Viko

7 0 0
                                        


12.04.1926, Cumartesi

"Sizce insanın yaşam amacı kim olduğunu bulmak mıdır, yoksa olmak istediği kişiyi yaratmak mı?" O an farkında olmasam da bu sorunun cevabı beni, çift yumurta ikizim Nori'yi ve sevgilisi (şimdilik sadece iş ortakları olduklarını iddia etseler de) Sai'yi günlük rutinimizden, şu anki hayatımızdan çok farklı yerlere götürebilirdi.

Soruyu istemsizce sesli sormuştum, ancak dostum Sai bu soruya bir cevap düşünme zahmetinde bile bulunmadı. Sadece önündeki dosyalara biraz daha abandı. Noriyse biraz düşündü. Ama bir cevap bulamamış olacak ki o da sustu, gelen mektuplara çokta ilgili olmayan bir yüz ifadesiyle göz gezdirmeye devam etti.

Çokta büyük olmayan bu daireyi 3 kişi paylaşmamıza rağmen içerideki sessizlik resmen çok gürültülüydü, üzerimde ağırlığını hissediyordum. Sessizlik karnımda bir şeyler hissetmeme sebep oluyordu, kelebek hissine yakın ama aynısı diyemem, bu daha çok iğrenç kurtçuklar gibi, midemi bulandırıp kusmak istememe sebep oluyordu.

Sorduğum bu soruyu önümdeki deftere de yazmıştım, ama devamını getiremiyordum. Cevabı bende bilmiyordum zaten, neden yaşıyoruz ki? Kim olduğumuzu bulmaya çalışmak için mi? Yoksa kendimize uygun gördüğümüz, kafamızda yarattığımız en iyi versiyonumuzun kalıplarına uymaya çalışmak için mi? Belki de cevap ikisi de olabilir, ya da ikisi de değildir, bilemiyorum.

Defterin kapağını kapattım, sorunun cevabını bulmam uzun sürecek gibi görünüyordu. Oturup beklemeye lüzum yoktu. Ayağa kalkıp tekrar ev arkadaşlarıma döndüm, onları baştan aşağı süzme ihtiyacı hissettim, kahkahaların ve yüksek sesli konuşmaların eksik olmadığı evimizde şimdi sadece kağıt hışırtıları olması beni içten içe rahatsız ediyordu, sanki tek başımaymışım gibiydi. Sesleri çıkmazken kendimi onların bir hayal ürünü değil de orada olduklarına ikna etmenin tek yolu ya onları uzun uzun süzmek, ya da fiziksel bir temastı.

10-15 saniyelik sessizliğin ardından konuştum. "Kahve?" Nori mektup yığınından (muhtemelen Sai ve kendisine gelen vaka teklifleri) başını kaldırıp konuştu, "Ben zaten çay yapmıştım, ocakta". Elinde muhtemelen baya canını yakmış bir yanık izi vardı, "Elini de mi öyle yaktın?" diye sordum bir anda, ağzımdan çıkıverdi. Sadece onaylar bir şekilde başını sallayıp "hıhı" diye mırıldandı. Sai'nin de dikkatini çekmiş olacak ki o da sonunda başını kaldırıp baktı, "Acıyor mu?" Diye sordu. Endişelenmiş olacak ki bir an için ayağa kalkıp yakından bakmaya yeltendi, ama sonra olduğu yerde kalmayı seçti. "Çokta değil, takma". "Yakında tüm parmaklarını yakacaksın" dedi ve kalkıp mutfağa yöneldi. "Çay?". Nori de ben de kafamızı onaylarcasına salladık, sonra Sai mutfağa gitti ve elinde 3 çay ile geri döndü, odanın ortasındaki masaya koydu, kendisi de koltukta Nori'nin yanına yerleşti. "Eline bakayım" diye mırıldandı ve Nori cevap veremeden elini kendi ellerinin içine aldı, canını yakmamaya dikkat ediyordu. Tam bir şey daha söyleyecekti ki Nori gördüğü ilgiden hoşlanmasına rağmen lafını yarıda kesti, ona bir zarf uzattı, "Ben iyiyim, onu boşver de şuna bak" dedi. Sai istemsizce Norinin elini bıraktıktan sonra zarfı açtı, okudu. Okuduklarına inanamamış gibi tekrar okudu, sonra zarfı masasında diğer tüm zarflardan ayrı bir rafa koydu ve Nori'ye dönüp "Benim için mektubu gönderen kişiyi arayıp bu vakayla ilgilendiğimizi söyler misin?" dedi.

Nori odadan çıktığı anda hızla ayağa kalkıp masasından bir kitap aldı, yıllar önce yazdığım, çıktıktan sonra ben dahil kimsenin yüzüne bakmadığı kitabımın eski bir basımıydı. Kitabı bana verdi, "İyi dinle, Viko... Doğru zaman geldiğinde bunu bulmasını sağla" dedi. "Ne?" Kitabın kapağına yapıştırılmış bir not vardı "Sevgili Nori'ye". İçini açmaya yeltendiğim anda beni tuttu, "Sakın. Sadece sakla, doğru zaman geldiğinde bunu ona ulaştır." Dedi. Nori'nin geldiğini duyunca kitabı çekmecelerimden birine koymak için kalkarken sordum, "Doğru zaman ne zaman gelecek?" Çok saçmaydı. Ben nasıl anlayabilirdim ki? Ya doğru zaman geldi sanıp yanlış bir anda verirsem? Ya da doğru zamanın geldiğini anlamayıp hiç vermezsem? Ama o bana cevap veremeden Nori tekrar yanımıza geldi, "Telefonu açan olmadı". Sai askılıktan ceketini aldı ve "O zaman ben yazılı adrese gidip haber vereyim, hem önden bir araştıracağımız yere bakmış olurum. Sonra da seninle birlikte gideriz, Nori" dedi, Nori başıyla onayladıktan sonra Sai evden çıktı. Kapının kapanışı her zamankinden farklı gelmemişti. Ben de günün kalanını kitap okuyarak ve uyuyarak geçirdim.

Doğru Zaman GeldiğindeStories to obsess over. Discover now