We've updated our Content Guidelines.
Review the latest guidelines to keep sharing stories safely.

Bölüm1

3 0 0
                                        

Çok geçmiş bir zaman diliminde antik bir liman şehrinde büyükannesi ve anne, babasından ona miras kalan kendinden on yaş küçük kız kardeşiyle birlikte yaşayan, on altı yaşında alımlı, narin ancak bir o kadar da cesur ve yaşına rağmen her işin üstesinden gelmeye çalışan genç bir kız yaşarmış.

Odesia Krallığı yüzyıllar önce dağın eteklerine kurulan antik bir liman şehri olan bir krallıktı. Kral ve onun veliaht Prens halkın huzuru için gerekirse kendi kellelerini uçururdu. Krallık, balık ve tarım alanlarında zengindi. Hemen hemen şehirde herkes geçimini tarım ve balıkçılıktan kazanıyordu.

Kraliçe Prensi doğururken hayatını kaybetmişti. Bu Kral'ı uzun yıllar boyunca uzun bir yasa tutmuştu. Ancak Kral Prens'i Kraliçe'ye uygun bir şekilde yetiştirmiş ve onu her alanda bilgi sahibi biri yapmıştı. Bu yıl Prens yirmi yaşına girmiş ve kendini birçok alanda ve dövüş alanında babasına kendisini ispatlamıştı.

Kral için Prens çok güçlü bir veliahttı. Daha on altısında babasıyla savaş meydanında düşmanı geri püskürtmüştü. Cesur ve çevikti. Azimli ve ciddiydi. Kurallara uymayı pek sevmese de bu zamana kadar babasına karşı saygısızlık etmemişti.

Kral Prensin ondan da daha iyi bir Kral olacağından emindi.

Halk Kral için resmen ölürdü. Kral'da halkı için. Halkının refahı ve huzuru Kral için her zaman ön planda olmuştu. Bu liman şehrinin yüzyıllarca kat be kat büyümesinde rahmetli eski Kral ve kendisi gibi onuruyla çalışan cesur halkının payı çoktu. Hatta burası onların sayesinde yüzyıllardır var olmuştu. Halkının çalışkan ve sadık olması Krallığı her geçen yıl zenginleştiriyor ve refah düzeyini artırıyordu.

Odesia Krallığı'nda suç oranı çok düşüktü. Çünkü en ufak bir barbarlığa izin verilmezdi ve eski Kral'ın koyduğu katı kurallar sayesinde insanlar suç işlemekten korkar olmuştu. Tabi ki başka şehirlerden gelen ve huzur bozan kişiler arada oluyordu. Bu kişiler bizzat Kral ve Kral tarafından kurulan mahkemece cezalandırılıyor veya idam ediliyordu.

Yaklaşık dört yıl öncesine kadar çıkan veba hastalığı şehirlerinde birçok kişinin ölümüne sebep olurken Kral canla başla uzak şehirlerden şifacıları şehre getirtmesine rağmen bir çok insan bu hastalık yüzünden hayatını kaybetmişti.

Bunlardan ikisi Freya ve Eva'nın anne ve babasıydı. Anne ve babası ölmeden önce tarımla uğraşıyorlardı. Dağın eteklerinin hemen orta kısmında bir ormanlık alan vardı. Buranın hemen arkasında ise verimli bir arazi vardı. Tarımdan anlayan halk burada ekip biçme yapıyorlar ve geçimlerini bu şekilde sağlıyordu.

Onlar öldükten sonra Freya ve kardeşine büyükanneleri sahip çıkmış onlarla birlikte pazarda elma, armut ve diğer çeşitli sebze satarak geçimlerini sağlıyorlardı. Zaten büyükannesinin de mesleği anneden kalmaydı. Ayrıca Kral halkından çok fazla vergi almıyor onlara yardımda bulunuyordu.

Freya çok akıllı bir kızdı. Okuma ve yazmayı şehre gelip giden tüccarlardan öğrenmiş, hesap yapmayı ise babasından öğrenmişti. Babası ona küçük yaşlarda eğitim verse de kardeşinin babasının bu üstün yeteneklerinden faydalanamamasından dolayı çok üzülüyordu. Ancak elinden geldiğince Freya kardeşini de eğitecekti. Onu her zaman koruyup kollayacak, onun her şeyin en iyisiyle karşılaşmasını sağlayacaktı.

Çok sevdiği dostu Aleandro'yla doğduğu günden bu yana her şeyi birlikte yapıyor ve neredeyse aralarında hiç su sızmıyordu. Aleandro'nun babası balıkçıydı. Sürekli denize açılıyor ve pazarda Aleandro'yla tuttuğu balıkları satıyordu. Aleandro'da annesini vebada kaybetmiş babasıyla birlikte kalmıştı.

Bu hastalık yüzünden birçok aile dağılsa da geride kalanlar yine hep birlikte yaralarını sarmışlar ve hayata tutunmaya çalışıyorlardı.

Freya her zamanki gibi beline bağladığı önlüğünü silkeleyip üzerindeki tozu attıktan sonra Eva'ya baktı.

You've reached the end of published parts.

⏰ Last updated: 2 days ago ⏰

Add this story to your Library to get notified about new parts!

FREYAStories to obsess over. Discover now