Geçmiş*

14 3 4
                                        

BİRİNCİ BÖLÜM~

GEÇMİŞ*-

-LERA'DAN-

13 YIL ÖNCESİ*

Buraya nasıl geldiğimi bilmiyordum. Sadece tek hatırladığım annem ile uyuduğumdu. Başka hiç birşey hatırlamıyordum. Burası oldukça ürkütücüydü. Beni buraya kim getirmişti? Beni kaçırmış olmalıydılar. Bunu anlayabiliyordum. Fakat beni bağlamamışlardı. Unutmuşlar mıydı? Hayır, o kadar acemi değillerdir büyük ihtimalle. O halde beni bilerek bağlamamışlardı. Beni kaçıran kimse buradan kaçmayacağım konusunda oldukça eminmiş. Başkaları olsa 'çıkarın beni buradan, imdat, yardım edin' diyebilirlerdi. Ama ben sadece bekledim. Hiç ses çıkarmadım. Bir yaramazlık dahi yapmadım. Penceredeki boşluk sekiz yaşındaki bir kız çocuğunun geçmesi için uygundu ama bunuda yapmadım. Neden mi? Çünkü merak ediyordum. Bunu kimin, ne için yaptığını. Zaten bir süre sonra kapı açıldı.içeri iri bir adam girdi. Dikkatimi ilk çeken şey bir gözünün olmaması ve olmayan gözündeki pençe yarasıydı. Oldukça ürkütücü görünüyordu Ama ben hiç korkmadım. Boğazından hırıltılı bir ses yükseldi. Tamam! Lafımı geri alıyorum. Çok korkuyordum! Bu adam bana ne yapacaktı? Öldürmeyeceği kesindi bence. "abi..birşey sormak istiyorum da.. Bana ne yapacaksın..?" dedim. Adam henüz yeni fark ettiğim dolaptan lacivert bir t-shirt ve aynı renk şort çıkarttı. "seni eğiteceğim, evlat. Çünkü sen gerçekten inanılmaz bir kızsın" dedi yüzündeki içten gülümsemeyle. Birazda olsa rahatlamıştım. Ama beni eğitince ne olacaktı ki? İşte bunu ona sorabilirim, he bide adını sormayı unutmayayım. "abi, beni eğitince ne olacak acaba? Ve..isminiz nedir?" kiyafetleri bana uzatırken sorularımı cevapladı. "hani şu filmlerde var ya bir kadın birisini öldürür. sende ona dönüşeceksin zamanla. Ve Ülkenin en korkulan insanı olacaksın evlat, ve adıma gelirsek bana black diyebilirsin."

Dediklerinden az çok birşey anlamıştım ama ona Black demek biraz garipti. Ama bu onu istiyorsa demeliydim. Onun sözünün dışından çıkmayacaktım. Çünkü güçlü biri olmak çok istiyordum. "peki seni hep dinleyeceğim ve memnun edeceğim Black ! Buna emin olabilirsin!" dedim. Yüzünde tatmin eder bir gülümseme vardı. Normalde hep gülümseyen biri olduğunu hiç düşünmüyorum. bence benim yanımda hep gülümsüyor. "şimdi o verdiğim şeyleri giy ve bana seslen, kapının önünde bekliyor olacağım " dediğinde başımı tamam anlamında salladım.Yanımdan ayrıldı. Bende bana verdiği kiyafetleri giydim ve saçımı at kuyruğu yaptım. Beyaz renkteki tokaları takmayı da unutmadım. Şimdi tamamen hazırdım." black! Ben.. Ben hazırım! " dedim. Kapıyı açtı ve beni süzdü. Sonra bana "hadi gel" dedi. Minik adımlarla yanına doğru ilerledim. Merdivenlerden inerken "nereye gidiyoruz" diye sordum. Durdu ve beni kucağına aldı. Normalde başka biri yapsa o kişinin kolunu ısırırdım. Fakat Black'a çok çabuk alıştım sanırsam. O yüzden ona hiç birşey yapmadım. Beni taşırken "çalışma odasına, bir diğer değişle spor salonu diyebiliriz" dedi. Cevabımı almak beni oldukça mutlu etti..

🫀

​​​​kum torbasına vurmaktan ellerim uyuşmuştu.Bence bu kadar çalışmak yeterdi. Black da benimle aynı düşünmüş olmalı ki beni serbest bıraktı..

2018 YILI 26 AĞUSTOS

Black'ı tatmin etmek için kanla başla çalışıyordum. Yüzümdeki terler yüzümü yakıyor gibiydi. Keşke allie gibi rahat bir şekilde uyuyabilseydim. Gecenin 4'üydü ve muhtemelen black çalışmasına izin vermemişti. Bu ekipte en çok gördüğü kisi bendim. Amacını biliyordum ama daha büyük şeyler saklıyor gibiydi. Öğrenmek çok isterdim açıkçası. Şuan bir ormanın ortasinda ve cesed tasiyordum. Elimde pili bitmek üzere olan bir el feneri vardı. Kimi taşıdığımı bilmiyordum. Merak ettiğim son şey bile olamazdı açık olmak gerekirse. Lakin ben bunu gömeceğim yeri saatlerdir bulamamıştım. Biraz daha böyle giderse susuzluktan ve açlıktan bitap düşüp bayılacaktım. Adımlarımı hızlandırdım. Şimdi Elimdeki torba biraz daha ağır geliyordu. Fakat bu ağırlığı kaldiracabileceğimden bir süphemde yoktu. Daha ağır şeyler kaldırdığımda olmuştu. Biraz daha ilerledikten sonra tam karşımda kürek gördüm. İçime bir su serpildiğinde adeta koşan adımlarla küreğe ilerledim. Elimdeki cesed torbasını kenara koyup küreği avucumun içerisine aldım. Kazmaya başladım. Yorgunluktan bulanık görmeye başlamıştım. Ama bu işi bitirmek zorundaydım. Bitirmediğim halde yakalanırdım. Bundan daha kötü şeyler vardı. Bundan gıram korkmuyordum. Sadece bu işi bitirmezsem burda kalmaktan korkuyordum. Black bu işi tamamlamadan seni almaya gelmeyeceğim demişti. Sözünün eri birisiydi ve beni burada bırakabilecek kadar caniydi. Ben bunları düşünürken amaçladığım derinliğe ulaşmıştım. Cesedi kazdığım çukurun içine koydum ve üstüne tahtalar koydum. Tahtalar mantıksızdı ama bu kişiye acıdığım için koymuştum. Şuana kadar aldığım eğitimlerin hiçbirinde böyle birşey yoktu. Black gömdüğü kişilerin üstüne tahta koymazdı.Sanki ölen kişiyi lanetlemiş gibi. Kulağa oldukça ürkütücü geliyor olabilirdi ama bu benim şahsi fikrimdi. Toprak attım ölen kişiye. Onu sonsuz bir yolculuğa uğurladım kendimce. Umarım gittiği yerde az acı çekerdi. Nasıl birisiydi bilmiyordum ve iyi dileklerim ona ulaşırmıydı orası meçhuldu. Black iyi kimseye zarar vermezdi. Yani fiziksel olarak... Zihinsel olarak bende derin yaralar açmıştı. Piskolojim eskisinden daha da kötüydü. Kaybedecekmişim gibi hissettiğim benliğim bir boşlukta yuvarlanıyordu. Banaysa sadece izlemek düşüyordu. Belki çabalasam o boşluktan en temiz halimle çıkabilirdim. Fakat bir yanım herşey için çok geç olduğunu haykırıyordu. Belki o gün kaçsaydım daha temiz bir hayatım olacaktı. Güzel Sevgi dolu bir aile... Kim istemezdi ki o sıcacık evde sıcacık yemekleri yemeyi, Kahkaha dolu o yemek sofralarını,gece uyumadan önce masal okuyan bir anneyi,seni sarıp sarmalayan ve tüm kötülüklerden koruyan bir babayı. Tanrı beni tüm bunlardan esirgemişti. Belki bende black'ın kurbanları gibi lanetlenmiştim. Ah tanrı'm bana yardım et...
Görevimi tamamlamıştım. Black artık beni alıp allie'nin yanına götürebilirdi. Buna ihtiyacım vardı. Geldiğim yönden aynen geri döndüm. Yola ulaştığımda bir ağacın kenarına sırtımı yaslayarak oturdum ve black'ı bekledim. Heryerim toprak içinde kalmıştı.Bu gece çok kirlenmiştim. Hemde çok. Beni black bile temizleyemezdi artık. Zaten temizlemek istediğinide düşünmüyordum. Ah nerde kalmıştı bu adam? Umarım yine içki içerek uykuya dalmamıştı. Solumdan gelen bir araba gördüm. Başımı çevirdiğimde bulanık görmeme rağmen gelen arabayı tanımıştım. Blacktı. Arabayı durdurup indiğinde Gözlerim kapanmaya başlamıştı bile. Koşarak bana ulaştı. Önümde eğildi ve elini gözümün önüne getirerek şıklattı. Aklınca test ediyordu beni. Elini iktirdim.Ardından omuzuna dokunarak ayağa kalktım. Blackta kalktı ve beni kucağına aldı. Arabaya doğru ilerledi. Onun attığı her bir adımla burada olanları olduğu yere bırakıyordum. Olanlardan ötürü o kişiden özür diliyordum. Tanrım delirmiş gibiydim. Titremeye başlamıştım. Sanırım hiç kesilmeyen ataklarımdan birisine yakalanıyordum. Gözlerimden yaşlar akıyordu. Ağlıyordum ama sesim dahi çıkmıyordu. Sadece titriyor ve tırnaklarımı blackın koluna batırıyordum.Oluşan yorgunlukla gözlerim kendisini uykuya bıraktı.
Daha fazla dayanamadım.

~🫀~

Gözlerimi araladım. Sarı loş ışıkla beraber gözlerim yandı. Gözlerim koluna kaydı. Serum takılmıştı. Yan tarafıma baktığımda allie yi gördüm. Can dostum uyuyordu. Herşeyden habersiz. Bana olanlardan ve yaşananlardan habersiz. O ölen kişinin yaşadıklarından habersiz, güzelce soluyarak uyuyordu, birtanem. Ona kızamazdım. Ona kıyamıyorken kızmam bir hayli zordu. Olanlar onun suçu değildi. Blackın yaptıklarının günahını onun o güzel sırtına yükleyemezdim. Olanlardan dolayı üzgün ve kırgın olabilirdim. Fakat yaşananların sorumlusu o değildi. Allie'nin sesi kulaklarıma doldu. "Babacığım"
Sayıklıyordu. "Babacığım gel beni kurtar" olanlardan habersiz black'a sesleniyordu. Ve evet black ona baba dememiz gerektiğini söyleyip duruyordu. Beni kaçırdığı ilk zamanlardan beri. Lakin ben ona asla ısınamamıştım. Eğer ona baba diye seslenip ona sığınırsam beni yüz üstü bırakmayacağı ne malumdu? Fakat allie herkese çabuk bağlanırdı. Bense bir kenara geçerek onu izler ve ona birşey olmasın diye tetikte olurdum. Bana bu öğretilmişti. Dostlarımı daima korumak. Fakat bu öğretilmeseydi eğer zaten ben bunu yinede yapardım onları canımdan daha çok seviyordum. Maria. Balım. O diğer odada tek başına kalıyordu. Onun yüzünü belirli saatlerde görüyordum. Herkesin eğitim saatleri farklıydı. Ayrı bir şekilde eğitim alırdık. Herzaman. Buraya geldiğim günden beri pişman olmadığım tek şey onları tanımaktı. Marina black'ın kızıydı. Onun canıydı. Keşke bende onun gibi olsaydım... Eğer onun gibi olsaydım belki beni severdi. Beni kullanmaktan vazgeçerdi belki? Ah ne saçmalıyorum ki o beni asla sevmezdi. Sadece birkaç dakika Pembe masallara inanmak istemiştim. Bana iyi gelir diye. Lakin beni daha çok yaraladığı ortadaydı.
- ZAMAN İLERLEDİ.AYLARCA BU ÇALISMALAR DEVAM ETTİ. GAYETTE İYİ İLERLİYORDUM.SEKİZ AY SONRA YANIMA BİR ERKEK ÇOCUĞU GELDİ ODA EKİBE EKLENMİŞ BİR ÇOCUKTU. AYNI BENİM GİBİ..SONRA İSE YILLAR GEÇTİ. BİZ BU ADAMIN ELİNDE BÜYÜDÜK. BİZE ÇOK GÜZEL BAKIYOR VE EĞİTİYORDU.ŞUAN YİRMİ İKİ YAŞINDAYIM. BLACK'IN DEDİĞİ GİBİ BİR KATİLE DÖNÜŞTÜM. ALMANYA'NIN EN BÜYÜK KATİLİ LERA DİYE HABERLERİN BAŞ KONUSU OLUYORUM.AMA BENİM BU NOKTAYA GELMEMDE EN BÜYÜK KATKISI OLAN KİŞİ BLACK. BİZ BİR EKİBİZ. HEMDE ÇOK GÜZEL BİR EKİP. BEN, MATTREW, MARİA, ALLİE, JOHN VE LİDERİMİZ

BLACK. GERÇİ ÇOĞUNLUKLA BEN KAFAMA GÖRE TAKILIYORUM. ARADA ÇETEYE YÖN VERDİĞİM DE OLUYORDU.

ÖLÜ BEDENLER? -Stories to obsess over. Discover now