi kendi sınıflarının içinde hazırlık maçı yapacaklardı

Takım kaptanı seçme sırası gelip çatmıştı artık... Tabiki ilk kendini ortaya atan yine Teoman oldu. (şaşırtmıyordu) İkinci kaptanı seçmesi için kafasını çocuklara döndürdüğünde görüş alanında Denizi gördüğü an dudağının kenarı yukarı doğru kıvrılmıştı bile, Denizse onun aksine nefret dolu bakışlarla bakıyordu Teomana. Teoman işaret parmağıyla Denizi işaret edince Deniz bu beklenmedik hamleyle bir an olduğu yerde bir kaç saniye dünyadan kopmuş bir şekilde kaldı (hiç bir zaman takım kaptanı olmamıştı ki, Teoman gibi tecrübeli bir kaptana karşı yarışmak çok zor olsaydı gerek, ama ne pahasına olursa olsun, karşısında o olduğu için, sadece Teomana olan hırsından dolayı bile herseyini ortaya koyup onu yenilgiye sürüklemeye, egosunu yerle bir etmeye hazırdı)
Bir kaç saniye duraksadıktan sonra bir adım öne çıktı o da Teoman gibi ve takımlarına oyuncular seçmeye başladılar, takımlar kurulmuştu. Maç zamanıydı, Deniz içinse sadece Kazanma zamanı, ya yeneceklerdi ya da yeneceklerdi, başka bir ihtimali düşünmek bile istemiyordu, kabus gibi geliyordu ona Teomana yenilmek, evet oyunda bile olsa, hazırlık maçında bile olsa... Delilikti onun için.

Teoman şans dilemek için Denize el uzattı ama Deniz tabiki o eli sıkmadı, dedi

- Sana da başarılar şımarık kaptan! Zaten biz yeneceğimiz için bugün keyfinize bakın sadece, enerjinizi akşama saklayın, yormayın çok kendinizi (lafını bitirip iğrenmeyle karışık attığı o bakışını attı yine Teomana)

Teoman onun bu cesaret dolu konuşmasına şaşkınlıkla gurur tarzı bir bakışla karşılık verdi dudaklarını aşağı doğru büzerken...sonrasında düdük çaldı ve beklenen maç başladı...

Maç 1-1 olmuştu, son bir tur daha oynayacaklardı kazananı belirlemek için. Deniz kaptanlık tecrübesi Teomandan çok daha az olmasına rağmen hiç de fena sayılmazdı. Durumu eşitlemişti, aynı zamanda oyun hakkında gerekli tüm detaylı bilgileri takım arkadaşlarıyla beraber internetten araştırıp bulmaya çalışıyordu, taktikler düşünmeye başlamışladı galibiyyeti getirecek final hamleleri için...

Teomanın takımı da kendisiyle aynı rahatlıkta, disiplinli, kendinden emin bir şekilde, son ve belirleyici o tura hazırdı...

Son turda son puan için Teoman ve Deniz karşı karşıya gelmişti, Teoman Denizlerin potasına topu geçirmek için pozisyonunu almıştı, tam atacağı sırada takımın en uzun oyuncusu kolunu uzatarak basket atmasına engel oldu Teomanın... Sona Teomanın kalabileceğini tahmin ettikleri için uzun oyuncularını en son hamleye saklamışları, bu yüzden de çok dikkat çekmemişti. Bahsedilen uzun oyuncunun ismi Mertti. Mert topu kurtardığı gibi takım arkadaşlarıyla paslaşarak rakip potaya kadar gelmişti, bu sefer de Teoman engel olmak istiyordu ancak Denizin takımında olan Aras da son anda Teomanın almaya çalıştığı topu kapıp basket potasına geçirdi...veee maç bitmişti. Denizin takımı 2-1 galip gelen taraf olmustu.

Teomansa şok geçiriyordu, neredeyse bir elin parmaklarını geçmeyecek sayıda maç kaybetmiş senelerin takım kaptanına karşı nasıl yenebilmişti onu. Ama bu onu hırslandırmaktan ziyade gururlandırmıştı da. Deniz kızına yenilmişti sonuçta. Bu bir yenilgi bile sayılmazdı aslında.(kalbi Deniz'e çoktan yenilmişti lakin Teoman bunun adının aşk olduğunu anlayacak kadar akıllı biri değildi)

Teoman Denizi ve pek haz etmese de takımını (takımda Aras da vardı, baş düşmanı sandığı ama onun için canını bile vermeğe hazır olan abisi) alkışlayıp tebrik etti

- Bugün şaşırtıyorsun beni Deniz kızı, yeneceğiz zaten diye başından beri çok emin konuştun ve yendiniz, evet kıl payı bir galibiyetti, ama kazanmak kazanmaktır, tebrik ederim, güzel yarıştı (o çapkın bakısını atıp kıza göz kırpar)

Deniz gözlerini süzer bu gıcık kaptığı harekete karşılık ve söyler ;

- Sağol. Bundan sonra artık beni ve ya takımımı küçümsemezsin diye düşünüyorum. Akşamki rakiplerimiz de umarım en az bizim kadar dişlidir, oynarken zorlanırız.

- Umarım, yoksa zevk alamayız maçtan zaten. Hepsi en az senin kadar dediğim dedik olsun istiyorum. İnsallah olurlar da bizi hayal kırıklığına uğratmazlar. Neyse, güzel iş çıkardınız gençlik, aferin. Akşam 7de asıl oyun olacak, gidin ve iyice hazırlanın, en güçlü şekilde o sahada olacak herkes, rakibi paket etmemiz lazım, unutmayın, yenilmeye gitmiyoruz. Tek ihtimal kazanmak, tek odak galibiyet. Akşam sadece yenmek var, öbür ihtimalleri kafanızdan siliyorsunuz, konuştuğumuz gibi. Hadi görüşürüz aksam, dağılın.

~DEVAM EDECEK ~

Teomanla Denizin bu bir gün iyi, öbür gün kötü giden kopuk iletişimi nasıl tamamen degisecek, o süreci göreceğiz🫶🏻

Okuduğunuz için teşekkürler hepinize, devamındaki partlar daha detaylı olaylarla gelecek, yorumlarınızı bekliyor olacağım🤍🤍




kaptan kim || TeoDenHistórias para pegar e não largar. Descubra agora