1. BÖLÜM - KARANLIGIN KRALI

273 22 82
                                        


Aras, yirmi üç yaşında, ailesinin borçları yüzünden çalışmak zorunda kalan genç bir adamdı.

Köylerinde doğru düzgün iş kalmayınca başkentteki sarayda hizmetçi arandığını duydu ve fazla düşünmeden başvurdu.

Ücreti, ailesinin aylarca geçinmesine yetecek kadardı.

Tek sorun, sarayın kendisiydi.

Dağın yamacına kurulmuş bu devasa yapı, uzaktan bile insanın içini ürpertiyordu.

Siyah taş duvarlar.

Yüksek kuleler.

Ve neredeyse hiç ışık olmayan yüzlerce pencere.

Aras sarayın kapısından içeri girdiğinde ilk fark ettiği şey sessizlik oldu.

Hizmetçiler konuşmuyordu.

Muhafızlar başlarını eğerek yürüyor, kimse birbirinin gözlerine bakmıyordu.

Aras kendisine verilen odaya yerleşirken yanında çalışan yaşlı hizmetçiye dayanamadı.

"Burada neden herkes bu kadar sessiz?"

Kadın elindeki çarşafı katlamayı bıraktı.

"Kral yüzünden."

Aras kaşlarını çattı.

"Kral mı?"

Kadın etrafına bakındı.

Sonra sesini iyice alçalttı.

"Teoman."

Bu ismi söylerken bile korkmuş gibiydi.

Aras daha fazla soru soramadan kadın odadan çıktı.

O gece Aras yatağında dönüp durdu.

Uyuyamıyordu.

Tam gözlerini kapatmıştı ki...

Tak. Tak. Tak.

Kapısı çalındı.

Aras doğruldu.

"Kim?"

Cevap gelmedi.

Kapı yavaşça açıldı.

Karşısında siyah giyimli bir muhafız duruyordu.

"Aras?"

"Evet."

"Kral seni odasına çağırıyor."

Aras'ın uykusu bir anda kaçtı.

"Kral mı?"

Muhafız başını salladı.

"Şimdi."

---

Aras, sarayın en üst katına hiç çıkmamıştı.

Koridorlar giderek sessizleşti.

Muhafız sonunda büyük, siyah bir kapının önünde durdu.

Kapıyı açtı.

"İçeri gir."

Aras içeri adım attı.

Oda beklediğinden daha karanlıktı.

Pencerelerin perdeleri tamamen kapalıydı.

Yalnızca masanın üzerindeki birkaç mum yanıyordu.

Odanın diğer ucunda biri pencerenin önünde duruyordu.

Sırtı Aras'a dönüktü.

"Kapıyı kapat."

Aras kapıyı kapattı.

Adam yavaşça döndü.

Teoman.

Aras onu ilk kez görüyordu.

Yüzü gençti.

Fakat bakışlarında yaşından çok daha eski bir şey vardı.

Teoman birkaç saniye boyunca Aras'ı inceledi.

"Yaklaş."

Aras birkaç adım attı.

Teoman'ın bakışları yüzünden boynuna kaydı.

Sonra tekrar gözlerine döndü.

"Soyadın ne?"

"Aras Demir."

Teoman'ın ifadesi bir anda değişti.

"Demir..."

Masaya doğru yürüdü.

Üzerindeki eski bir mektubu aldı.

Mührü kırılmıştı.

Teoman mektubu Aras'a uzattı.

Aras kâğıdı açtı.

İlk satırı okuduğunda yüzü değişti.

Aras Demir.

Kendi adı.

"Bu... benim adım."

"Biliyorum."

Aras başını kaldırdı.

"Bunu nereden buldunuz?"

Teoman cevap vermedi.

Aras mektubu okumaya devam etti.

Yazı çok eskiydi.

Fakat son satırı netti.

Mühür üçüncü gecede kırılacak.

Aras'ın kalbi hızlandı.

"Bu ne demek?"

Teoman ona doğru yürüdü.

"Babanı tanıyordum."

Aras dondu.

"Babamı?"

"Evet."

"Nasıl?"

Teoman'ın yüzünde hiçbir duygu yoktu.

"Çünkü baban yıllar önce bu saraydan bir şey çaldı."

Aras başını salladı.

"Babam böyle bir şey yapmaz."

Teoman'ın bakışları sertleşti.

"Yaptı."

"Ne çaldı?"

Teoman sustu.

Sonra Aras'ın tam karşısında durdu.

Aralarında yalnızca birkaç adım vardı.

"Benim hayatımı."

Aras hiçbir şey anlamadı.

"Ne?"

Teoman gözlerini kapattı.

Bir süre sessizlik oldu.

Sonra çok sakin bir sesle konuştu.

"Babanı öldüren kişi bendim."

Aras'ın elindeki mektup yere düştü.

Teoman ona bakmaya devam etti.

"Ve şimdi seni neden buraya çağırdığımı anlayacaksın."

Aras'ın sesi titredi.

"Neden?"

Teoman'ın gözleri karardı.

"Çünkü babanın sakladığı şey hâlâ sende."

Aras geri çekildi.

"Bende hiçbir şey yok."

Teoman'ın dudaklarında belli belirsiz, ürkütücü bir gülümseme oluştu.

"Henüz yok."

Mumların alevleri aynı anda söndü.

Oda karanlığa gömüldü.

Ve karanlığın içinden Teoman'ın sesi duyuldu.

"Üç gün sonra olacak."

BÖLÜM 1 SONU

DERİN MÜHÜR  | ARTEO Stories to obsess over. Discover now