Selammm küçük bir giriş yapalımm💞
Umarım beğenirsinizz.
Oy vermeyi ve yorum yapmayı unutmayınn💫
Keyifli okumalarrr✨️
••••••••
"Benim çıkmam gerek. Sen de daha fazla içme, duyuyor musun beni?" Barış'ın dediklerini anlıyormuş gibi onaylayıp sıkıntıyla telefonunu eline alıp koşar adım mekandan çıkmasını izledikten sonra oturduğum barın hemen önündeki tezgaha dirseklerimi yaslayarak yutkundum.
İyi değildim, hem de hiç iyi değildim. Başımı yerinde dahi tutamazken barmenden bir tane daha istedim. Lise arkadaşımızın doğum günü vesilesiyle tüm arkadaşlarımızla organize ettiği mekanda toplanmıştık. Ancak gelirken bu kadar içeceğimi hesaba katmamıştım.
Önüme gelen viskimle başımı kaldırıp gevşek bir şekilde bardağı kavrayıp bir yudum aldım.
"Bir viski de ben alayım." Yan tarafımdaki tabureden gelen sesle başımı çevirip konuşan kişiye baktım. O da pek iyi gözükmüyordu. Ben onu izlemeye devam ederken izlendiğini fark etmiş olacak ki başını çevirip bayık gözlerle onu izleyen bana baktı. Dudakları anlık aralanırken oynayan adem elmasından yutkunduğunu fark ettim. Bir şey demeden suratına baktığımı fark edince önüme dönerek bardağımı tek yudumda bitirip barmenden bir tane daha istedim.
"Biraz hızlı gitmiyor musun?" Tekrar başımı ona çevirip barmenin doldurduğu viskimden bir yudum alarak omuzlarımı silktim.
"İyi gözükmüyorsun bence daha fazla içme." Bana diyordu ancak o da elindeki bardağı dudaklarına dahi götürememişti. Bu hâline alayla güldüm.
"Bana diyorsun ama kendine bak. Bence sen daha fazla içmemeli-" Tabureden düşecek olduğum için cümlem yarıda kalırken kolumdan tutup olduğum yerde beni düzelten esmer adam sayesinde dengemi sağladım.
"Bizim liseden mi mezunsun sen de esmer şeker?" Sorumla dudakları kıvrıldı ve başıyla beni onayladı.
"Ve sanırım sen de?" Ben de onun gibi başımı salladım. Gözlerim yüzünde ve vücudunda gezmeye başladı. Baştan aşağı onu süzdükten sonra yutkunarak geri gözlerine odaklandım.
"Hatırlamıyorum seni hiç, üst dönem miydin? Görsem unutamazdım." Kaşları havalandı, elinin hâlâ kolumda olmasından yararlanarak taburemi onunkine yaklaştırdım. Dizlerimiz birbirine değince durdum.
"Eğer Can'ın dönemindensen evet üst dönemim oluyorum." Sol dirseğimi tezgaha yaslayıp çenemi elime yerleştirdim. O da vücudunu bana yaklaştırmış dururken belki de saatlerce sohbet ettik orada oturup.
•••••
Gözlerini adamın hafifçe dağılmış saçlarında, bardağı tutan uzun parmaklarında ve her konuştuğunda çenesinde oluşan o hafif kıvrımda gezdirdi. İçinde bir yerlerde, çoktan unuttuğu, tozlu raflara kaldırdığı bir his canlanıyordu. Bir kıvılcım.
Kalbinin ortasında ufak ama varlığını buram buram hissettiren sıcak bir kıpırtı...
Ne zamandır bir insanın varlığı ona bu kadar iyi gelmişti? Ne zamandır birisinin kahkahası, fondaki tüm o gürültülü müziği bastırıp sadece zihninde yankılanmamıştı?
Görünmez duvarlar örmeden, kim olduğunu kanıtlamaya çalışmadan, sadece "o anki zavallı ve sarhoş haliyle" kabul görmek...
Adam da en az onun kadar dağılmış, en az onun kadar hayatın şamarını yemiş gibi duruyordu çünkü. Birbirlerinin yarasını, konuşmadan tanıyan iki yabancı gibiydiler.
•••••
Genç adam boynunda hissettiği sıcak nefes ve burnuna dolan, geçmişten aşina olduğu kokuyla gözlerini yavaşça araladı. Başında dün geceden kalmanın verdiği ağrı gözlerini aralamasını zorlaştırıyordu ancak zor da olsa araladı gözlerini.
Göğsünde yatan genç kızı fark ettiğinde dudaklarını birbirine bastırdı. Saçları kızın yüzünü kapatıyordu ancak siyah saçlarından burnuna dolan çiçek kokusu göğsüne bir ağırlık çöktürdü.
Zihnine dolan dün geceden sahnelerle cesaretini toplayarak kızın yüzüne gelen saçları geriye doğru attı. Göğüsündeki ağırlık küçük bir sancı olarak başlamışken şu an nefesini kesmeye bile yeterdi.
Saçlarında olan eli genç kızın yanağına gitti. Hafifçe okşarken bir an da ateşe dokunmuş gibi çekti elini. Yataktan hızlıca doğrulup üzerine bir şeyler giyinirken hızlıca paketinden bir sigara çıkarıp dudaklarının arasına aldı.
Yatağın diğer tarafındaki hareketlilikle birlikte Deniz de gözlerini yavaşça araladı. Göz kapaklarını açmak bir eziyetti. Başı zonkluyor, nerede olduğunu anlamaya çalışıyordu. Ama başının ağrısından çok daha baskın bir şey vardı. Belindeki ve kasıklarındaki o keskin sancı.
Bakışları yataktan kalkmış, sırtı dönük şekilde sigara içen adama kaydığında yutkundu. O an ne yaptığının farkına vardı Deniz. Göğsüne kadar çektiği yorganın altında büzülürken boğazı düğüm düğüm oldu.
Nefes alamıyordu. Dün gecenin sarhoşluğuyla yaptığı hata şu an tüm çıplaklığıyla yüzüne çarpıyordu. Yanmaya başlayan gözleriyle nefesi sıklaştı, yanaklarından süzülen yaşları durduramıyordu.
Sigarasının son dumanınk içine çeken adam duyduğu kısık ağlama sesiyle izmariti kulluğun içine atıp yavaşça arkasını döndü. Yatakta büzülmüş, gözyaşları içinde kıvranan kızla göz göze geldi.
Adamın yüzünde dün geceden kalma o yumuşak ifadeden eser yoktu, sadece durumu idare etmeye çalışan, mesafeli ve hafif rahatsız bir ifade vardı.
"Ağlama lütfen," dedi adam, sesindeki soğukkanlılık Deniz'in canını fiziksel bir darbeden daha çok yaktı.
"Tamam, kontrolden çıktık biraz ama... Bir gece geçirdik sadece. İkimiz de deli gibi sarhoştuk, birbirimize iyi geldik ve bitti. Bu kadar büyütmenin, kendini harap etmenin bir anlamı yok." Deniz, adamın bu kadar rahat ve yüzeysel kurduğu cümleler karşısında bir kez daha yutkunmaya çalıştı ama boğazındaki o keskin düğüm izin vermedi. Adamsa onun bu çaresiz haline daha fazla şahit olmak istemiyormuş gibi arkasını döndü.
"Ben duşa giriyorum." dedi banyoya doğru yürürken.
"Çıkarken kapıyı çekersin. İstersen mutfaktan su alabilirsin."
Banyo kapısının kapanma ve hemen ardından gelen suyun akan sesi, Deniz için harekete geçme sinyali oldu. Bir saniye bile daha bu odada, bu havanın içinde kalmaya tahammülü yoktu.
Kasıklarındaki ve belindeki o keskin sızıya rağmen yataktan doğruldu. Ayakları yere bastığında başı şiddetle döndü, bir an komodine tutunmak zorunda kaldı. Gözyaşlarını kolunun arkasıyla hızla silerek yerlere saçılmış kıyafetlerini toplamaya başladı.
İç çamaşırlarını, pantolonunu elleri titreyerek giydi. Her bir hareketi, bedenindeki acıyı daha da belirginleştiriyordu ama durmadı.
Ayakkabılarını giyerek yatak odasından hızla çıktı. Koridorda yürürken banyodan gelen su sesi zihninde yankılanıyordu. Amacı sadece bir an önce o kapıdan dışarı çıkmak, o buz gibi sokağa adım atıp bu kabustan uyanmaktı.
Tam dış kapının kulpuna uzandığı sırada, vestiyerin altındaki sehpadan yere düşmüş olan küçük, sert bir kağıt parçasına takıldı gözü. Ayakkabısının ucuyla neredeyse üzerine basacaktı, duraksadı.
Eğilip yerdeki kağıdı aldı ve çantasına atıp hızlıca çıktı evden.
•••••••
Beğendiniz mi girişiii???
Kafamda o kadae çok şey var ki ama somutlaştırmak bir metne çevirmek zaman alıyor🥹
Görüşmek üzeree💞
