İHTİRAS Part1

7 0 0
                                        


BÖLÜM 1

MASAL

Merhaba, ben Masal.

On sekiz yaşındayım ve üniversite için İstanbul'a yeni taşındım.

Aslında taşınmak benim için tamamen yeni bir şey değildi. Abim Mert, aile evinden ayrılıp İstanbul'da kendine bir ev tutmuştu. Ben de üniversiteyi burada kazanınca yurtta kalmak yerine onun yanında kalmaya karar vermiştim.

Böylece birkaç aydır abimle beraber yaşıyordum.

İlk başlarda her şey biraz garip gelmişti. Yeni bir şehir, yeni bir üniversite, yeni insanlar...

Ama zamanla alışmıştım.

Üstelik burada Nehir vardı.

Üniversitede tanıştığım ve kısa sürede en yakın arkadaşım olan Nehir.

O gün ders çıkışı kampüsten çıkarken telefonum çaldı.

Arayan Nehir'di.

"Aşkımm, akşam ne yapıyorsun?"

"Hiç. Eve geçeceğim. Sen canım?"

"Ben de eve geçeceğim."

"Bu akşam bize gelsenee," dedim. "Abim yemek yapacakmış hem biraz laflarız özledim görüşemiyoruz ders saatlerinden dolayı."

Nehir birkaç saniye sustu.

"Yok ya Aşkım, bugün gelemem. Evde halletmem gereken birkaç şey var."

"Emin misin ya iyi olurdu?"

"Eminim. Hem başka zaman gelirim."

"Tamam o zaman."

Telefonu kapattığımda istemsizce gülümsedim.

Nehir'in her zaman bir bahanesi olurdu.

Ben de fazla üstelemedim.

Akşam eve geldiğimde Mert mutfakta bir şeylerle uğraşıyordu.

"Geldin mi?"

"Geldim."

Çantamı koltuğa bırakıp mutfağa geçtim.

"Ne yapıyorsun?"

"Akşam yemeği."

"Bunu sen mi yapıyorsun?"

Mert bana dönüp kaşlarını kaldırdı.

"Ne demek bu şimdi?"

"Şaşırdım sadece."

Güldü.

Sonra sanki aklına yeni gelmiş gibi bana baktı.

"Bu arada akşam Aras gelecek."

Elimdeki su bardağını masaya bıraktım.

"Aras mı?"

"Evet. Beraber yemek yiyeceğiz."

Başımı salladım.

"Tamam."

Aras Vardar.

Abimin en yakın arkadaşı.

Bizi tanıdığımdan beri hayatımızın bir parçasıydı. Mert'le arkadaşlıkları o kadar eskiydi ki Aras'ı neredeyse aileden biri gibi görüyordum.

Sık sık bize gelir, bazen saatlerce Mert'le oturup konuşurlardı.

Ben de onunla konuşurdum elbette.

Ama hiçbir zaman başka bir şey hissetmemiştim.

Ta ki o güne kadar.

Akşam olduğunda sofrayı hazırlamaya yardım ettim.

Mert sürekli telefona bakıyordu.

"Ne yapıyorsun?"

"Aras nerede kaldı diye bakıyorum."

"Birazdan gelir."

Tam o sırada kapının zili çaldı.

Mert ayağa kalktı.

"Geldi."

Ben de mutfaktan çıkıp salona geçtim.

Mert kapıyı açtığında Aras'ı gördüm.

Her zamanki gibi sakindi.

Üzerinde koyu renk bir gömlek vardı. Elinde de küçük bir poşet taşıyordu.

"Müsait miyim?" diye gülerek sordu.

Mert güldü.

"Gel lan."

Aras içeri girdi.

Gözleri önce Mert'i buldu.

Sonra bana döndü.

Ve o an...

Nedense nefesimi tuttuğumu fark ettim.

Bakışları birkaç saniye üzerimde kaldı.

Ben de gözlerimi ondan çekemedim.

Oysa bu adamı yıllardır tanıyordum.

Ama ilk defa...

İlk defa onu gerçekten görüyormuşum gibi hissettim.

Aras başını hafifçe eğdi.

"Merhaba, Masal."

"Merhaba."

Sesimin neden bu kadar kısık çıktığını bilmiyordum.

Mert hiçbir şey fark etmeden mutfağa yöneldi.

"Haydi, yemek soğumadan oturalım."

Aras onun peşinden giderken ben olduğum yerde birkaç saniye daha kaldım.

O akşam neyin değiştiğini henüz bilmiyordum.

Ama bir şeylerin değiştiğinden emindim.

Çünkü Aras Vardar'a ilk defa...

farklı bakmıştım.

İHTİRASStories to obsess over. Discover now