8 numara

84 4 2
                                        

Odanın kapısında duran kolilere bakarken,geçen yılı zor bela geçirdiğim bu çöplükten kurtulduğum için derin bir oh çektim.Bu yurt bana bir yıl içerisinde çok şey öğretmişti;hiçbirini özlemeyeceğime emindim.Kağıttan bile ince duvarlar,gece yarısında çalıştırılan fön makineleri,kıızların sabahın dördüne kadar bitmeyen sevgili kavgalarını,ortak buzdolabından sürekli "yanlışlıkla" alınan içeceklerimi ve koridorda yankılanan ağlama seslerini geride bırakmıştım.

Cebimdeki son kuruşla kendi sessizliğimi satın almak,bu hayatta verdiğim en doğru karardı.

Son kolileri de aşağıya indirip taksiye yüklemiştim.Yirmi dakikalık kısa bir taksi yolculuğunun ardından,eski bir sokak lambasının cılız sarı ışığıyla aydınlanan o apartmanın önündeydim.Taksicinin de yardımıyla kolileri apartman girişine yığdıktan sonra ödememi yaptım ve taksi uzaklaştı.Geriye sadece gecenin serin rüzgarıyla,sokağın loş ışığıyla benim heyecanla karışık yorgunluğum kaldı.

Binanın asansörsüz olması evi tutarken hiç büyük bir problemmiş gibi gelmemişti.Fakat  çok büyük bir problem olduğunu ancak anladım.Binanın dar merdivenlerini tırmanıp kolileri yukarı taşımak tam bir işkenceydi.Keşke bizimkilerden yardım isteseydim diye düşünmeden edemedim ama iş işten geçmişti,yardım tekliflerini büyük bir özgüvenle reddetmiştim.Üçüncü kata vardığımda nefes nefese kalmıştım,üzerimdeki bol tişört terden sırtıma yapışmıştı.Sabah hazırlanırken topladığım kabarık kıvırcık saçlarımın yarısı tokadan firar etmiş,terli alnıma ve boynuma dökülmüştü.

Son koliyi de güç bela 9 numaranın önüne bırakıp sırtımı kapının yanındaki soğuk duvara yasladım.Pantolonumun arka cebinden anahtarları çıkarırken tek hayalim kendimi bir an önce içeri atıp o güzel yatağa boylu boyunca uzanmaktı.

Anahtarı paslı kilide soktum,çevirmeye çalıştım ama anahtar milim oynamadı.

"Hadi ama..."diye mırıldandım,iki elimle asılıp zorlarken."Bir işim rast gitse şaşarım zaten."

Demir parçasını biraz daha kastırıp ileri geri oynattım ama nafile;kilit adeta benimle taşak geçiyordu.Tam sesli bir küfürle kapıya tekme savuracakken,hemen yanımdaki 8 numaranın kapısı tok bir gıcırtıyla aralandı.

Elim anahtarın üzerinde donup kaldı.

İçimden okkalı bir küfür savurdum.Taşınma telaşıyla  gecenin bu saatinde fazla gürültülü olmuştum ve daha ilk dakikadan yan komşuyla papaz olacaktım.Derin bir nefes alıp yüzüme olabildiğince mahçup bir ifade yerleştirdim.ardından yavaşça başımı çevirdim.

"Kusura bakmayın,gürültü-"

Cümlem yarıda kesilmişti.

Kapı pervazının neredeyse tek başına dolduracak kadar uzun boylu biri dikiliyordu karşımda.Üzerinde bol,antrasit rengii dökümlü bir tişört ve siyah bol bir eşofman vardı.Dağınık,koyu renk saçları alnına dökülmüştü ve burnunun üzerinde şeffaf çerçeveli gözlüğünün ardından,hafifçe kısmış olduğu gözleriyle doğrudan bana bakıyordu.Bir omzunu kapı kasasına yaslamış,ellerini eşofmanının ceplerine sokmuştu.

Yüzünde garip,anlaşılmaz bir duraksama oldu.Bakışları yüzümdeki ter damlalarından omuzlarıma taşan dağınık kıvırcıklarıma doğru kaydığında,gözlerinden tuhaf,neredeyse yakalayamayacağım kadar hızlı bir parıltı geçti.Dudaklarının kenar hafifçe seğirdi;sanki başka bir şey diyecekmiş,sanki beni bekliyormuş gibi bir an öylece dondu kaldı.

Ben ise hızla toparlandım:

"Gürültü için kusura bakmayın,"dedim araya net bir sınır çizerek."Taşınıyorum da.Anahtar takıldı biraz,açmaya çalışıyordum."

O an, çocuğun yüzündeki o belirsiz ifade bir anda silindi.Gözlerindeki o ılık parıltı yerini afallamış,buz gibi bir şaşkınlığa bıraktı.Bana öyle tuhaf baktı ki,sanki benden istediği bambaşka bir tepki,apayrı bir söz beklemişti de istediğini alamamış gibiydi.Birkaç saniye boyunca koridordaki sarı floresanın cızırtısından başka hiçbir ses duyulmadı.

Ardından,o kırgın şaşkınlığı bir çarpıda yüzünden silip yerine aşırı sinir bozucu,ukala yarım bir sırıtış yerleştirdi.İşaret parmağının ucuyala gözlüğünü burnunun üzerine doğru hafifçe yukarı itti.

"Kusura bakmadım,"dedi.Sesi beklediğimden çok daha derin ve pürüzsüz çıkmıştı."Hala aynı şekilde zorluyorsun kilitleri."

Kaşlarım istemsizce çatıldı."Anlamadım?"

Cevap vermek yerine kapı eşiğinden doğrulup bana doğru ağır,kendinden emin iki adım attı.Uzun boyuyla üzerime düşen gölgesi kapımın önünü neredeyse tamamen kapatırken,rahat bir tavırla elini uzattı.Parmakları anahtara değerken elimin birkaç santim yanından geçti;teninin yaydığı o sıcaklığı hissetmemek imkansızdı.Anahtarı hafifçe yukarı doğru kastırfı ve tek bir bilek hareketiyle kilidi tereyağından kıl çeker gibi çevirdi.

Kapı içeriye doğru tok bir sesle açıldı.

"Düz çevirirsen açılmaz.Biraz yukarı kaldırman lazım."

Bana gösterdiği bu fütursuz rahatlık ve ses tonundaki o iğneleyici tavır tüylerimi diken diken etmeye yetmişti.Kapının kulpuna yapışıp hızla elini anahtardan çektim ve aramıza bir adım mesafe koydum.

"Teşekkür ederim.Gerisini ben hallederim."

Geri çekilmek yerine kapımın hemen eşiğinde dikilmeye devam etti. Başını hafifçe içeri uzatıp yerdeki koli yığınına, ardından tekrar bana baktı. Gözlerinde beni çıldırtmak istercesine eğlenen bir ifade vardı.

"Yardım lazım değil yani?" dedi alayla.

"Gerek yok," dedim ses tonumu olabildiğince soğuk ve net tutarak. "Gürültü yapmamaya çalışırım, iyi günler."

Cevap vermesini bile beklemeden kendimi dairenin içine atıp kapıyı yüzüne doğru kapattım. Kilidi içeriden iki tur çevirip sırtımı kapının soğuk tahtasına yasladığımda, derin bir nefes vererek başımı arkaya vurdum.

Daha ilk dakikadan 8 numaraya böyle ukala, laubali ve her şeye burnunu sokacak gibi duran bir tipin denk gelmiş olması tam olarak benim şansımdı.

Birkaç saat boyunca evi toparlamakla uğraştım. Kolileri açıp kıyafetlerimi dolaba yerleştirdim, kitaplarımı rafa dizdim ve yatağımı hazırladım. Saat gece yarısını çoktan geçtiğinde, yorgunluktan bacaklarım titriyordu. Evi saran o hafif boya ve toz kokusundan bunalıp biraz hava almak için salonun balkon kapısını araladım.

Gecenin serin rüzgârı yüzüme çarparken balkon demirlerine doğru yürüdüm. Ancak tam parmaklarımı soğuk demire yaslayacaktım ki, hemen yanımdan gelen çakmak sesiyle yerimden sıçradım.

Başımı hızla sola çevirdiğimde nefesim kesildi.






O kadar çok Taha fic okudum ki en son kendim de yazmaya başladım.Umarım beğenirsiniz<3


Yan Kapıdaki Hatıra///ArgesStories to obsess over. Discover now