Gece yarısını çoktan geçmişti ve odadaki tek ışık kaynağı, Taehyung'un önündeki bilgisayar ekranının yaydığı soluk mavi parlaklıktı. Parmaklarının ucunda kıvılcımlanan minik büyü zerrelerini bastırmaya çalışırken, rastgele katıldığı bir mesajlaşma grubunun akışını izliyordu. Büyücü dünyasından uzakta, sıradan insanların dijital kalabalığı arasında öylesine vakit öldürüyordu. Tam ekranı kapatıp uyumaya niyetlendiği anda, gruba "Jungkook" kullanıcı adıyla yeni bir mesaj düştü.
Jungkook, gruptaki herkesle şakalaşıyor, ardı ardına takılma mesajları atarak odadaki havayı bir anda değiştiriyordu. Onun bu pervasız, eğlenceli ve insanlara flörtöz bir tavırla yaklaşan hali, ekran başındaki Taehyung'un kalbinde tuhaf bir ritim bozukluğuna yol açtı. Taehyung, hayatı boyunca antik büyüler ve kadim dualarla büyümüş biri olarak, ilk kez bir insanın tek bir cümlesiyle böylesine sarsıldığını hissetti.
O gece Taehyung, büyü kitaplarının yazmadığı bir gerçekle yüzleşti: İlk görüşte aşk. Jungkook'un profil fotoğrafındaki o umursamaz gülüş, genç büyücünün zihnine bir daha silinmemek üzere kazındı. Ancak çok geçmeden anladı ki bu ilişki ikisi için asla eşit şartlarda başlamayacaktı. Jungkook için Taehyung, yalnızca canı sıkıldığında ya da kafası karıştığında mesaj attığı, ekranın diğer ucundaki "iyi bir dinleyici"ydi.
Jungkook'un hayatındaki karmaşalar, kırgınlıklar ve geçici hevesler arttıkça, Taehyung onun sığınacağı liman haline geldi. Bir nevi dijital terapistiydi; Jungkook ne zaman içini dökmek istese, Taehyung tüm işini gücünü bırakıp onun cümlelerine sarılırdı. Kendi içindeki büyücü kimliğini gizleyerek, yalnızca onun yaralarını sarmaya odaklanan bir ruha dönüştü.
Taehyung için ise durum bir terapistlikten çok uzaktı. Jungkook, onun dünyasındaki tek gerçeklik, koruması gereken en narin varlıktı. Onun gözündeki tek bir damla yaş, gökyüzünü yarmaya yetecek kadar ağırdı. Büyü dünyasındaki tüm gücüne rağmen, Jungkook'un sıradan bir mesajıyla yerle bir olabiliyor ya da havalara uçabiliyordu.
Zaman geçtikçe bu sohbetler Taehyung'un tek nefes alma kaynağı haline geldi. Jungkook'un attığı her "Naber?" mesajı, onun için kadim bir büyünün gerçekleşmesi kadar mucizeviydi. Ancak bu yakınlık, tamamen Jungkook'un ihtiyaçlarına bağlıydı. Bir gün çok yakınlar, ertesi gün ise sanki hiç tanışmamış gibi yabancıydılar.
Taehyung, onun hayatında yalnızca bir "ihtiyaç anı" karakteri olduğunu bile bile bu rolü kabullendi. Çünkü Jungkook'un dünyasında bir yer edinmenin tek yolu buydu. Kendi kalbinde fırtınalar koparken, Jungkook'a her zaman sakin, anlayışlı ve mesafeli görünen o güvenli alanı sundu.
Ve böylece, bir tarafın her şeyini feda etmeye hazır olduğu, diğer tarafın ise yalnızca canı yandığında kapısını çaldığı o tekinsiz bağ, bir gece yarısı mesajıyla kurulmuş oldu.
أنت تقرأ
Terapistin son kehaneti
أدب الهواةBüyücü olan Taehyung, rastgele katıldığı bir mesajlaşma grubunda flörtöz ve neşeli tavırlarıyla dikkat çeken Jungkook ile tanışır ve ona ilk görüşte aşık olur. Ancak bu bağ iki taraf için eşit gelişmez; Jungkook, Taehyung'u yalnızca başı sıkıştığınd...
