One Shot [M]

88 12 0
                                        


Büyük konser turnesinin ardından gelen o nadir ve sessiz akşamda, otel odasının ışıkları loş bir sarıya bürünmüştü. Yunho, odadaki boy aynasının karşısında durmuş, üzerindeki kıyafete bakıyordu. Beyaz, zarif dantellerden oluşan bu özel tasarım, teninde hem kışkırtıcı hem de inanılmaz estetik bir duruş sergiliyordu. Kumaşın dokusu, üzerindeki işlemeler ve vücuduna oturuşu tam anlamıyla büyüleyiciydi.

Kapı yavaşça açıldı. İçeri giren Mingi, yoğun geçen günün tüm yorgunluğunu üzerini değiştirip dinlenmek üzere unutmayı umuyordu; fakat aynanın önündeki silüeti gördüğü an adımları duraksadı.
Mingi'nin koyu renk gözleri, loş ışıkta parıldayan dantel detayların üzerinde gezindi. Birkaç saniyelik o derin sessizlikte, ikisi de birbirinin ne hissettiğini çok iyi biliyordu.

"Bu..." dedi Mingi, sesi her zamankinden biraz daha boğuk ve alçak çıkmıştı. Adımlarını yavaşça Yunho'ya doğru attı.

"Eğitim ya da sahne provası için değil, değil mi?"

Yunho aynadaki yansımadan Mingi'nin gözlerine baktı. Dudaklarında hafif, gizemli bir tebessüm belirdi.

"Sadece... bu geceye özel bir şey olsun istedim. Sadece ikimiz için."

Mingi, Yunho'nun arkasına kadar geldi. Ellerini yavaşça Yunho'nun beline koydu; parmakları dantelin ince dokusuna dokunduğunda aralarındaki elektriklenme hissedilir derecede arttı. Aynadan birbirlerinin gözlerinin içine bakarken, dış dünyadaki tüm o kalabalık, tempolu ve yorucu hayat bir anda yok oldu.

Mingi, eğilip Yunho'nun omzuna ve boynuna yumuşak, tutkulu öpücükler kondurmaya başladı. Her dokunuşta Yunho'nun nefesi biraz daha hızlanıyor, dantelin altındaki teni ısınıyordu. Mingi, Yunho'yu kendine doğru çevirdi ve gözlerini onun yüzünden bir an bile ayırmadan parmaklarını Yunho'nun saçlarının arasından geçirdi.

"Gerçekten büyüleyicisin," diye fısıldadı Mingi.

O gece, dışarıdaki yağmurun ve şehrin gürültüsünün ötesinde; sadece fısıltıların, derin tutkunun ve birbirlerine ait olduklarını hissettiren o özel anların gecesi oldu. Gece boyunca sürprizlerle dolu bu romantik atmosfer, ikisi için de uzun süre unutulmayacak bir anıya dönüştü.

Mingi'nin elleri Yunho'nun belinde biraz daha sıkılaşırken, aralarındaki son birkaç santimlik mesafe de tamamen kayboldu. Yunho, arkasında hissettiği bu tanıdık ve sarsıcı sıcaklıkla gözlerini hafifçe kapattı. Mingi'nin dudakları boynunun en hassas noktasına yerleştiğinde, Yunho'nun dudaklarının arasından karşı konulmaz, yumuşak bir inleme süzüldü.

"M-Mingi..."

İsmi, Yunho'nun nefeslerinin arasında adeta bir fısıltı gibi eriyip gitti. Mingi, bu ince davete yanıt vermekte bir an bile tereddüt etmedi. Dudakları Yunho'nun omuz çizgisinden yukarıya, çene hizasına doğru ağır ve yakıcı öpücüklerle ilerledi. Her bir dokunuş, dantelin altındaki tenin biraz daha ısınmasına ve Yunho'nun dizlerinin bağının çözülmesine yetiyordu.

Mingi, Yunho'yu yavaşça kendine doğru çevirdiğinde ikisinin de nefesleri birbirine karışıyordu. Mingi'nin koyu renk gözlerindeki tutku, loş ışıkta belirgin bir şekilde parıldıyordu. Bir elini Yunho'nun ensesine geçirip parmaklarını yumuşak saç tutamlarının arasına kenetledi; diğer elini ise dantelin üzerindeki kıvrımları takip ederek aşağıya, Yunho'nun bel boşluğuna indirdi.
Yunho, kendini tamamen sevdiğinin ellerine, onun ritmine bıraktı. Başını hafifçe geriye eğerek Mingi'nin boynuna ve köprücük kemiklerine erişimini kolaylaştırdı. Mingi'nin dudakları tekrar teniyle buluştuğunda, bu kez daha derin, daha arzulayan bir dokunuşla Yunho'dan bir inleme daha koptu. Bu ses, odadaki sessizliği yırtan en büyüleyici melodi gibiydi.

Yungi [MShot]Stories to obsess over. Discover now