(Jang Tae Hoon'un anlatımıyla)
Annem benim hep başarılı olduğumu söyleyerek beni gururlandırırdı..
Fakat 2 yıl önce bir cinayete kurban gitti.
Ben de öğretmen olmaktan vazgeçip, dedektif oldum.
Ah, bir dakika kendimi tanıtayım.
Ben Jang Tae-hoon. 29 yaşındayım
Neden öğretmenlikten vazgeçip dedektif olduğumu merak ediyosunuzdur di mi?
Eh, bilmiyorum. Öhm.. Tabi ki de böyle bir açıklama yapmicam. Öğretmenlik maaşını beğenmeyip aksiyon aramaya koyuldum mu diyecektim?
Ben annemin katilini yakalamak için dedektifliği seçtim. Zaten küçükken hep dedektif olmayı hayal ederdim.
2 yıl süren araştırmalarım sonucu o serseriyi yakaladım, kendi ellerimle.
Her neyse, benim hayatım dedektif olmama rağmen son derece sıkıcıydı.
Ta ki Seul adliyesinden podyumdan fırlamış gibi duran o sinir bozucu kişi girene kadar..
...
(Yazarın anlatımıyla)
Şehrin adliyesi iyice karışıyordu çünkü az önce bir katil, Yargıç Lee Si-Woo'nun kararıyla serbest bırakılmıştı.
Kurbanın annesi hıçkıra hıçkıra ağlarken bir yandan da kızını öldüren katile hakaretler yağdırıyordu.
"Seni gidi babasının parasıyla yıkanan züppe!"
Yargıç Lee adliyeden çıkarken kurbanın annesi Seo Hanım, kollarını iki yana açarak Yargıç Lee'nin önünü kesti ve onu yakasından tuttu.
"Yargıç Lee hiç mi kalbiniz sızlamadı o şerefsizi serbest bırakırken? Geceleri nasıl uyuyabiliyorsunuz siz?"
Yargıç Lee o sırada önüne geçen kadına doğru eğildi ve o kadar kısık bir sesle kulağına fısıldadı ki, muhabirlerden biri mikrofonunu neredeyse kadının burnuna sokacaktı.
Katil zengin bir varis olduğu için çoktan basın oradaydı bile. Flaşlar sürekli patlıyor, Yargıç Lee'ye sorulan sorular hiç bitmiyordu.
Yargıç Lee bir süre durduktan sonra arabasına bindi ve oradan uzaklaştı.
....
Şimdi evine yargıç değil de Lee Si-Woo olarak giriş yapmıştı.
Aslında eve gelmek için can atıyordu çünkü... o aslında suçluları serbest bırakıp sonra kimliğini gizli tutarak onları iyice benzeten bir kişiydi.
"Vayy şu rospu cocuguna bak sen. Nasıl da gülümsüyordu soktuğum.
Hapisi boylamadan bu kadar kolay kurtuldu ama bakalım benim elimden kurtulabilecek mi."
Siyah maskesini ve şapkasını takıp evden çıktı. Artık hiç kimse onu tanıyamazdı.
(Bu arada bu akşamki serbest bıraktığı zengin bir varis olan katil, kurbanın nişanlısıydı.
Kurban olan Seo Hanım nişanlısını çok seviyordu fakat nişanlısı onu sevmiyordu aslında onu sevmiş gibi yapıp kandırmıştı.
Aynı evde kalmaya başladıkları gün Seo Hanım için cehennemdi çünkü nişanlısı onun asla dışarı çıkmasına izin vermiyor ve ailesiyle konuşmasına izin vermiyordu ayrıca onu her gün keyfi için dövüyordu.
Bir gün eve bir kadın getirdi ve Seo buna katlanamayarak bağırmaya başladı fakat bunun karşılığı çok kötü oldu. Katil, Seo Hanım'ı bıçakladı Seo Hanım yerden kalkmaya çalışınca da kadın onun kafasına eline geçirdiği vazo ile vurdu.
Ve onu öylece bırakıp gittiler.
Ve evet kaçtığı o kadın da suç ortağı sayılır fakat o her şeyi itiraf edip teslim oldu bile.)
Sonunda serbest bıraktığı o katili bulmuştu Yargıç.
Katil, bir barın önündeydi ve son derece sarhoştu.
"Ahh, bu çok kötü. Onu böyle savunmasız bir şekilde dövmek... adaletsiz" dedi Si-woo maskesinin altından sırıtırken.
Elini cebine atıp sokak lambasının altınd parıldayan sarı gülen yüz sticker'ını parmaklarının arasında çevirdi. "Ama neyse ki ben adil biri değilim."
Siyah bir araba barın önüne geldi ve bir ses "Efendim lütfen binin, babanız sizin için endişeleniyor."
"Hah, götüm." diye karşılık verdi sarhoş sesiyle. Ve tereddüt etmeden bindi arabaya.
Ve evet şoför, bizim Lee Si-woo'ydu.
Gülümseyerek gaza basmaya başladı.
Arkadan "Hah? Yavaş ol biraz seni gerizekalı zaten midem bulanıyor."sesi geldi.
Fakat Si-Woo buna hiç aldırış etmiyordu. Sırıtışı daha da artıyordu.
Bir süre sonra arkasından koltuğa tekmeler yağdığını fark edince ani fren yaptı.
Arka kapı açıldı ve katil dışarıya çıkarak kusmaya başladı.
"Ohh, sanırım bşraz fazla hızlı sürdüm efendim iyi misniz?" diye sordu Si-woo maskesinin altından sırıtarak.
Katil yeniden arabaya bindi ve Si-Woo tekrardan hızlı sürmeye başladı.
Bu sefer arka kapının camı tamamen açık olduğu için rüzgar katilin yüzünü yamuk yumuk ediyordu.
Katil hemen camı kapattı.
Biraz ayılmıştı.
Si-woo yine bilerek ani fren yaptı ve arkadaki şahıs sinirlenmeye başladı iyice.
"Seni gerizekalı! Sana tek bir iş verilmiş ve sen bunu bile beceremiyorsun!" diye bağırarak Si-Woo'nun boğazını sıkmaya kalktı.
Si-Woo, onun bileğinden tutarak elini ters çevirdi.
Katilin sesi yükseldi."AA! Seni küçük.."
Tam o sırada Si-Woo ona tek bir yumruk attı ve varis bayıldı.
"Küçük ne? Küçük adalet perisi mi? Haklısın bu gece senin için gökten indim." diyerek cebindeki o gülen yüz sticker'ını çıkarıp varisin alnına yapıştırdı.
Bir süre sonra uyanan varis, kendini karanlık bir sokakta buldu. Eli kolu bağlıydı ve karşısında onun uyanmasını bekleyen gangsterlar vardı.
Gangsterdan birisi "Baksanıza lan zengin uyanmış." Diğeri "Öldür şunu da gidelim zaten bütün parasını ve kartlarını aldık" dedi.
Onu döverek öldüren gangsterlar oradan uzaklaştılar.
Yargıç Lee onları izlemişti. "Ölümünün benim elimden olmaması çok üzücü. Ama olsun sticker'ım hala orada."
Kötü bir adam gibi durmak için ellerini iki yana açtı ve güldü.
"Hahhahahha!"
"Bir şey unuttum." diyerek çoktan ölmüş olan varisin yanına gitti ve onun yüzüne tahta kalemiyle bıyık çizdi.
"Benim şaheserim olduğun için iyi görünmelisin di mi ama? Başka bir dünyada iyi biri ol, swni piç."
Ve tekrar masum gülümsemesini takınarak yürümeye başladı.
...
YOU ARE READING
Gülen Yüz-BL
ActionGüney Kore'de polis olan Jang Tae-Hoon, suçluları hapse değil de öbür dünyaya gönderen Yargıç Lee Si-woo ile karşılaşır... İzlediğim onca k-drama'dan sonra yazmaya başladım bu kurguyu. Hikayem tamamen özgün sayılmaz.
