❝Özgür mü? Özgürlük mü? Gidip kendini bir yalana tutsak ettin.❞
İnsan sadece kendine yarayanı mı severdi? Peki ya yaralayanı? Onu sevmek de kendine ihanet miydi?
Öyle olmalıydı.
İz'in Karaca'larının hikayesidir. Tamamen bağımsızdır ve alternatif evr...
Bu hikayede yer alan tüm kişi, kurum, olay ve mekanlar tamamen hayal ürünüdür. Gerçek kişi ve olaylarla olan benzerlikler yalnızca tesadüf eseridir. Kurgulanan emniyet teşkilatları, eğitim kurumları, şehirler, adli süreçler ve karakterler kurgusal bir evrene yönelik tasarlanmıştır. Gerçek hayattaki uygulamalarla birebir örtüşmeyebilir.
Bu kitap, argo, küfür, şiddet, yetişkin içerik (emin değilim), bağımlılık gibi tetikleyici ve olumsuz örnek olabilecek davranışları içermektedir.
Bu kitap eski usul bir dark romance kitabıdır. Karakterler siyah değil gridir. Yanlışları ve doğruları, kendilerince haklı gördükleri sebepleri ve inançları vardır. Takıntı teması yoktur.
Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.
14 yıl önce,Alayurt
Sonbaharın ortasında, beyaz bir kelebek.
Kanatlarını üzerine düşen yağmur damlalarına inatla çırpıyor, siyahlara bürülü insan kalabalığının arasında yolunu arıyor.
Kelebek etkisi.
Derler ki; bir kelebeğin kanat çırpışı kilometrelerce uzaklıkta bir kasırgaya sebep olabilir. Hepimiz hayatımızda, her an, farkında olsak da olmasak da milyonlarca seçim yapıyoruz. Her zamanki yoldan değil de farklı bir yoldan gitsem? Her gün gördüğüm ama selam vermediğim o kişiye nasıl olduğunu sorsam? Hiç yemediğim kurbağa bacağı aslında en çok seveceğim yemek olabilir mi? Başka bir aileye doğsaydım, yine bugünkü ben mi olurdum?
Hayatımı düğüm eden seçim hangisiydi?
Bana mı aitti yoksa bir başkasına mı?
İçimde tuttuklarımı ona söyleseydim, soğur muydu yüreğim?
"İyi bilirdik."
İyi bildiklerimizin kaçı gerçekten iyiydi?
Yağmur, taze toprağın üzerine bütün günahları yıkayarak dökülürken günahkarlar, şemsiyelerini açmış kefareti reddediyordu. Ağlayamayanlarımızın yerine şiddetle yeri dövüyordu.
Üzerime çöken siyah gölgenin ağırlığıyla bakışlarımı sonunda onun üzerinden ayırdım.
"Nergis, ıslanma anneciğim."
Sesindeki hüzün ve mahcubiyet sanki iliklerime kadar işlemişti. Biliyordum aklından geçenleri. Söyleyemezdi o. Kendine bile itiraf edemezdi.
"Peki."
Tıpkı diğerleri gibi, uzattığı şemsiyeyi tutup ben de altına girdim. Şimdi yağmur yalnızca iki kişinin üzerine yağıyordu. Kocasının mezarının başında feryat eden acılı kadın ve tek kelime etmeyen oğlu.
Annem yanımdan uzaklaşıp biraz olsun teselli etmeye çalıştı kendi yarısını toprağa gömen kadını. O da biliyordu çünkü bugünün geleceğini. Herkes biliyordu, bilmezden gelmek daha kolaydı sadece.
Babam ise son kez omzunu sıvazladı karşısındaki çocuğun. 'Başın sağ olsun oğlum.' demişti dudakları. Cevap vermedi. Yalnızca başını eğip kabullendi.
Kaç kişiden duydu bu sözleri emin değilim. Hiçbirine cevap vermedi. Başını salladı, gözlerini babasının üzerini örten kara topraktan ayırmadı. Bir adım bile atmadı. Saçları ıslandı, üzerindeki siyah takımı ruhunun bir yansımasıymış gibi daha da koyulaştı. Yalnızca bir şey istedi, annesini uzaklaştırmalarını.
Dağılan kalabalık acılı kadını sakinleştirmeye çalışırken başka bir yerde, başka bir kelebeğin kanat çırptığını hissettim. Sesi çok yakından gelmişti bu kez. Şiddetle. Göğsümün ta içinden.
Attığım her adımda bir başka kelebek çırptı kanatlarını. Beni ışığı solmuş yeşil gözlerle buluşturdular.
Başını hafifçe bana çevirdiğinde şemsiyemi uzattım. Üzerimize yağan kefareti kestim. Bütün kalabalık siyah kumaşın arkasında kaybolurken sadece ben, o ve mezar vardı.
Programlanmış bir robot gibiydi. Gözlerini ağır ağır kırptı, yüzlerce kez duyduğu kelimelerin bu kez de benim dudaklarımdan dökülmesini bekledi.
Yağmurun sesi içimdeki çığlığın yankısını bastırırken, yalnızca onun duyabileceği bir sesle serbest bıraktım her zaman söylemek istediğim, ancak hep gizlediğim kelimeleri.
"Keşke toprağa giren benim babam olsaydı."
Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.
"Ben o mezara babamı değil seni gömdüm. Başında ağlayamam."
𓇢𓆸
Bu ikiliyi diğer tarafta görüp çok fazla merak edenleriniz oldu her birinize teşekkür ederim. Geçmişleri Ülkü ve Asaf'tan daha ağır olduğu için orada anlatmak yerine giriş ve ilk bölümü paylaşarak burada anlatmak istedim. Böylece bir fikriniz olmuş olur.
İz'e ne kadar paralel gider bilmiyorum. Bir noktada alternatif zamanda geçiyormuş gibi düşünebilirsiniz. Yaşananlar, geçmişleri, hissettikleri birebir aynı. Yalnızca paralel gelen bölümlerde değişiklikler yaşanabilir. Nergis'in tavırları daha sert olabilir gibi gibi.
Gizem, polisiye, karmaşa hiçbiri olmayacak. Tamamen ikiliye odaklanacak hikaye. Dark romance bile diyemem. Evet, Özgür'e rağmen diyemem. Kim tahmin ederdi Özgür'ün Asaf'tan daha aklı başında olduğunu?
Bölüm sıklığı nedir? %100 dürüst oluyorum hiçbir fikrim yok. Gördüğü ilgiye ve aldığı yorumlara bağlı biraz. İz'in önüne geçmez orası kesindir ama. İz bittiğinde düzene girer.
Kapağı hiç beğenmiyorum bu arada fikri olan lütfen söylemekten çekinmesin😭