GİRİŞ

44 6 23
                                        


İlk kurgumu sizlerle birlikte paylaşıyorum. Aylardır dosyalarımda saklanan satırlarımı ilk defa yayınlıyorum. Umarım beğeneceğiniz bir kurgu yazabilmişimdir. Hepinize iyi okumalar diliyorumm.

---

Karanlık bir geçmişiniz varsa aydınlık bir geleceğinizin olmasından hep şüphe ederdiniz.

"Yıldızları görmek için belirli bir karanlık gereklidir." - Chandra Mohan Jain (Osho)

Sabahın erken saatlerinde İstanbul kalabalığının arasında kliniğine doğru yol almıştı Lalin Sencer. Sisli ve kapalı gökyüzü göğsünü sıkıştırsa da bir an önce randevuya yetişmesi gerektiğinin farkındaydı.

Sabah soğuğundan korunmak ister gibi deri ceketinin fermuarını boğazına kadar çekerek aceleci adımlarla yoluna devam etti.

Bir anda şiddetle esen rüzgârla irkildiğini hissetti. Tam o sırada yanından geçen insanların konuşmalarına şahit oldu:

"Bugün 27 Mart'a girmişiz. Zaman ne kadar hızlı geçiyor?"

"Hiç ilkbahar havası da yok, donuyorum resmen."

Lalin duyduğu cümlelerle bir an duraksadı. Bugünün doğum günü olduğunu öğrenince istemsizce gülümsedi. Çok sürmeden ruhu tekrar o acı güne gidince dudaklarındaki gülüş tekrar ifadesiz ve soğuk hâlini aldı.

Kliniğin önüne geldiğinde hızlı adımlarla ilerleyerek odasına doğru yürüdü. Asansör bozuk olduğu için merdivenlerden çıkmak zorunda kalmıştı ve bu cehennem demekti. Klinik toplam beş kattan oluşuyordu ve Lalin'in odası en üst kattaydı. Hızlı adımlarla bitkin bir şekilde çıkarken asistanı Sare'yle karşılaştı. Sare sessizce gülümseyerek selam verdi ve yoluna devam etti. Lalin bu durumu hiç sorgulamadan merdivenlerden çıkmaya devam etti; çünkü Sare'nin sessizliğine artık alışmıştı.

Merdivenlerin sonuna geldiğinde ona gülümseyerek yanına yaklaşan Neva'yı gördüğünde aynı şekilde o da gülümsedi."Pek bir yorgunsunuz bakıyorum." Neva'nın dudaklarında hafif bir tebessüm vardı.

Lalin alnındaki teri elinin tersiyle bir çırpıda silerek, "Ya hiç sormayın Neva Hanım. Nasıl yorgun olurum değil mi? Beş kat merdiven çıkmak zorunda kaldım belki ondandır." deyince Neva'nın yüzündeki gülümseme büyüdü.

Elindeki kahvelerden birini Lalin'e uzatarak "İş beklemez Lalin. Uraz Bey seni bekliyor." diyerek odasına geri döndü.

Lalin hızlıca kahvesini yudumlarken odasına doğru giderek kapının girişinde onu gördü. Çantasını kolunda sabitleyerek kapısının kilidini anahtarıyla açtı. Uraz'ın yüzündeki mahcup ve tedirgin ifadesi onu üzse de bunu belli etmeyerek gülümseyip odaya girmesi için eliyle sandalyeleri işaret etti.

Uraz bitkin ve temkinli bir şekilde ağır adımlarla Lalin'in işaret ettiği sandalyelerden birine oturdu. Lalin ise ceketini askılığa asmakla meşguldü.

"Anlat bakalım Uraz. Bugün kendini nasıl hissediyorsun?" diyerek konuyu açtı Lalin.

"Açıkçası kendimi pek iyi hissetmiyorum. Sürekli kâbuslar görüyorum ve sürekli panik atak geçirip oraya buraya kusuyorum. O güne geri dönüyor gibi oluyorum..."

Lalin koltuğuna kurulduğunda ciddiyetle Uraz'ı dinliyordu. Uraz ise buruk bir ifadeyle öylece etrafı inceliyordu.

"Anlıyorum Uraz. Yaşadığın olay kolay atlatılabilecek bir olay değil. Uyurken bilinçaltın hep o zamanda kalıyor. Sürekli geçmişte yaşıyorsun, hep tetikte kalıyorsun. Bunun için sana EMDR tedavisini uygulayabileceğimi söylemiştim. Seni bu tedavi hakkında da bilgilendirmiştim yani rızan olursa tabii ki yapabiliriz. Panik ataklarına gelirsek, sürekli kusuyorsan seni ilaç kullanman için Neva Hanım'a yönlendirebilirim. O sana yardımcı olur. İstersen bana rüyalarının içeriğinden bahsedebilirsin." dediğinde Uraz yalnızca bu kadının yanında bu kadar rahat konuşabildiğini fark etti. Psikolog olmasından mı bilmiyordu ama sebepsiz ona güven veriyordu.

TUZLU YARALARStories to obsess over. Discover now