1. Bölüm

12 3 33
                                        



Radiohead - Street Spirit

Oops! This image does not follow our content guidelines. To continue publishing, please remove it or upload a different image.


Radiohead - Street Spirit

                           1. Bölüm

  Bitti. Uzun süredir haplarımı almıyorum, muhtemelen iki hafta önce hepsini klozete döküp sifonu çektim. Yaşamını bu kadar hevesle sürdüren genç bir adam için ilaçlarını düzenli almayı bırakmak, yavaşça delirerek ölmeyi istemek demek. En azından aklım başımda, ilaçlarımı düzenli alıyor ve hayata umutla bakıyorken ölmeyi neden tercih etmedim? Ya da sorunu fiziksel sağlık değil de zihinsel bunalım iken neden bu kadar sık ölümden söz eder insan?

  Benim için ölüm, bir an bile terk etmediğim umudumun yanında vazgeçilmez bir parça olmuştu her zaman. Ne zaman sevinecek olsaydım, bir gün hiçbir şeyin bir öneminin kalmayacağını hatırlatan ölüm düşüncesi tadımın kaçmasına yetiyordu.

  Soracak olsaydınız anneme, çocukluğumda ne kadar neşeli ve meraklı biri olduğumdan bahsederdi hatırlasaydı. Bu yaşımda bile cevabı değişmezdi diye tahmin ediyorum. yalnızca onun değil çevremdeki herkesin yanıtı da hemen hemen bu yönde olurdu. Kimsenin ne zihnimin bir köşesinde yuva yapmış ölüm düşüncelerimden, ne de dışarıdan bu kadar pozitif görünen birinin aslında ruhunda derin yaralar taşıdığından haberi vardı. Üç senedir psikiyatri randevularına gittiğimi ve sakinleştiricinin ötesinde ağır ilaçlar kullandığımı bilen tek kişi sokağımdaki eczacıydı. Daha doğrusu bu ilaçları annemin kullandığına onu ikna etmiştim.

  Dedikoduya düşkün ve meraklı bir kadın olmasına rağmen bu zamana kadar kimseye bahsetmemişti bu durumdan. Tek yaşadığımı er ya da geç anlayacağından ilaçları şehire yakın küçük bir kasabaya gönderdiğimi söylemiştim. Güya anneme orada kız kardeşim bakıyor, onlara her ay düzenli olarak da para gönderiyordum. Annem, eczacıya anlattığım bu uydurma hikayeyi duysa kırk yıl lafını ederdi kesin. Oysa bunlardan tamamen habersiz, radyo dinleyerek nakış işliyordur. Kız kardeşim de dört çocuğuna ve ev işlerine bakmaktan nefeslenecek zaman bulamıyordur. Zaten kocası onun annemin yanına gitmek istese bile tren parasını ödemek istemeyeceğinden, bakmayı bırak hasret gidermesine bile razı olmazdı.

  Kullandığım ilaçları annemin kullanmasına ihtiyacı yok diye de kıskanıyordum bazen onu. Huzurevinde nakışını işleyip radyodan eski şarkıları dinlerken hiçbir şeyi hatırlamıyor oluşunu kıskanıyordum.

  Bundan on üç yıl önce, babamla akşam yemeğinden dönerken bir trafik kazası geçirmişlerdi. Babam hayata tutunamamıştı o gün, annem ise hafıza kaybı geçirerek çocukları dahil bütün anılarını unuttu. Yalnızca babamla bir zamanlar ne zaman radyoda duysalar kalkıp dans ettikleri bir şarkıyı hatırlıyordu şimdi. Üç sene öncesine kadar, henüz her şeyi geride bırakıp bulunduğum şehire taşınmamışken, onu sık sık ziyarete giderdim. Hafıza kaybından sonraki ilk gidişimde kim olduğumu sormuştu ve bende ona yalnızca huzurevini ziyarete gelmeyi seven bir ziyaretçi olduğumu söylemiştim. O günden sonra hafızasında güleryüzlü bir ziyaretçi olarak yer edinmiş ve onun tarafından her zaman bir 'anne şefkati' ile karşılanmıştım.

Beyaz Gülü Yaşatmak Stories to obsess over. Discover now