Tanıtım

130 5 4
                                        

Gelecek insanlığın o hayalini kurduğu cennetten bir hayli farklıydı. Şehirler bazen güneş ışığını bile kapatan devasa beton yığını olan binaların altında eziliyor, sokaklar neon ışıkların altında hiç karanlık yüzü görmüyordu. İnsan bedeni artık makine parçasına dönüşmüştü. Teknoloji ise zenginlerle yoksullar arasındaki o uçurumu daha da belli eden bir araçtan fazlası değildi. Yukarıdaki şirketler aşağıyı yönetirken, aşağıdaki insanlar her gün biraz daha yaşamak için vücutlarına takabildikleri silah ve makinlere güveniyordu. İnsan olmak hala daha mümkündü, sadece insan olmanın tanımı değişmişti o kadar.

Zeynep, basit ikinci el protezler satan bir mağazanın yanındaki küçük dar, zar zor sığabildiği kulübede kalıyordu. Ailesi, o henüz 11 yaşındayken Helios'a karşı bir borç yüzünden evi terk etmişler, bir daha da geri dönmemişlerdi.

Zeynep tam 19 yaşına kadar Krakow sokaklarında iş arayarak ve ölmemeye çalışarak geçirdi vaktini.
Şimdi yaklaşık 6 senedir ustası kabul ettiği protez avcısı Mina'nın yanında çalışıyordu. Zeynep gece vakitlerinde sokağa çıkar, yollara atılan bozulmuş ve terk edilmiş protezleri toplar ustasına getirirdi. Bu süreçte de çip analizi, protez takma ve saykolaştırma gibi pek çok konu öğrenmişti.

Birden biri gözlerini açtı Zeynep. Zaten zar zor karanlık görebildiği kulübesinde neon ışıklarına maruz kalınca uyanmak dışında çaresi kalmamıştı. Yukarıdan gelen kahkaha, bardak tokuşturma sesleri ve metal/punk şarkılar kafasını patlatacaktı resmen. Zaten tüm gün çalışmıştı, bir de bunları mı çekecekti gerçekten?

Siyah cropunun üzerine attığı deri ceketle dışarı çıktı. Etrafı bir kolaçan ettikten sonra yandaki protez dükkanına yürümeye başladı. İçeri girdiğinde Mina ortalarda yoktu... Gerçi ne zaman buradaydı ki? Genelde protez taktırdığı müşteriler, 2-3 güne şikayet etmeye gelirlerdi. Evet, bozuk mal satardı paradan kısmak için. O ise bunlarla karşılaşmamak için işten sonra hemen üst şehre çıkar, parasını gazinolarda ve kadınlar kucağındayken yerdi.

Zeynep, ışığı açtığında karşısındaki mavi neon tabela birkaç kez yanıp söndü. En sonunda açılınca ortam aydınlanmıştı. Ceketi bir sandalyeye fırlatıp lavaboya gitti. Elini yüzünü yıkadıktan sonra aynaya baktı. Vücudunda tek bir protez bile yoktu. "İnsani" vücuduna seviyor, tek bir makine bile taktırmak istemiyordu. Hem neden taksın ki? Takması için tek bir nedeni bile yoktu. O insan kalmayı seviyordu.

Tam bunları düşündüğü sırada ensesindeki çipi küçükçe titredi. Kafasını aşağı yukarı sallamasıyla aramaya cevap verdi. Mina, arkadan insan sesleri gelirken konuşuyordu.

"Hey, Zeynep..! Gece uğrayacağı-"

"Zaten gece, Mina"

"Biliyorum, aptal velet! Bir sonraki geceyi kastetmiştim... Geldiğimde güzel protezler görmek istiyorum. Efsane bir iş aldım!"

Mina her ne kadar kazıkçı olarak anılsa da istediği zaman çok güçlü protezler yapabiliyordu. İnsanlar ona "Kaçık" derdi. Anlamsız protezleri birleştirerek yepyeni bir şey oluşturabiliyordu. Geçenlerde iki tane rastgele parçayla insan hızını 2-3 kat artıran bir protez yapmıştı. Kimse nasıl yaptığını bilmiyordu, Zeynep bile.

Friction, tam olarak 20 yıllık bir kuruluş. Kanunsuz sokaklarda artık devletin korumadığı insanları koruyan ve kendince iyi işler yaptığını sanan bir topluluk. Hilal, 12 yaşında katıldı buraya ve burada kaldığı 13 yıl boyunca hedef aynıydı, Helios'u devirip bu şehrin başına geçmek. Hilal'in istediği iki şey vardı bu hayatta: Para ve savaşmak... Aynı zamanda Friction'ın başındaki adam Tolga'ya yardım etmek. Eğer o bu şehre sahip olmak istiyorsa vardır bir bildiği.

Hilal; Krakow, pislik şehrinde doğdu. Annesi o doğarken ölmüştü. Babası ise o daha 9 yaşındayken terk etti onu, nerede olduğu hakkında en ufak bir fikri bile yok. Diğer Krakow'lu çocuklar gibi, onun da hayatı sokaklarda geçti. Ta ki Tolga onu bulana kadar.

25 yaşında olmasına rağmen Friction'ın en güçlülerinden. Dört tane protezi var. Biri sol gözünde, bu protez dünyada bile sayılı. Hatta Friction'da tek onda var. Baktığı protezleri kontrol edebiliyor, insanları analiz edebiliyor ve elektronik aletleri kullanabiliyor. Kullandığı zamanlarda bu gözünü çok ağrıtırken kullanmadığı zamanlarda sol gözü kör oluyor. Bir diğeri sol dirseğinden bileğine kadar uzanabilen istediği zaman açabildiği bir bıçak. Üçüncüsü ise sağ kolunu bir taramalı silaha dönüştürebilen bir protez.

Sonuncusu ise kalbinin yüzde yetmişini kaplayan bir protez. Bunun havalı bir özelliği yok, küçüklükten beri kalp rahatsızlığı var... 17 yaşındayken az kalsın kalbi duracağı için Tolga taktırttı. Çok yorulduğu zamanlarda o kadar ağrıyor ki. En azından durmuyor... Şimdilik yani.

Friction'ın ikinci katında herkes gibi standart basit bir odada kalıyor Hilal. İster güçlü ol ister olma, herkese standart oda. Sabahın köründe kapının sert yumruklarla çalınmasıyla uyandı. Zorlanarak ayağa kalktı.

Böyle kapı çalıyorsa iki ihtimal var. Ya düşman geldi ya Sueda... Büyük ihtimalle Sueda'dır. Kapıyı açtığında gördüğü kişi tabi ki de Sueda'ydı.

Onunla birlikte o gün çöplükten alınan ikinci çocuktu. Hilal'den iki yaş küçüktü ve savaşmazdı. Hackleme, bilgisayarla veya herhangi bir yüz yüze ticaret ondan sorulurdu. Kardeş gibi büyümüşlerdi. Sueda, Hilal'i uykulu görünce sırıttı.

"Günaydınlar, uykudan mı uyandırdım yoksa?"

"Sueda, ne diyeceksen de artık."

"Tamam be tamam... Tolga bir iş verdi. Şu Mina vardı ya... Protez ustası, onunla görüşmeye gitmemiz lazımmış."

Mina... İsim tanıdık gelmişti ama... Sağ gözünü kapadı ve sol gözündeki protez çalıştı. Mina gözünün önüne geldi. Tabi ki de bu kadın! Krawkow'da buna kazıkçı diyorlar!

"Bu kadınla ne işimiz olur? Tolga aklını mı kaçırdı?"

"Bu kadın evet çakma mal satıyor ama bu işte en yeteniklisi. İyi para verirsek ve üstüne de düzgün tehdit edersek cok iyi protezler bağlayabilir, Hilal... Bir kaç saate çıkıyoruz, çipinden haber veririm."

Gözlerini deviriyor Hilal. Kafasını sallayıp kapıyı kapatıyor. "Ben takmam o kadının protezlerini... Kim takarsa taksın." Üzerine bir alıp dışarı çıktı. Birkaç kisiye selam verip aşağıda Sueda'yı bekliyordu. Bir saat sonra Sueda sonunda inmişti. Kafasını "hadi" seklinde sallayıp ayağa kalktı Hilal. Beraber Mina'nın mekana doğru gitmek için uçan motosikletlerine bindi.

Nereden bilebilirdi bunun büyük bir hikayenin başlangıcı olduğunu?..

Narkoz | hilzeyStories to obsess over. Discover now