class 1

346 32 21
                                        

kth perspective;

Tarih öğretmeninin sesi arka planda uğultudan ibaretti; çünkü bütün odak noktam iki sıra önümde oturan Jeon Jungkook'un ensesine fırlatmak istediğim kurşun kalemdeydi.
Önümdeki defterin en arka sayfasını hırsla açıp kalemin ucunu kağıda bastırdım. Başlık oldukça netti:

JEON JUNGKOOK'TAN NEFRET ETMEM İÇİN GEÇERLİ SEBEPLER (TAM LİSTE)

1-) HER SINAVDA BENDEN 5 PUAN YÜKSEK ALIYOR.

2-) HERKES ONA AŞIK (Zevksiz sürüsü).

3-) BASKETBOL TAKIM KAPTANI (Ben yedeğe bile alınmadım).

4-) PİÇ KURUSU AŞIRI ZENGİN.

5-) O APTAL TAVŞAN SIRITIŞI.

6-) ARABASI VAR (Benim motorum bile yok).

AYRICA JUNGKOOKU SEVEN HERKESİN AMK HERKES GERİZEKALI OLMUŞ HABERİMİZ YOK BU APTALLARLA AYNI OKULDAYIM Bİ DE OKSİJEN İSRAFLARI

Kalemi sıranın üzerine sertçe bıraktım. Altı madde bile nabzımı yüz seksen yapmaya yetmişti. Ve en kötüsü neydi biliyor musunuz? Jungkook tam o an, arkasını bile dönmeden sırtını geriye yasladı ve parmaklarını saçlarının arasından geçirdi. Sanki onu izlediğimi, ondan her saniye biraz daha nefret ettiğimi bilerek yapıyordu bunu.

Bu dünyada en çok nefret ettiğim şeyi sorsanız hiç düşünmeden örümcekler derim. Çünkü düşünürsem Jungkook diyeceğim ve sinir seviyem tavan yapacak.

Neden hep bir adım önümde olmak zorunda bu herif? Liseye adım attığım ilk günden beri sanki koca okulda başka insan kalmamış gibi sadece benimle uğraşıyordu. Benden başka herkesle melek gibi anlaşan çocuk bana gelince deccale dönüşüyordu resmen.
İlk başlarda takmamaya çalıştım, sıkılır da vazgeçer sandım ama bu iblis her geçen gün hayatı bana dar etmeye devam etti. Bir yerden sonra dayanamayıp onun gibi karşılık vermeye başladım. Ama bu Jeon denen numuneyi daha da keyiflendirdi; normalin iki katı üstüme gelmeye başladı. Şam şeytanı.

Zil çaldığında derin bir nefes alıp Jimin'in yanına gitmek için toparlandım. Tam sıramdan kalkıyordum ki masama yaslanıp önümü kesen bedenle donakaldım.

Tabii ki Jeon Jungkook.

"Bütün ders boyunca oflamalarını dinledik Kim," dedi o sinir bozucu tınıyla. "Bunun bir bedeli olmalı, değil mi?"

Şu an sıranın üzerine çıkıp o sırıtan ağzını yırtmamak için insanüstü bir çaba sarf ediyordum. Ben iyi biriyim, başarılı bir öğrenciyim, ailemin gururuyum. Bu şam şeytanının ağzını burnunu kırıp disipline gidemem.😊😊

"Ne bedelinden bahsediyorsun Jeon?" dedim, sesimin olabildiğince umursamaz çıkmasına özen göstererek.
Gözlerimin içine baka baka elini kaldırdı ve parmaklarını saçlarımın arasında dolaştırmaya başladı. Ensemden aşağı buz gibi bir ürperti indi. Nefretten, tamamen iğrendiğim için bedenimin verdiği bir tepkiydi bu; başka hiçbir açıklaması yoktu.

"Sarı da hiç yakışmaz sana," dedi yüzündeki o pis sırıtış büyürken. "İğrenç olursun. Gerçi şu anda da iğrençsin ama sarı olursan apayrı bir felaket olursun."

"Kör olduğunu bilmiyordum Jeon, her güne yeni bir bilgi. Bana her renk yakışır," dedim, dik dik gözlerinin içine bakarak.

"Öyle mi? Göreceğiz o zaman. Yarın sabah ya saçlarını sarı görürüm ya da..." Cümlesini bilerek havada bıraktı. Gözleri masamın üzerinde açık duran, hakkında yazdığım hakaret dolu sayfaya kaydı. Dudaklarındaki kıvrım daha da genişledi. "Ya da bu sayfayı bütün okulla beraber müdür de görür."

Young And Beautiful 𐤀Stories to obsess over. Discover now