Küçük Rosella

33 8 0
                                        

☆Akşam olmuştu. Evin ilk katındaki eşyalar dizilmişti. Geriye sadece 2. Kattaki eşyalar kalmıştı. Adriana bana geceliğimi giydirdi. Daha sonra saçlarımı taramaya başladı.

-Saçların uzamış Rose!

-Gerçekten mi?

-Evet hayatım. Artik saçların bütün belini kaplıyor, dedi gülümseyerek. Arkamı döndüm ve Adriana'ya sarıldım. O da bana sarıldı. Aşağıdan annem bizi çağırıyordu.

-Haydi aşağıya inelim tatlım, saçlarını anneme de gösteririz, tamam mı? Diye sordu nazikçe. Elimde oyuncak ayımla ve üzerimde dizlerime uzanan geceliğimle:

-Tamam, dedim kocaman gülümseyerek. Beni kucağına aldı ve yanağımdan kocaman öptü. Adriana'nın beni böyle sıcak öpmesine bayılırdım.

Merdivenlerden aşağıya indik ve mutfağa yöneldik. Direkt babamın kucağına oturdum.

-Hoşgeldin minik prensesim, dedi ve saçlarımdan öptü. Saçımda ki şampuan kokusunu içine çekerek:

-Ohh, mis gibi kokuyorsun, dedi kocaman gülümseyerek.

-Adriana beni banyo yaptırdı, dedim. Adriana anneme yemek hazırlamasında yardım ediyordu. Christina elindeki kitabın içine gömülmüştü.

-Yarin bahçeyle uğraşmaya başlayacak mısın baba? Diye sordu Anna.

-Evet tatlım, bu dağın toprakları çok verimli olduğu için çok rahat meyve ve sebze yetiştirebiliriz. Hem ben çiftlikle uğraşırken sen de benim için saksılara çiçekler ekersin.

-Böylece bende onları evi güneş alan yerlere koyarak süsleyebilirim, dedi annem gülümseyerek. Anna tebessüm etti.

-Anne lütfen çiçekleri benim odama koyma, İngiltere'deyken çiçeklerden dolayı geceleri uyuyamıyordum, dedi Katie. Anna Katie'ye imalı bir bakış attı. Annem yemekleri tabaklara koydu. Babam beni yanı başındaki sandalyeye oturttu ve yemeğe başladık. Ancak Christina henüz başlamamıştı.

-Christina, o kitabı bırakır mısın, lütfen? Dedi babam. Christina babamı duymamış olmalı ki kafasını kaldırıp cevap vermedi.

-Christina? Dedi babam. Adriana ayağıyla hafifçe Christina'ya vurdu. Bir an dengesini kaybetti ve elindeki kitabı yere düşürdü. Kaşlarını çatarak:

-Adriana! Neden sürekli bana vuruyorsun?! Diye hiddetlendi. Adriana üzülmüştü.

-CHRISTINA! Diye bağırdı babam. Korkmuştum. Babam sinirlenince bambaşka bir insana dönüşürdü.

-Affedersiniz ben dalmışımda, dedi.

-Hayatım sakin ol lütfen, Rosella'yı korkutuyorsun, dedi. Babam bana baktı. Ellerim birbirine kenetlenmişti ve çenemi de ellerimin-masanın-üstüne dayamıştım. Bir an yumuşayarak:

-Üzgünüm canım, seni korkutmak istemedim, dedi elini başıma koyarak. Gülümsüyordu. Bende gülümsedim.

-Şimdi yemeğini yemeye devam et, lütfen, dedi. Başımı olumlu anlamda salladım ve yemeğe devam ettim.

☆Yemekten sonra ailecek 2. Kata çıktık. Yukarıda 4 oda ve banyo vardı. Anne ve babam ilk odaya, Adriana ve Christina ikinci odaya, Anna 3. Odaya ve Katie 4.odaya geçti. Ben de 4. Odaya girecekken Katie:

-Rosella burası benim odam! Gidip Anna'nın yanında uyu.

-Ama ben İngiltere'de de senin yanında uyurdum.

-Rosella burası İngiltere değil tatlım İrlanda. Karşı odayı göstererek:

-Anna'nın yanına git, burada tek başıma uyuyacağım, dedi.

-Ama-

-Karşıya, dedi sertçe. Ardından kapıyı kapattı. Duygularım incinmişti. Katie beni sevmiyor muydu? Her zaman bana böyle davranırdı. Anna'nın odasının kapısını çaldım.

-Anna? Dedim. Ses çıkmıyordu. Anne ve babam uyumuştu. Adriana ile Christina da uyumuştu. Elimde oyuncak ayıyla yere oturdum ve duvara yaslandım. Ağlamaya başladım ama sessizce ağlıyordum. Kimseyi uyandırmak istemiyordum. Ama uyumak istiyordum. Oyuncak ayıma sıkıca sarıldım.

☆Sabah olmuştu. Annemin sesini duyuyordum.

-Ahh, inanmıyorum Rosella senin yerde ne işin var tatlım? Dedi. Kollarıma dokundu. Her yerim uyuşmuştu ve ellerim ile ayak parmaklarımın uçları hafif morarmıştı. Kollarıma dokundu:

-Aman Allah'ım buz gibi olmuşsun, dedi ve beni kucağına aldı. Annemin sıcacık yüreği beni ısıtmaya yetiyordu. Her ne kadar vücudum ısınmasada yüreğim ısınmıştı. Annem bana sıkıca sarılmıştı. Elleriyle başımı okşuyordu ve öpüyordu.

-Tatlım seni ısıtmalıyız, dedi ve yatak odasına götürdü. Beni babamın yanına yatırdı.

-Sen burada bekle tatlım, ben birazdan geleceğim, dedi. Üstümü sıkıca örttü...

ORMAN GÖLETİWaar verhalen tot leven komen. Ontdek het nu