1

350 27 44
                                        


"mahvederim seni."

efe sırasına ellerini koyan tanıdık sesi duydu, gözlerini yavaşça kapattı. birkaç saniyeden sonra yüzünü kaldırıp sesin kaynağına baktı:

"ne derdin var, yine?"

karşısındaki adam sinirli ifadesini rahatsız edici bir gülümsemeye çevirdi. camdan tam olarak efe'nin gözünün içine vuran güneş karşısındaki adama bakmasını zorlaştırıyordu.

"ne derdim mi var?"

adam efe'nin masasının üzerine oturdu. efe bu hareketin ardından irkildi, sırasında kenara kaydı.

"flaş bellek nerede? bir daha sormayacağım."

efe gözlerini devirdi, vazgeçeceği yoktu anlaşılan. dediklerinden bir bok anladığı da yoktu doğrusu. iç çekti ve tekrardan cevap verdi:

"ne flaş belleği milan, sabah sabah kafamı açtın."

"şu pişkin tavırları bırak, nerede diyorum."

"flaş bellekten falan haberim yok, kaybol şimdi buradan."

efe eşyalarını toplamaya başladı ve ayağa kalktı. bu salağın durduğu yerde oturmaya devam etmeyecekti, sınıf daha fazla kalabalıklaşmadan başka bir yere geçecekti.

milan efe'nin hareketlendiğini görünce masadan indi, dilini yanağına bastırdı. efe'nin kolunu acıtmayacak şekilde tuttu.

"bu bilmiyormuş gibi davranma halleri nedir? öğrendik amına koyayım, dün en son sen çıkmışsın laboratuvardan."

milan iyice efenin sinirine dokunmaya başlamıştı. efe milan'ın elini ittirip kolunu çekti. güneş gözlerini kamaştırdı, bir süre kapalı tutup tekrar açtı, milan'ın yüzüne döndü. karşısındaki betanın suratında sinirle karışık anlaşılamayan bir ifade vardı.

"neyi öğrendin gerizekalı, flaş bellekten falan haberim yok diyorum. bu kötü çocuk tavırları da yeni imajın mı, bok gibi durmuş üstünde."

"efe mahvederim seni. flaş belleği geri ver, konuyu uzatma."

"flaş bellekten falan haberim yok diyorum. ne flaş belleği?"

milan dudaklarını sinirle birbirine bastırdı. sakinleşip cevap verdi:

"arda'nın flaş belleği. laboratuvarda unutmuş, en son çıkan sensin, baktık kameradan. geri ver şimdi."

efe kısaca ve sinirli bir şekilde güldü.

"o neden gelip konuşmuyor? o gönderdi di mi seni buraya, konuşmaya bile korkuyor."

"efe boş yapma, belleği ver gideyim, uğraştırma beni de."

"bellek falan yok bende, uza şimdi."

efe sınıfın merdivenlerini inmeye başlarken sınıfın yavaş yavaş dolduğunu fark etti. sürekli gözüne gelen güneşten dolayı kafasını sağa döndürmesiyle beraber sınıftan içeri giren esmer oğlanı fark etti. gözleri kırmızıydı, muhtemelen ağlayıp gelmiş. efe bu detayı fark ettiği için kendinden rahatsız oldu ve direkt önüne dönüp gördüğü ilk sıraya oturdu.

milan'ın bahsettiği bellek hakkında ise fikri yoktu. evet, dün laboratuvardan geç çıkmıştı, dönem sonu proje ödevi için birçok parça incelemesi gerekiyordu, yeni bir şeyler bulup bu dönemin birinciliğini garantilemesi gerekiyordu. çünkü arda şu an notlar bakımından öndeydi. neyse, konunun özüne gelirsek, bellek hakkında fikri yoktu, laboratuvarda bellek görse bile bu yoğunlukta umrunda olmazdı zaten.

kayıtlar, aref. Stories to obsess over. Discover now