Bazı insanlar hayatlarının nasıl ilerleyeceğini daha çocukken bilir. Büyüyünce ne olmak istediklerini, nerede yaşayacaklarını, kimlerle arkadaş olacaklarını, hatta bazen kiminle evleneceklerini bile hayal ederler. Ben hiçbir zaman onlardan biri olmadım. Geleceğe dair planlarım vardı elbette, herkes gibi benim de gerçekleşmesini istediğim şeyler olmuştu. Fakat hayatın bana öğrettiği ilk şeylerden biri, bazı planların sadece onları kurduğunuz için gerçekleşmeyeceğiydi. Bazen ne kadar isterseniz isteyin, hayat önünüze başka bir yol koyardı. Siz o yoldan gitmek istemeseniz bile.
Benim hayatım da böyle başladı. Önce küçük şeyler yarım kaldı. Sonra daha büyükleri. Söylenemeyen birkaç cümle, ertelenen birkaç plan, vazgeçilen birkaç hayal... Zamanla yarım kalan şeylerin sayısını düşünmemeye başladım. Çünkü insan, sürekli neyi kaybettiğini düşünürse elinde kalanları da göremezdi. Ben de görmemeyi seçtim.
Ta ki yıllar sonra yeniden bir dans salonunun önünde durana kadar.
Kapının diğer tarafında müzik çalıyordu. İçeriden ayak sesleri geliyor, arada bir kahkahalar yükseliyor, eğitmenin sert sesi müziğin arasından duyuluyordu. O sesi duymak garip bir şekilde hem tanıdık hem de yabancıydı. Sanki yıllardır hiç gitmediğim bir yere değil de, yıllardır görmezden geldiğim kendime dönüyordum.
Elimi kapının koluna uzattım ama açmadım. Parmaklarımın altında soğuk metal vardı. Birkaç saniye öylece bekledim. İçeridekiler benim kim olduğumu bilmiyordu. Benim nereden geldiğimi, neden yıllardır dans etmediğimi, neden bir dans salonunun kapısında durup içeri girmekten korktuğumu bilmiyorlardı. Bilmemeleri daha kolaydı zaten. İnsanların geçmişini bilmediği zamanlarda ona bakışları daha basit oluyordu. Sadece gördükleri kişiyi değerlendiriyorlardı.
Benimse geçmişim, üzerime yapışmış bir gölge gibiydi. Nereye gidersem gideyim benimle geliyordu.
Gözlerimi kapattım ve derin bir nefes aldım. Bir zamanlar dans ederken hiçbir şey düşünmezdim. Müzik başladığı anda kafamın içindeki bütün sesler susardı. Evdeki tartışmalar, söylenen sözler, söylenmeyenler, korkular, gelecek kaygısı... Hepsi birkaç dakikalığına ortadan kaybolurdu. Geriye yalnızca müzik ve bedenimin ritmi kalırdı. Belki de dansı bu yüzden seviyordum. Çünkü dans ederken hayatın benden ne istediğini düşünmek zorunda değildim. Sadece hareket ediyordum.
Sonra bir gün her şey değişti.
Ve ben dans etmeyi değil, kendimi unutmayı öğrendim.
Yıllar boyunca bazı şeyleri hatırlamamayı tercih ettim. Bazı isimleri içimde söylemedim. Bazı günlerin üzerinden geçerken takvimlere bakmadım. Çünkü insanın bazı tarihleri bilmesi bile canını acıtıyordu. Ben de hayatımı mümkün olduğunca tarihlerden uzak yaşamaya çalıştım. Kaç yaşında ne yaptığımı, ne zaman neyi kaybettiğimi, hangi hayalin ne zaman elimden kayıp gittiğini düşünmedim.
Ama geçmiş, insanın düşünmemesiyle yok olmuyordu.
Sadece sessizleşiyordu.
Ve ben o sessizliğin içinde yıllarca yaşamıştım.
Kapının kolunu tekrar tuttum. Bu kez geri çekilmedim. Kapıyı yavaşça açtığımda müzik sesi üzerime doğru geldi. Birkaç kişi dans ediyordu. Aynadaki yansımalarına bakarak aynı hareketleri tekrar tekrar yapıyorlardı. Bazıları gülüyor, bazıları hata yaptığında söyleniyor, bazılarıysa bütün dikkatini hareketlerine vermişti.
Onları izlerken içimde garip bir şey oldu.
Özlem miydi, korku muydu, yoksa ikisinin birbirine karışmış hâli mi bilmiyordum.
Belki de insanın özlediği bir şeye geri dönmesi her zaman mutlu hissettirmiyordu.
Bazen özlediğiniz şey, size kaybettiklerinizi de hatırlatıyordu.
Yine de içeri girdim.
O an hayatımın değişeceğini bilmiyordum. Karşıma çıkacak insanları, kurulacak arkadaşlıkları, yeniden öğreneceğim hareketleri, yaşayacağım tartışmaları ya da bir gün bana yıllardır unuttuğum bazı duyguları yeniden hatırlatacak birini tanıyacağımı bilmiyordum.
Sadece bir karar vermiştim.
Yıllar önce yarım bıraktığım bir şeyin karşısına tekrar geçmiştim.
Belki bu kez bitirebilirdim.
Belki de bazı hikâyeler gerçekten yarım kalmıyordu.
Sadece insanın devam etmeye cesaret edeceği günü bekliyordu.
YOU ARE READING
Yarım Kalan Bir Hayat
RomanceBazı insanlar geçmişlerini geride bıraktığını sanır. Ta ki geçmiş, hiç beklemedikleri bir anda karşılarına çıkana kadar. Lalin, iki yılını hayattan kopuk geçirdikten sonra yeniden dans etmeye çalışırken aslında sadece sahneye değil, kendisine de dön...
