Burdaki yazılar hikayenin asıl konusudur ve aslında gerçeklerdir.
🇹🇷
VATAN
Eğer biri seni vatanından koparıp karanlık bir yere sürüklerse ve elin kolun bağlıysa, yapabileceğin tek şey vardır: güvenmek.
Vatana güven. Millete güven. Yanındaki insanlara güven. Çünkü bazen insanın sığındığı ilk vatan, yanında duran insanlardır. Onlar seni en derin kuyulardan çıkarıp yeniden toprağına, geçmişine ve kalbine götürebilir.
Ama hâlâ hareket edebiliyorsan, hâlâ sesini duyurabiliyorsan; umudunu kaybetme. Çünkü özgürlük, vazgeçenlerin değil, inananların mirasıdır.
Bu topraklar kolay kazanılmadı. Nice fedakârlıklarla kurulan bir gelecek, unutkanlıkla korunamaz. Bir milletin en büyük gücü, hafızası, inancı ve birbirine olan bağlılığıdır.
Mustafa Kemal Atatürk'ün Gençliğe Hitabesi'nde söylediği gibi: "Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur."
Bu söz yalnızca bir cümle değil; sorumluluk, umut ve geleceğe bırakılan bir emanettir.
Çünkü vatan, sadece üzerinde yaşadığın toprak değildir. Vatan; uğruna sevdiğin, koruduğun ve yaşattığın değerlerdir.
vurulup ömrünün ilkbaharında kanından çiçekler açar yarında
İşte kanında açan çiçek gelinciktir.....
Yüreğinde büyüyen acının, kaybedilen masumiyetin ve yarım kalan hayallerin çiçeği… İşte o çiçek bir gelincikti.
Onların hikayeside, aslında bir papatyanın gelinciğe dönüşme hikâyesiydi.
Papatya gibi sevilen, seven, güven veren ve naif bir kızın; hayatın en sert yüzüyle karşılaşıp bambaşka birine dönüşmesiydi. Neşesiyle çevresine ışık saçan, insanlara umut veren bir kızın, yaşadıkları karşısında güçlü bir kale gibi dimdik durmayı öğrenmesiydi.
O kızın adı Çağla’ydı.
Çağla… İsminin anlamı gibi coşkulu, hayat dolu ve çevresine mutluluk veren biriydi. Gülüşüyle insanlara cesaret aşılayan, kalbi sevgiyle dolu bir kızdı. Ancak hayat ona hiç beklemediği bir yüzünü gösterdi. Bir zamanlar yalnızca hayaller kuran o kız, artık ayakta kalmak zorunda olan, korkularıyla yüzleşen güçlü bir bireye dönüşmüştü.
Yağız vardı sonra…
Adı gibi yiğit, güçlü ve gururlu biriydi. Güler yüzlü, centilmen ve hayatın güzel yanlarını görebilen bir gençti. İçindeki neşeyi söndürmek isteyenlere rağmen, sahip olduğu değerlerden vazgeçmeyen biriydi. Yaşadıkları onu değiştirdi; daha sert, daha kararlı ve daha dayanıklı biri haline getirdi.
Çağla ve Yağız bu yüzden birbirlerine benziyorlardı. İkisi de hayatın kendilerinden aldığı şeylere rağmen umutlarını kaybetmeyen, inandıkları değerleri korumaya çalışan iki gençti.
Onlar henüz on altı yaşındaydı.
Sadece hayal kurmaları, gülmeleri ve geleceği düşünmeleri gereken bir yaştaydılar. Fakat hayat onlara hiç hak etmedikleri yükleri taşıttı.
Söylesenize…
On altı yaşındaki bir çocuğun acıyla, korkuyla ve kayıplarla sınanmasını kim isterdi ki?
Belki de onların hikâyesi tam olarak buydu:
Bir papatyanın, yaşadığı fırtınalardan sonra bir gelinciğe dönüşmesi…
Bu Vatan Kimin?
Bu vatan toprağın kara bağrında,Sıradağlar gibi duranlarındır.
Bir tarih boyunca onun uğrunda,
Kendini tarihe verenlerindir.
Tutuşup kül olan ocaklarından,
Şahlanıp köpüren ırmaklarından,
Hudutta gaza,bayraklarından,
Alnına ışıklar vuranlarındır
Ardına bakmadan yollara düşen,
Şimşek gibi çakan, sel gibi coşan,
Huduttan hududa yol bulup koşan,
Cepheden cepheyi soranlarındır.
İleri atılıp sellercesine,
Göğsünden vurulup tam ercesine,
Bir gül bahçesine girercesine,
Şu kara toprağa girenlerindir.
Tarihin dilinden düşmez bu destan,
Nehirler gazidir, dağlar kahraman,
Her taşı yakut olan bu vatan,
Can verme sırrına
erenlerindir.
Gökyay’ım ne yazsan ziyade değil,
Bu sevgi bir kuru ifade değil,
Sencileyin hasmı rüyada değil,
Topun namlusunda görenlerindir.
Bu bölüm tanıtım gibi düşünün milli bağları hatırlatan iki gözü kara turk gencinin nasıl değiştiğini anlatan konuyu anlatan bir bölümdü.
Seviyorsunuzzz🩷🩷🩷
YOU ARE READING
Kanlı Gelincik
Actionteröristler tarafından kaçırılan 16,17 yaşındaki çocuklar bir ormanda tutsak tutuluyor bunlardan biride çağla arkadaşları ile birlikte sıradan bir gün geçirmek isteyen çağla teröristler tarafından kaçırılıyor. Ormanda yağızla tanışan çağla teröristl...
